Psikoloji

Psikoloji Nedir

Psikoloji; İnsan ve hayvan davranışlarının altındaki zihinsel süreçleri ve aklını inceleyen bilim dalıdır. Zihinsel süreçler; düşünme, hatırlama, hissetme gibi içsel olgulardır. Psikologlar konuşmak veya hareket etmek gibi gözle görülebilir davranışları değil; duygu, algı, rüyalar, motivasyon, tutum gibi soyut ama dolaylı olarak ölçülebilen davranışlar üzerinde de çalışmaktadır. Davranışlar ve zihinsel süreçler sadece göz kırpmak kadar basit yada en zor matematik problemleri çözmek kadar karmaşık olabilir. Yani insanların yaptıkları, düşündükleri, hissettikleri hatta bedensel fonksiyonlarını sürdürmelerini sağlayan biyolojik aktiviteler bile psikoloji biliminin çalışma alanı içine girmektedir. Psikoloji davranışların nedenlerini, biyolojik ve genetik yönde değerlendirir, bu disiplin davranışların oluşumunda hangi duygulan, sosyal, gelişimsel faktörlerin devreye girdiğini anlamaya çalışan bilim dalıdır. Psikoloji insanların dünyayı nasıl algıladıklarını, dünyaya nasıl tepkiler verildiklerine bakılan, insanlarla nasıl ilişkiler kurduklarına, insanın düşünce tarzını , neler hissetliklerini, nasıl davrandıklarını sorgular. Psikolojinin yöntemi bilimseldir; kişilerle veya gruplarla olan problemleri çözerken odakladığı bilgi bu noktadır.

Psikolojinin Temel Yaklaşımları

Yapısalcılık: Yapısalcılığa göre insan kendi duygusal durumunu ve zihinsel süreçleri kendisinin test edebileceği belirtilmiştir. Yapısalcılıkta içsel duygular, sezgi ve düşünce gibi terimler üzerinde yoğunlaşmıştır. Bunların iç gözlem ( içe bakış) yöntemi ile olabileceğini belirten Titchener, bireyin kendini incelemesi ve olaylar karşısındaki kendi hissettikleri, aklına gelenleri dile getirmesi şeklinde belirtilen yöntemdir.

İşlevselcilik (Fonksiyonalizm): Yapısalcılığa tepki olarak ortaya konulan işlevselcilik, yapısalcıların zihnin sadece yapısı üzerinde durduğunu belirtmiş olduğunu ve zihnin yapısından daha çok işlevinin önemli olduğunu belirtmiştir. İşlevselcilik; zihin nasıl çalışır, ne yapar sorularına cevap arar. Algılama, düşünme ve öğrenme süreçleri gibi zihinsel süreçlere işlevselcilik önem verir.

Yapısalcılık içsel duygulara önem verir, işlevselcilik zihinsel süreçlere önem verir.

Davranışcılık: Zihnin doğuştan boş bir levha olduğunu her şey çevrenin etkisiyle şekillendiği savunulmuştur. Davranışı uyaran ve tepki ikilisini inceleyen John Watson öğrenme sürecini de ödüllendirme koşuluna bağlı olduğunu açıklamıştır. John Watson yapısalcılığı ( içe bakış) reddetmiştir.

Psikoanalitik Yaklaşım: Davranışları cinsel iç güdülerin ve toplumsal baskıların oluşturduğunu bilinç dışı etkilerin neden olduğu savunulmuştur. Sigmund Freud, insanların iki temel dürtüsü olduğunu cinsellik ve saldırganlık ve bu dürtülerin toplum tarafından kabul edilmediği için bilinç dışına itildiğini savunmuştur. Psikoanalitik insanın doğuştan kötü ve bencil olduğunu belirtmiş, genellikle davranış bozukluklarının üzerinde durma ve tedavi etmeyi odaklamıştır.

Bilişsel Yaklaşım: İnsanın dışarıdan yönlendirilerek ilerleyen varlık olmadığını tam aksine çevresindeki uyarıcıları algılayan, bunları işleyen, böylece çevresinde olanları anlamlandırabilen bir varlık olarak belirtmiştir. Bilişsel yaklaşımdaki temel anlam bütünselci olmaktır. Davranışçı yaklaşımın aksine zihinsel süreçlere önem verilmiştir. Bu nedenle insanların davranışları uyarı ve tepki bağıyla açıklanması mümkün değildir.

Bütüncül (Gestalt) Yaklaşım

 Bir bütün kendini oluşturan parçaların toplamında farklı ve daha büyüktür, bir parça bütünün içerdiği özelliklere sahip değildir.

Olgunlaşma Yaklaşımı: Bireysel farklılıklarda dahil olmak üzere gelişimi etkileyen temel nedenin genler olduğu savunulur. Gelişimin biyolojik bir sürek olduğu belirten Gessel’ e göre gelişim olgunlaşma tarafından yönlendirildiğini belirtmiştir.

Hümanist( İnsancıl) Yaklaşım: İnsan kendi davranışlarını örgütleyebilen, denetleyebilen, potansiyelini kendi kendine ortaya çıkarabilen özgür bir varlıktır. Carl Rogers ve Maslow bu yaklaşımın savunucularıdır. Freud un aksine insanın doğuştan iyi bir canlı olduğuna inanılır. Hümanist yaklaşım her insanın tek ve benzersiz olduğunu belirtir, seçme şansı olan, kendini gerçekleştirmeyi temel alan varlıklardır.

Biyolojik Yaklaşım: Çevresel değişiklikler nörokimyasal olayları etkileyerek davranışlarda nörokimyasal değişiklikler ortaya çıkabilir. Mayer ve Donald O Hebb in ortaya çıkarmışlardır. Biyolojik yaklaşım kalıtım oluyla insanlara geçtiğini savunur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.