Hyaluronik Asit Nedir ?

Hyaluronik asit, vücut üzerindeki bazı yaşamsal anlamdaki aktivitelerin gerçekleşmesini sağlayan maddedir. Bir çok alanda etkili olan bir madde olsa da, cilt yaşlanmasını önlemesi ile fazla şekilde kullanılmaktadır. Ayrıca eklem ağrısına iyi geldiği ve bağışıklık sistemini de güçlendirdiği bilinmektedir. Birçok güzellik uzmanı tarafından cilt üzerindeki kırışıklıklara karşı dolgu maddesi olarak kullanılmaktadır. Hyaluronik asit, hiyalüronan olarak ta isimlendirilmiş uzun polisakkaritleri içermekte olan bir glikozaminoglikandır. İnsan vücudu üzerinde epitelyal, sinir dokuları ve konnektif de yer alır. Bunun yanı sıra gözdeki vitröz sıvısında ve yumuşak dokularda da yer alır.

Hyaluronik Asit Faydaları

Cildin genç görünmesini sağlayarak, oluşacak kırışıklıklara engel olur. Cildin nem kazandırılmasında etkili olan kremlerin ana malzemesinde kullanılan ana malzemelerden bir tanesidir. Cilt üzerindeki akne izlerinin iyileştirilmesinde ve önlenmesinde kullanılır. Elastikiyetinin korunmasına faydalı olmasından ötürü de cildin yaşlanmasının önüne geçer. Kalojen liflerinin oluşmasında ve korunmasında yardımcıdır. Kalojen maddesi cilt üzerinde kaybolması durumunda ciltteki esneklik kaybolur. Ciltte oluşacak tahriş ve iltihaplanmalara karşı faydalıdır. Hücreler yaşlanma sürecine girmesinden sonra mitoz hızında azalma görülür. Aynı şekilde hücre yenilenmesi ve onarılması da azalır. Hyaluronik asit bu durumu tam tersine çevirip, faydalı şekilde destek sağlar. Hyaluronik asit cilt bakımının yanı sıra göz sağlığına da iyi geldiği bilinmektedir. Çünkü bu asit gözün yaklaşık olarak yüzde 80’lik bir kısmını oluşturmaktadır.

Hyaluronik Asitle Cilt Bakımı

Hylaluronik asit içermekte olan cilt bakım ürünleri piyasa içerisinde oldukça fazla şekilde yaygındır. Hyaluronik kremler, serumlar ve losyonlar da bu ürünlerin arasındadır. Biden fazla diğer cilt bakım ürünlerine karşı destekleyici bir madde rolünü oynar. Kuru cilt yapısında olan insanlar kullandığı anlarda yeniden nemlendirme kazandırır. Ancak tam anlamı ile faydasını görmek için vücuda fazla şekilde nüfuz edilmesi önemlidir.

Cilt bakımıyla ilgilenmekte olan herkes mutlaka Restylane’yi duymuştur. Adı geçmekte olan şey, hyaluronik asidin spesifik formülasyonundan elde edilerek kullanılan dolgu maddesidir. Birçok güzellik uzmanı tarafından kullanılması ile popüler durumdadır. Bu gibi dolgu maddeleri HA ile cilde enjtekte edilmektedir. Daha kolay ve hızlı şekilde sonuca varmış olduklarından dolayı popüler duruma gelmişlerdir. Tüm işlem 30 dakika gibi kısa bir süre içerisinde gerçekleştirilir. HA vucüt tarafından parçalanması ile etki görürse, bu etkiler birkaç aydan başlayarak bir kaç yıla kadar azalması görülecektir.

Oral Takviye

Hyaluronik asidinin takviye edilmesi ince bağırsakta soğutularak, vücuda alınmasıyla sağlanır. Bilimsel anlamdaki yapılan çalışmalar sonucunda iki hafta yada daha fazla süre ile ağızdan alınacak hap yoluyla cildin almış olduğu nem oranı artırılır. Böylelikle de cilt görünümündeki güzellik sağlanır. Ağızdan alınacak olan HA için en kolay şekli pastil biçiminde olanıdır.

C Vitamini

C vitamini, su içerisinde çözünmekte olan vitaminlerin içerisinde yer aldığı için, vücutta depolanmayarak fazla gelen miktar ter ve idrar yoluyla vücuttan atılmaktadır. Bundan dolayı da gün aşırı tekrar alınması gereklidir.

Güçlü bir bağışıklık sistemi kazanılmasını sağlayan C vitamini, kıkırdak, deri, tendon, kolajen ve kan damarlarındaki yenilenmeye önemli şekilde etki etmektedir. Herhangi bir eksiklik durumunda ise çeşitli hastalıklara yakalanma riskini artırmaktadır. Bu hastalıklar ise artrit, kanser ve kalp rahatsızlıkları olarak söylenebilir. Vücut üzerindeki meydana gelecek olan yaralar C vitamininin eksikliğinde daha geç sürede iyileşecektir. Diş, diş etleri ve saçlar olumsuz yönden etki altına kalacaktır. Uzmanlar tarafından yapılan uyarılarda C vitaminin destek ile alınması yerine, bu vitamini içermekte olan gıdaların tüketilmesiyle sağlanması önerilmektedir.

C Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur?

Yazımızın devamında sizler için hazırladığımız C vitamini içeren gıdalara ait listemizi görebilirsiniz. Ancak bu listede tüm C vitamini içeren gıdalar yer almamaktadır. Bundaki en büyük neden ise özel sağlık sorunları olan kişiler için bir takım gıdaların önerilmemesinden kaynaklanmaktadır. Bu duruma en büyük örnek ise, mide rahatsızlığı olan bir kişinin portakal suyu tüketimi ile alınacak asit mide yanmasını artıracaktır.

İnsanlar arasında günlük olarak C vitaminindeki ihtiyaç hiç bir sağlık koşuluna dayanmaksızın, farklı olabilir. Alkol ve sigara tüketimini düzenli şekilde yapanlar, astım, diyabet ve sindirim sistemiyle alakalı rahatsızlıkları olan kişilerin C vitamini tüketmesindeki ihtiyaç biraz daha fazla olabilir.

Burada sizlere düşen en büyük görev ise, bu vitamini açısından zengin konumda olan gıdaların listesi için doktorunuza ya da herhangi bir beslenme uzmanına danışarak öğrenmek olacaktır.

Portakal

C vitamini denildiği vakit, akıllara gelmiş olan ilk meyvedir. Aslında bu vitamin bakımından popüler durumdaki meyve konumunda olması da boşuna değil. Gün içinde yiyeceğiniz bir orta boy portakal C vitamini açısından gerekli olan her şeyi almanız için yeterlidir. Ancak midesinden rahatsız olan kişilere özellikle portakal tüketimi pek önerilmemektedir. Bu konu hakkında önem arz edecek bilgileri doktorunuzdan talep edebilirsiniz.

Papaya

Ülkemiz sınırları içerisinde sık bulunmadığı için, fiyat olarak yüksek tropik meyvedir. Ancak tam anlamıyla bir C vitamini deposudur. 1 adet tüketimi yapılacak papaya içerisinde günlük C vitamini ihtiyacının 1,5 katına eşdeğer  vitamin içermektedir. Olumsuz yönüne baktığımızda ise aşırı şekerli meyve oluşudur.

Çilek

Gün içerisinde tüketimi yapılacak 1 adet orta boy çilek, yaklaşık olarak bir haftalık C vitamini ihtiyacının % 7’sini karşılar. Bunun yanı sıra besin lifi, potasyum ve folat açısından da iyi bir besin kaynağıdır.

Kırmızı ve Yeşil Acı Biber

240 mg C vitamini içermekte olan 100 gram kırmızı yada yeşil biber, gün içerisindeki ihtiyaç duyulanın 4 katını karşılamaktadır. 1 adet orta boyda tüketimi yapılacak biber ise, günlük gerekli olan C vitamini ihtiyacını giderecektir. Diğer yandan K vitamini, A vitamini, fosfor, magnezyum, bakır ve potasyum açısından da zengin bir besindir.

Kivi

Orta boydaki 1 adet kivi gerekli gün içindeki C vitamini ihtiyacının tam yüzde 140’nı karşılar. Diğer açıdan E vitamini, besin lifi, K vitamini, bakır ve potasyum açısından da zengindir.

Brokoli

Pişirilmemiş 100 gram bir brokoli C vitaminindeki ihtiyacın, 1,5 katına denk gelecek oranda 89 mg C vitamini içermektedir. Sebzede bulunan gerekli vitamin değerinin de korunması açısından buharda pişirilmesi önerilir. Ayrıca haşlanma ihtiyacı duyulduğunda ise fazla olacak şekilde kaynar su içerisinde bekletilmemesi de önerilmektedir.

Taze Baharatlar

1 Yemek kaşığı maydanoz Cvitamini ihtiyacının %8’ini karşılarken, 1 çay kaşığı kekik ise % 2’sini karşılamaktadır.

Karnabahar

C vitaminini barındıran karnabahar, potasyum, demir, çinko, fosfor, kalsiyum mineralleri, K vitamini ve B6 vitamini için iyi konumda olan bir besin kaynağıdır. 100 gram tüketilmesi durumunda ihtiyacın %77’si karşılanmış olur.

Kavun

100 gram tüketimi yapılacak kavun C vitaminindeki yüzde 60’lık kısmı karşılamış olur. Olumsuz açıdan bakılacak olursa fazla şeker içeriyor oluşudur. Diğer yandan folat, niasin, besin lifi ve A vitamini bakımından zengin bir besindir.

Greyfurt

Diğer narenciye gıdaları bakımından bu vitamini içermekte olan greyfurt, 1 adet tüketilmiş olduğunda gün içerisindeki ihtiyacın tamamını karşılamış olur.

Çatlaklara TCA Peeling

Vücut çatlakları için birçok tıbbi prosedür önerilse de,tca peeling,bu zor yara türünü tedavi etmek için diğerlerinden daha iyi sonuç vermektedir. Kimyasal peelingler, daha yayılmacı, agresif vücut çatlaklarına adeta savaş açan seçeneklerdir.

PEELİNG HAKKINDA

Dermatologlara göre peeling, cildin genel görünümünü iyileştirir. Ölü dış katmanların ayrılmasına ve parçalanmasına neden olan kimyasal çözelti cilde uygulanır. Kullanılan peeling çözelti, glikolik ve laktik asitler gibi, iki tip alfa hidroksi asidi olan trikloroasetik asit, salisilik asit, ya da bir beta hidroksi asidi olan salisilik asit ya da karbolik asit gibi herhangi bir sayıdaki etken maddeyi içerebilir, aksi takdirde fenol olarak bilinir. Bu konuya ayrıca dikkat edilmelidir çünkü fenol içerikli peeling, cilt için diğerlerine nazaran daha fazla komplikasyona sebep olabilmektedir.

Peeling asitleri hafif, orta veya güçlü olabilir. Genellikle peelingler yüzdeki ince çizgileri, renk değişikliğini, sivilce, vücut çatlakları ve hafif yara izi tiplerini azaltmak için kullanılır.

NEDENLER

Vücut çatlakları olan cilt, hamilelikte, kilo alımı sırasında veya ergenlik döneminde olduğu gibi ekstra kütleyi barındıracak şekilde vücudun aniden genişlemesinden ortaya çıkar. Cilt bakımı konusunda uzman dermatologlar, yapılan tıbbi araştırmalardan yola çıkarak; kadınların yüzde 90’ında, ergen kızların yüzde 70’inde ve ergen erkeklerin yüzde 40’ında vücut çatlağı bulunduğunu belirtmektedir.  Öte yandan uzmanlar, kilo alımıyla ortaya çıkan hormonal etkilerin, kilo almanın değil, vücut çatlakları oluşumunun altında yatan neden olduğunu vurguluyorlar. Kortizon hormonunun derideki elastin liflerinin parçalanmasına ve derinin çatlak oluşturacak kadar gerilmesine neden olabileceği, bu görüşü destekler niteliktedir.

CİLT BAKIMI ÖNERİLERİ

Uzman dermatologlar, çatlak izlerini tedavi etmek için bir dizi kimyasal peelingin ele alınması gerektiğini, TCA, deriye daha derin nüfuz ettiğinden ve kollajen ve elastinin büyümesini teşvik edebileceğinden, yüzde 20’lik konsantrasyon oranıylatrikloroasetik asit kullanılan peelinglerin, daha zayıf alfa hidroksi asitleri veya beta hidroksi asitleri kullananlara kıyasla daha yararlı olabileceğini belirtmişlerdir.

TcaPeeling,çatlak izlerinin görünümünü iyileştirebilir, cildi daha pürüzsüz hale getirir ve renk değişikliğini azaltır. Doğru uygulandığı takdirde hiçbir komplikasyona sebep olmaz.

TCA Peeling Nasıl Uygulanır

TCA solüsyon sürülmeden önce işlem yapılacak bölge temizlenir. Pamukla bir parça sürülür. İşlem sonrası 60 saniye beklenir. Böylece tca deriye iyice nüfuz eder. Durum kontrol edildikten ve bir sıkıntı olmadığı anlaşıldıktan sonra bölge temiz su ile temizlenir ve hafifçe, deriye zarar vermeden kurulanır. Daha sonraki uygulamalarda bekleme 120 saniyeye çıkarılır. Cilt tipine göre hareket etmek hem tahriş riskini azaltır hem de sonucu daha hızlı ve etkin yapar. Aldığınız Tca ürünüyle alakalı talimatları her defasında uygulayın. Herhangi bir sıkıntıda bir dermatoloğa başvurun. Peeling işlemi cildinizin durumuna göre 9 ay ila 12 ay sürebilmektedir. Lazerle ya da klinik ortamda yapılan seanslarında yaklaşık bu aralıkta sürdüğünü bilmelisiniz. Üstelik evde yapılan peeling, klinikte yapılandan çok daha ekonomik olacaktır.

NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ

Tcapeeling uygulaması kadar uygulama sonrası yapacaklarınızda çok önemlidir. Yanık tedavilerinde kullanılan B5 içerikli kremler, organik nemlendiriciler, peeling yapılan bölgeye, sabah akşam olmak üzere sürülmelidir. Bununla beraber E vitaminli kremlerde son derece faydalıdır. Bir hafta içerisinde, peeling yapılan bölgede soyulmalar başlayacaktır. Soyulma işlemine müdahale etmeyin. Derinin kendi kendine dökülmesine izin verin. Aksi takdirde problemli bölgede tahriş ve yaralar oluşabilir. Böyle bir riske girmeyin. Ölü derinin kalkmasıyla yeni deri ortaya çıkmaya başlayacaktır, bu açıdan biraz kızarıklık olabilir. Bu çok normaldir. Endişe etmeyin. Kolajenve elastin sentezini arttıran A vitamininin kullanılması önemlidir. Zira bu vitamin süreci sağlıklı şekilde hızlandırır ve etkiyi arttırır.

Tcapeeling sonbahar aylarında yapılması tercih edilen bir uygulamadır. Bunun sebebi: Yakıcı güneş ışıklarından korunma ihtiyacından gelmektedir. Her ne kadar çatlaklar karın bölgesinde özellikle hamilelik ve sonrası dönemlerde görülse de,  aşırı kilo alıp vermelerden kaynaklanan çatlakların kol ve bacaklarda olması da çok muhtemeldir. Peeling sonrası hassaslaşan cildiniz, güneşin etkilerinden korunmalıdır. Her gün dışarıya çıkmak ve güneş alltında vakit geçirmek zorundaysanız, tavsiye edilen işlemin sonbaharda yapılmasıdır. Eğer yapılamıyorsa, kol ve bacaklardaki çatlaklar için uyguladığınız peeling sebebiyle mutlaka koruyucu güneş kremi kullanmalı. Kolları kapatan gömlekler, bacakları kapatan ürünler giyilmelidir.

Yoğun Bakım Ünitesi

Yoğun bakım acil tıp ile karıştırılmaması gereken tıbbın en hassas uzmanlık alanıdır. Genellikle ağır hastaların bulunduğu bu ünitede sağlık personellerinin çok titiz davranması gerekir. Hastalar ailelerinden ve sevdiklerinden uzak kaldıkları için psikolojik açıdan da iyi hissetmezler. Bu gibi durumlarda sağlık personellerine büyük rol düşer.

Yoğun bakım ünitesi hizmetleri diğer hastane hizmetlerinden daha ayrıcalıklıdır. Yerleşim biçimi, kullanılan teknolojik aletler ve seçilmiş özel eğitimli kadrosu ile oldukça nizamlı bir bölümdür.

Hangi hastalar Yoğun Bakım Ünitesine Alınır

  • Ciddi solunum yetmezliği çeken hastalar
  • Kalp krizi
  • Ritim bozuklukları olan hastalar
  • Beyin kanamaları
  • Zehirlenmeler
  • Ağır travmalar
  • Yakın gözlem gerektiren hastalar
  • Bilinci kapalı hastalar

Yoğun Bakıma Alınan hastanın bakımı Nasıl Olmalı?

Hasta bakımı denildiği zaman akla hemşire gelir. Her ünitede olduğu gibi yoğun bakım ünitesinde de hasta bakımından hemşire sorumludur. Tüm tedavi ve bakımlarda hastanın bilincinin kapalı veya açık olmasının önemi olmadan mahremiyete dikkat edilmesi gerekir. Bilinci açık hastalar ile iletişim kurulması hastaya psikolojik açıdan iyi hissettirecektir. Yapılan her işlem hastaya uygun bir dil ile anlatılmalıdır.

Beslenme, boşaltım gibi günlük ihtiyaçlar hastanın potansiyeline göre düzenlenmelidir. Haftalık düzenli olarak yatak banyosu organize edilmelidir. Eğer hastanın isteği yok ise banyo tarihi ertelenmelidir. Aynı şekilde yatak banyosu günü olmasa bile hasta isteği üzerine banyo yaptırılabilir.

Yoğun bakımı hastalarında ağız bakımı da büyük önem taşır. Bilinci açık hastalarda hastanın hareket kabiliyetine göre ağız bakımı verilir. Hastanın bilinci açık olduğu için özel ağız bakım solüsyonlarına gerek yoktur. Hasta su ile ağzını çalkalayarak tükürür. Lakin bilinci kapalı hastalarda durum bunun tam tersidir.

Hastanın ağzına su verilirse suyun boğazına kaçma riski oluşur. Bu olay boğulmalara sebebiyet verebilir. Bu sebeple bilinci kapalı hastalara özel solüsyonlar ile ağız bakımı verilir.

Yüz Şekline Uygun Saç Kesimleri

Kadınların en önemli giysileri saçlarıdır. Kimi saçlarına kıyamazken kimi kısa saçlarla kendini daha özgüvenli hisseder. Fakat beğendiğiniz saç kesim modeli yüz şekli için uyumlu mu? İlk önce bunu öğrenmeniz gerekir. Kıyafetler nasıl ki vücudu farklı olduğundan zayıf ya da kilolu uzun ya da kısa gösterebiliyorsa saç kesiminin de yüz tipinde öyle bir etkisi vardır.

Yüz şekilleri, oval, üçgen, kal, yuvarlak ve kare şeklinde olabilir. Yüz şekline uygun saç kesiminin amacı yüzdeki orantısızlığı gidererek saçla birlikte yüz tipinin tamamını standart yüz tipine yakın ölçülere getirmektir. Yüz tiplerine uygun saç modelleri;

Uzun Yüz Tipine Uygun Saç Modelleri

Uzun yüzlerde değinilmesi gereken önemli nokta yüzün genişliğidir. Uzun yüzlerde yüzün uzunluğu genişliğinden fazla olduğu için orantısız bir görüntü ortaya çıkar. Saçlara hacim vererek bu orantısızlığı ortadan kaldırabilirsiniz. Düz, çok kısa ya da uzun saçlar bu yüz tipi için uygun değildir. Kıvırcık ya da dalgalı saç modelleri daha uygun olur. Dalgalar yüzdeki uzunluk belirginliğini kaybeder.

Saçlarınızı kestirmek istiyorsanız çene hizasından yukarıda olmamasına özen gösterin. Lob tarzı saç kesimleri de kullanabilirsiniz. Düz kâküller ve yana doğru taranmış perçemler yüzü daha kısa gösterir. Saç renginiz ten renginizden daha açıksa kâküller yüzünüzü daha uzun gösterebilir bu yüzden yüzünüzü kısa göstermek için kâkül kullanacaksanız saç renginizin ten renginizden daha koyu olması gerekir.  Ayrıca kâkül uzun ve kısa saç modellerinde iyi bir görünüme sahiptir. Mümkün olduğunca omuz hizasındaki saçlarda kullanmayın.

Oval Yüz Tipine Uygun Saç Modelleri

En şanslı yüz tipine sahip olanlar oval yüz şekline sahip olanlardır. Yüzü dolgun gösteren bir görünüme sahiptir. Oval yüz tipi birçok saç kesimine uyum sağlamaktadır. Diğer yüz tiplerinde de saç şekilleri yüzü oval bir görünüme kavuşturacak düzeye getirilmeye çalışılmaktadır. Oval yüz tipine sahip kişilerin yüz hatlarını kapatmamaya özen göstermeleri gerekmektedir. Çok katlı ve dalgalı bir saç kesimiyle daha sempatik ve sevimli bir simaya sahip olabilirsiniz. Düz küt ve keskin çizgili saç kesimi yüzde ciddi ve cool bir ifade yaratmaktadır. Saçlarınızı yandan ayırarak, kâkül yaparak, uzun ya da kısa bir kesim yaparak da ayrı bir hava katabilirsiniz.

Kare Yüz Tipine Uygun Saç Modelleri

Kare tipi yüzlerde genellikle köşeli çeneler dikkat çekmektedir. Bu sebeple bu görüntüyü biraz daha oval yapmak adına kısa saç kesimi uygun olacaktır. Ayrıca yandan ayrılmış saç modeli de uygun bir tercih olacaktır. Elma kemiğini ön plana çıkarabilecek modellerle yüzdeki kare şeklinin sertliğini silebilirsiniz. Bob tarzı, küt ya da katlı saç kesimleri deneyerek de orantılı bir görüntü yakalayabilirsiniz. Yuvarlak kâküller deneyerek yüzü ovale yakın bir görünüme kavuşturabilirsiniz.

Yuvarlak Yüz Tipine Uygun Saç Modelleri

Yuvarlak bir yüz tipine sahipseniz yüzünüzü daha ince ve uzun gösterecek saç modelleri tercih etmeniz gerekmektedir. Birçok farklı saç modeli kullanılabilecek bir yüz tipidir. Önemli olan sizin yüzünüzde neyi ön planda tutmak istediğiniz ya da neyi saklamak istediğinizdir. Ortadan ayrılmış saçlar yüzü daha uzun gösterir. Ayrıca saçların üst kısımlarına hacim katarak da yüzün uzun görünmesi sağlanabilir. Uzun ve dalgalı saçlar ya da katlı saçlar da yuvarlak yüz tipine uygun saç kesimleridir. Elmacık kemiklerinin üzerine düşen uzun perçemler yüzün yuvarlaklığını biraz daha kapatır.

Üçgen Yüz Tipine Uygun Saç Modelleri

Ters üçgen olarak da bilinen üçgen yüz tipinde çenenin dar oluşu dikkat çekmektedir. Dar çeneyi arka planda bırakacak saç şekillerinin tercih edilmesi gerekmektedir. Saç uçlarına verilen hacimlerle bunu sağlamak mümkün olabilir. Çene hizasından itibaren saç uçlarına dalga verilmesi yüz tipiyle saç arasında orantı oluşturarak orantılı bir görünüm oluşturacaktır. Katsız kesimler, kısa ya da dar saç kesimleri uygun tercihler olmayacaktır. Kısa saç kullanmak istiyorsanız dahi ense kısmı kısa ön tarafları uzun olacak şekilde bir kesim tercih edebilirsiniz.

Kalp Şeklinde Yüz Tipine Uygun Saç Modelleri

Kalp şeklinde yüz tiplerinde dikkat edilmesi gereken iki önemli husus vardır. Bunlar alın ve çene kısımlarıdır. İlk olarak alındaki açıklığı kapatmak amacıyla yandan perçemler kullanılabilir. Bu şekilde alnı saçla kapatabilirsiniz. Çene kısmını kapatmak için ise saçın çene hizasından itibaren hacim verilmesi gerekir. Bunlarla birlikte uzun ya da orta boyutta saç kesimleri tercih edilebilir.

Kısa Yüz Tipine Uygun Saç Modelleri

Kısa yüz tiplerinde uygun saç kesimleri kullanılarak yüzün daha uzun görünmesi sağlanır. Yüzü daha uzun göstermek için saçın tepe kısmı krepe ile daha da yükseltilebilir. Özellikle saçlarınızı atkuyruğu şeklinde bağladığınızda krepe yapmak daha kolay olacaktır. Aynı şekilde saçlarınızın tepe kısmını kabarık bırakarak da yüzünüzü uzun bir görünüme kavuşturabilirsiniz.

Küçük Yüz Tipine Uygun Saç Modelleri

Yüz tipinizin küçük ya da zayıf olması sizi rahatsız ediyorsa saçlarınızı katlı kestirerek bu görüntüyü biraz daha yumuşatabilirsiniz. Ayrıca saçlarınızı yana doğru yayarak da saçlarınıza sağa ve sola doğru hacim verebilirsiniz.

Kalp Krizi Belirti ve Önlemleri

Kalp, vücuttaki en büyük kaslardan biridir. Miyokard olarak adlandırılan kalbin duvarı aslında pompalayarak kanı dolaştıran kastır. Bir kalp krizi sırasında, bir arterin tıkanması sonucu oksijenlikan bu kas dokusunu bozar. Oksijen eksikliği çok sayıda hücrenin ölümüne neden olacak kadar şiddetli hale geldiğinde kalp krizi meydana gelir. Tıbbi ortamda kalp krizi akut miyokard enfarktüsü (MI) olarak adlandırılır .

Her yıl Kanada’da meydana gelen ölümlerin yaklaşık% 10’u kalp krizinden doğrudan sorumludur. Bu rakam koroner yetmezliğe atfedilebilecek tüm ölümlerin% 50’sini temsil etmektedir. Bir kalp krizi çok ciddi bir durum olsa da, gecikmeden bir hastaneye gitmeyi başarırsanız, hayatta kalma şansı önemli ölçüde artar.

Tüm organlar işlevlerini sürdürmek için oksijenli kanlara ihtiyaç duyarlar. Koroner arterler, kendi oksijen tedarik ağını sağlar. Koroner yetmezlik durumunda , çapı azalan koroner arterlerin iç duvarlarında yağ birikintileri ( plak ) oluşur ve kan akışı kalbe ulaşır. Bu süreç ateroskleroz gelişimine karşılık gelir .

Çoğu kalp krizi, bir atardamarın iç kaplamasındaki çatlağın aterosklerotik plağı saldığı zaman ortaya çıkar. Kan daha sonra hasarlı arter üzerinde bir pıhtı oluşturur ve varlığı kan akışını kısmen veya tamamen bloke edebilir. Tıkanıklık yeterince büyürse, kalp krizi belirtileri ortaya çıkar ve kalp kas hücreleri kısa bir süre sonra ölmeye başlar, bu da kalp krizi olarak adlandırılır.

Nadiren, görünüşte sağlıklı bir atardamarın duvarındaki kas dokusunun spazmı kan akışını durdurur ve nedeni çoğu zaman fark edilemeyen kalp krizine neden olur.

Semptomlar ve Komplikasyonlar

Kalp krizi geçiren mağdurların çoğunluğu, krizlere yol açan günlerde belirli semptomlar yaşarlar. En sık görülen semptom anjina pektoristir ( göğüs ağrısı). Göğüs ağrısı, kalp kası yeterli oksijen almazsa ortaya çıkar, bu iskemi denilen bir durumdur . Kalp krizi yaklaştıkça angina kötüleşir veya daha sık hale gelir. Aşırı yorgunluk ve nefes darlığı gibi diğer belirtiler oluşabilir.

Anjina pektorisli kişiler, anjinin semptomları ile kriz ağrılarını ayırt etmekte zorlanabilirler. Kalp krizi belirtileri genellikle anjina pektorisinkinden çok daha yoğun ve kalıcıdır (20 dakikadan fazla). Anjinayı hafifletmek için kullanılan dinlenme ve ilaçlar sadece hafif veya geçici olarak kriz semptomlarını hafifletir.

Bir çok insan kalp krizi yakın olduğunda bir uyarı gibi hissettiklerini bildiriyor. Göğüs sıkışması hissi, basınç, ağrı ve toraksın sıkışması şikayetleri sık duyulur.  Ağrı, sırt, çene, omuz veya kol (özellikle sol kol) da görülür. Kalp atışı hızlanabilir veya düzensiz olabilir. Göğüs ağrısı genellikle ön semptom olmasına rağmen, kalp krizi geçiren kişilerin yaklaşık% 20’sinde göğüs ağrısı görülmez.

Oluşabilecek diğer belirtiler şunlardır:

  • nefes darlığı;
  • anksiyete;
  • terleme;
  • akıl karışıklığı
  • mide bulantısı ve kusma;
  • görüşte geçici değişiklikler;
  • hafif başlı bir his.

Kriz geçiren hemen hemen herkes, bir aritmi (düzensiz kalp atışı) geçirir. Bu düzensiz kalp atışlarının bazıları güvendedir, bazıları ise ciddi sorunlara hatta ölüme neden olabilir. Ventriküler fibrilasyon veya FV olarak adlandırılan bir kalp ritmi bozukluğu yaklaşık 5 dakika içinde ölüme yol açabilir. Kalbin ana pompa boşluğu olan sol ventrikül, vücuda kan göndermek yerine gereksiz yere palslar. Kalbin bu disfonksiyonu oksijen arzının eksikliği ile açıklanır.

Tüm kalp krizleri bu şiddette değildir. Aslında, bazıları fark edilmez veya mide ekşimesi veya anjina pektoris için suçlanıyor. Bir kalb krizi ve mide ekşimesi arasındaki ayrım ilk bakışta düşündüğünüz şekilde kurmak kadar kolay değil– Antasitler ve sevkler, hızlı bir şekilde tekrar ortaya çıksa bile, kalp krizi ağrılarını yatıştırır. Genellikle angina pektorisli insanlar için sağlanan nitrogliserin aerosol veya hapları da geçici olarak ağrıyı hafifletebilir. Nitrogliserin ise, çoğu kalp krizinden kaynaklanan göğüs rahatsızlığını azaltmaz. Hissetmek ve sağduyuyu göstermeniz size bağlıdır: rahatsızlığın normalden daha kötü olduğunu düşünüyorsanız veya farklıysa, doktorunuza danışın.

Şampuansız Saç Yıkama No Poo Yöntemi

Günümüzde artık beslenmede olduğu gibi kozmetikte de organiğe olan merak git gide artmaya başladı. Onlarca şampuan markasının arasından hangisini seçeceğinize karar vermekte bazen zorlanıyor olabilirsiniz. Fakat şampuanların içerisinde yer alan bazı kimyasal maddeler saçlarınızı korumak yerine daha da yıpratabilir. Avrupa ve ABD’de yaygınlaşmaya başlayan Türkçesi “şampuana hayır” demek olan No- Poo akımı kozmetik dünyasına bomba gibi düştü. No- Poo şampuansız saç yıkama imkanı sunmaktadır.

No- Poo Akımı

Şampuan ürünlerinin içerisinde yer alan toksik maddeler zaman içerisinde saçlarınıza ve saç derinize yapışarak tortu bırakabilir. Şampuanlar aynı zamanda yağ dengesini bozarak sürekli yıkama ihtiyacı da hissettirir. Saçların temizliği ve bakımı için kullanılan şampuanlar saçların yağlanmasıyla yeniden şampuana olan ihtiyacı arttırır. No – Poo ile saçlardaki elektriklenme, kepek sorunu ve yağlanma sorunu ortadan kalkmaktadır.

No- Poo Nasıl Uygulanır?

No- Poo yönteminde saç temizleme işleminde, karbonat şampuan görevini, elma sirkesi ise saç kremi görevini üstlenmektedir. Eczanelerde satılan İngiliz karbonatından alın. Bir bardak su çerisine 1 yemek kaşığı karbonat ekleyin. Duşta iken saçlarınızı ıslatın ve hazırladığınız karbonat karışımını saçınıza özellikle saç diplerine uygulayarak ovalayın. Saç derinizi ovarken tahriş olmaması açısından tırnaklarınızı değil parmaklarınızı kullanın. Parmaklarınızda yağ kalmadığını hissedene kadar ovalamaya devam edin. Daha sonra saçınızı su ile iyice durulayın.

Şimdi de sıra saç kremi görevi gören sirke yöntemini uygulamada. Yarım su bardağının içerisine 1 yemek kaşığı sirke dökün. Daha sonra bunu saçınıza sürüp masaj yaparak iyice yedirin. Son olarak su ile durulayarak saç temizleme işlemini başarıyla yerine getirmiş olursunuz.

No- Poo İleİlgili Bilinmesi Gerekenler

Yıllardır saç bakımı için şampuan kullananlar için ilk başta karbonat ve sirke ile saç yıkamak biraz tuhaf gelebilir. Saçlarında bu yönteme alışması biraz zaman alabilir. Bu yöntemi ilk uygulamaya başladığınız zamanlar saç kendisini toparlamaya başladığı için daha fazla yağlanabilir. Saçınızın yapısına ve boyuna göre verilen ölçüyü ayarlayabilirsiniz. Kuru ve ince telli saça sahipseniz kullanacağınız karbonat miktarını daha da azaltabilirsiniz. Gür ve yağlı bir saç tipine sahipseniz karbonat miktarını arttırmanız

Etkileyici Kokusuyla Tarçın

Şifalı bitkilerin hepsi sağlığıma yararlı oldukları gibi kokuları ile de etkiliyorlar. Tarçın bu güzel kokulu bitkilerin başında geliyor. Çok faydalı bir bitki olan tarçın yemeklerde, içeceklerde ve birçok alanda baharat olarak kullanılmaktadır. Tarçın defnegiller familyasındandır. Tarçın ‘ cinnamom ağacı’  adı verilen ağaçların iç kabuğundan elde edilir. Diğer isimleri ‘ Dar-ı Çin, Daru-yi-Çin, Cinnamomum, Cinnamon, Cannelier’ olarak da bilinmektedir. İlk kullanım izleri Mısır’a dayanmaktadır ilk çağlardan bu yana kullanıldığı düşünülmektedir. Tarçın daha çok tropikal bölgelerde yetişmektedir. Ülkemizde ancak botanik bahçelerde yetiştirilebilir. Günümüzde yetiştirilen yerlerden bazıları Endonezya, Malezya, Madagaskar, Brezilya ve Jamaika’da kültür bitkisi olarak yetiştirilmektedir. Ayrıca tarçın fazla miktarda uçucu yağ içermektedir. Sinamil alkol, sinnamaldehit, terpen, weiterhin, müsilaj olmak üzere uçucu yağ açısından çok zengindir diyebiliriz. İçeriğinde A, C, D, B6, B12, Kalsiyum, Demir, Magnezyum gibi vitamin ve mineraller faydasını arttırmaktadır.

TARÇININ FAYDALARI

  • Her bitkide olduğu gibi tarçını doğru tükettiğiniz takdirde birçok hastalığı tedavi eder.
  • Yapılan araştırmalar da tarçının insülin direncini arttırdığı ve böylece kan şekerini arttırdığı görülmüştür. Bu nedenle diyabet hastalarının sık kullanması önerilir. Ancak ilaç kullanan diyabet hastalarını tarçının dozunu ayarlamak için doktorlarına danışması gerekir.
  • Tarçın mantar, maya enfeksiyonunu gidericidir. Tarçının bu mucize özelliğinin nedeni içeriğinde bulunan bol miktar da uçucu yağların olmasıdır. Aynı zamanda tarçın yağının enfeksiyon hastalıklarına iyi geldiği de bilinmektedir.
  • Tarçının çok şiddetli olabilecek bir mide ağrısını geçirebilecek etkisi vardır. Aynı zamanda tarçının kış aylarında bolca tüketilmesi nezle ve grip gibi hastalıkların oluşmasını engeller. Tüketmeye başlandığı zaman etkisini hemen gösterecektir.
  • İçilen bir fincan tarçın çayı bağırsaklarda oluşan şişkinlik ve gaz sorununu giderecektir. Bununla birlikle bağırsaklarda oluşan enfeksiyon oluşumunu giderir. Aynı zamanda yapılan araştırmalarda günlük içilen 1-2 fincan tarçının mide ülserine iyi geldiği biliniyor. Tabi ilaç kullanan ülser hastalarının doktorlarına danışarak kullanması gerekmektedir. 
  • Tarçının aynı zamanda kanser gibi çok yaygın bir hastalığa da faydası olduğu söylenmektedir. Tarçın  tümör, mide kanseri gibi bazı kanser türlerine karşı mücadele ettiği bilgisi oldukça umut vericidir. Vücut da şeker seviyesini düzenleyerek kanser hücrelerini karşı hafifletici etkileri vardır.
  • Tarçının zihinsel faydaları da oldukça etkileyicidir. Tarçının zihni açtığı ve bellek fonksiyonlarını düzenlediği ortaya koyulmuştur. Tam olarak ispatlanamasa da dayanıklılık ve konsantrasyon sağladığı görülmüştür.
  • Tarçın hazmı kolaylaştırır böylece zayıflamaya yardımcı olur. Aynı zamanda tarçının kan inceltici ve kan dolaşımını arttırıcı etkisi vardır. Tabi artan kan hızı yağ yakılmasını sağlar ve zayıflamaya yardımcı olur.
  • Tarçının kan inceltici etkisi kalp rahatsızlığı olan insanlar için kanın pıhtılaşmasını önler, kan inceltici ilaç kullanan insanların kesinlikle doktoruna danışması gerekir.
  • Tarçının diğer bir özelliği de ısınmaya yardımcı olmasıdır. İçeriğinde bulunan uçucu yağlar kasların rahatlamasına ve ağrıların hafiflemesine yardımcı olur. Yorgunluk ve ağrıyan kaslar için banyo suyunuzun içine 3-4 damla tarçın yağı damlatabilirsiniz.
  • Yapılan araştırmalarda tarçının şeker ve yağ yakması özelliği olduğu söylenmiştir. Bu aynı zamanda tarçının kolesterol düşürmeyi direk olarak sağlamaktadır.
  • Tarçının anti bakteriyel özelliği diş çürümesi ve diş eti rahatsızlıklarını tedavi ettiği görülmüştür.
  • Tarçını içeriğinde bulunan besinler sayesinde,  Alzheimer hastalığına neden olan genleri engellediği bilinmektedir. Tarçının bu hastalığa neden olan genleri yavaşlattığı gibi tahrip ettiği yerleri de onarmadığı bilinmektedir.
  • Aynı zamanda tarçın çağımızın sorunlarından sinir, stres ve depresyon gibi rahatsızlıklara iyi gelmektedir. Rahatlatan ve sakinleştiren bir etkiye sahiptir.
  • Yapılan bazı araştırmalar da tarçının HIV virüsüne karşı etkili bir savaş vermektedir. Virüslere karşı mükemmel bir savaşçıdır.
  • Tarçının önemli bir hastalık olan Parkinson’u engelleyici bir etkisi vardır. 

TARÇININ YAN ETKİLERİ

  • Birçok bitki gibi tarçının da fazla kullanımdan oluşabilecek yan etkileri vardır.
  • Hamile ve emziren bayanların kullanmaması gereken bir durum olmasa da doktorunuza danışmadan kullanmayınız.
  • Tarçın yağının belli bir dozdan fazla kullanması zehirleyebilir.
  • Ameliyat olacak hastaların kan şekerlerini etkileteceği için ameliyattan iki hafta önce kullanmayı bırakmaları gerekir.
  • Devamlı kullandığınız ilaçlarınız varsa doktorunuza danışmadan kullanmayınız.

Yaşlılıkta İlaç Kullanımı

Yaşlanmak, eskisinden daha fazla ilaçla tedavi edilmeniz gerektiği anlamına gelebilir. Aynı zamanda, yaşlanma vücudun ilaç tedavisini nasıl tepki vereceğini ve daha kolay yan etkilere neden olmasına neden olabilir. Bazı sakıncaları azaltabilecek ve tedavinin daha iyi çalışmasını sağlayabilecek bazı önemli hususlar vardır.

Yaşlandıkça vücutta birçok ilacın etkilerini etkileyebilecek değişiklikler meydana gelir. Vücudun uyuşturucuları çevirmesi yani uyuşturucuları emmesi, dağıtması, parçalaması ve güvence altına alması, güçleşir. İlk olarak, vücuttaki farklı organlar uyuşturucuya daha duyarlı hale gelir.

Böbrek fonksiyonu bozulur

Çoğu ilaç vücudu idrarla böbrekler yoluyla terk eder. İlaçların etkileri üzerinde en büyük etkiye sahip olan yaş değişikliği, böbreklerin işlev bozukluğudur. Değişim, 30-40’larda zaten başlıyor ve daha sonra yavaş yavaş ama sürekli olarak hayat sürüyor. 80 yaşındayken, böbreklerin orijinal yeteneklerinin yarısını kaybetmiş olması muhtemeldir.

Bu, böbrekler yoluyla salgılanan ilaçların daha yavaş salgılanması ve vücutta daha uzun kalması anlamına gelir. Doğrudan böbrekler yoluyla salgılanan ilaçlar için bu çok önemlidir. Bu tür ilaçların örnekleri, en güçlü analjezik morfine benzer ve enflamasyona karşı bir ilaç kardiyovasküler hastalık, bazı diüretikler karşı ilaçlar, antibiyotiklerin bazı türleri, diyabet için bazı ilaçlar.

Çoğu kez tedaviyi daha düşük bir dozla ayarlamak mümkündür. Ama bazen yan etkilerden kaçınmak için hiç ilaç alınmamalıdır.

Vücudun su miktarının azalması

Yaşla birlikte, vücuttaki su miktarı azalır, bu da yağ oranını artırır. Yağda çözünen ilaçlar, daha sonra vücudun daha büyük bir bölümüne yayılabilir. Bu onların vücutta kalmasına ve daha uzun bir süre çalışmasına izin verir. Bu bazen yağda çözünen bazı sakinleştirici ve hipnotikler almış bireylerin uykulu hissetmesine sebep olabilir.

Karaciğerin ilaçları parçalama yeteneğinin azalması

Vücudundan ayrılmadan önce bazı ilaçlar karaciğere aktarılır. Karaciğerin bazı ilaçları parçalama yeteneği yaşla birlikte azalır. Salgılanabilmeleri için önce kırılması gereken ilaçlar daha sonra vücutta kalabilirler. Bu, ilaçların daha uzun görünmesine, etkilerinin daha güçlü hale gelmesine ve yan etki riskinin artmasına neden olabilir.

Beyin ve sinir sistemi daha duyarlı hale gelir

Yaşlandıkça, beyin sinir sistemi üzerinde etkileri olan birçok ilaca daha duyarlı hale gelir. Bu, yorgunluk, baş dönmesi, kafa karışıklığı ve düşme riski gibi yan etkilerin riskini artırır. Bu tür ilaçların örnekleri, akıl hastalıkları, uyuyanlar ve analjezikler için farklı ilaçlardır.

Vücudun kan basıncını düzenleyebilme yeteneği bozulur

Yaşlandıkça vücudunuzun kan basıncını normal seviyede tutması etkilenir. Oturma ya da uzanma eylemlerini gerceklestirmeyen bireyde kan basıncını düzenleyen refleks daha düşüktür. Yatırdığınız zaman kan basıncını düzenleme yeteneği de bozulmaktadır.

Ek olarak, bazı kan basıncı düşürücü hormonların seviyeleri azalır ve bacaklardaki kan damarları streslerinin bir kısmını kaybeder. Bu değişiklikler sizi antihipertansif etkileri olan ilaçlara karşı daha duyarlı hale getirebilir.Örneğin baş dönmesi, kendini iyi hissetmeme gibi rahatsızlıklara neden olabilir.

Mide ve bağırsaklar etkilenir

Yaşlanma mide ve bağırsakları da etkiler. Gastrointestinal mukozanın asidik mide içeriğine karşı korunması, yaşlandıkça daha da kötüleşir. Bu, mukoza zarını tahriş edebilecek ilaçların, yaralara veya kanamaya neden olma riskini artırır. Bu, esas olarak NSAID’ler veya cox inhibitörleri olarak adlandırılan anti-enflamatuar ve antiinflamatuar ilaçlar için geçerlidir.

Kabızlık ile sık görülür. Kabızlık problemleriniz varsa, morfin veya morfin benzeri analjezikler gibi kabızlık etkisi olan ilaçlara karşı da daha duyarlısınız.

Yaşlılıkta Çok Sayıda İlaç Kullanımı

Daha önce birçok farklı ilacı kullanmanız için çeşitli nedenler vardır. Tedaviye ihtiyaç duyan çeşitli hastalık veya problemler yaygındır. Bazen diğerinin yan etkilerini hafifletmek için bir ilaca ihtiyaç vardır.

Birkaç doktor tarafından yazılmış ilaçlar alabilirsiniz. Bu, aynı aktif maddeyi veya uymayan ilaçları içeren birden fazla ilacın kullanımına yol açabilir. Bazen artık ihtiyacınız olmayan bir ilacı almaya devam edebilirsiniz. Bu nedenle, bir doktorla görüştüğünüzde, hangi ilacı kullandığınızı söylemek önemlidir.

Bu ilaçlar yaygındır:

  • Kardiyovasküler hastalık için ilaçlar.
  • Kan seyreltici ilaçlar.
  • Anksiyete ve uykusuzluk ve depresyon için ilaçlar.
  • Ağrı kesici ilaçlar.
  • Özellikle antidotlar ve laksatifler olmak üzere gastrointestinal bozukluklar için tıbbi ürünler.

İlaçlarınızı doğru kullanın

Doktor veya hemşire sizin için yeni bir ilaç yazdırırken soru sormaktan çekinmeyin. Öğrenmek için iyi olan birkaç şey var:

  • Neden ilacı almalısın ve vermesi gereken etki?
  • İlaç nasıl alınır?.
  • İlacı ne kadar süre kullanmalısınız?.
  • İlaç herhangi bir yan etkiye neden olabilir mi?
  • Özel bir şey varsa, ilacı kullanırken aklınızda bulundurmanız gerekir.
  • İlacı almayı unuttuysanız ya da aldığınızı hatırlamıyorsanız ne yapmalısınız?

 

Doktordan cevapları yazmasını isteyebilirsiniz.

Doktorunuza reçetesiz aldığınız diğer ilaçlar hakkında bilgi verebilir.

Doktorun talimatlarına uyun

İlaçların iyi çalışması için uygun şekilde kullanılması önemlidir. Doktorunuzun reçetesini almalısınız. İlacı nasıl alacağınız konusunda doktorunuz veya eczacınız tarafından verilen talimatları da izlemelisiniz. Örneğin, ilacı bir yemekle birlikte kullanıyor olabilirsiniz veya bazı tabletler bölünmemiş veya parçalanmamış olabilir.

 

 

Politik Pazarlama

Politik pazarlama dediğimizde aklımıza pek bir şey gelmiyor. Aslın da ülkemizde seçim olacağı zaman her an her yerde karşımızda olan bir süreçtir. Politik pazarlama partinin belirlediği amaç ve hedefler doğrultusunda modern pazarlama tekniklerinin kullanılmasıdır. Aynı zamanda bir adayın potansiyel seçmenlerine uygunluğunu, adayın en yüksek seviyedeki seçmen kitlesinin ve bu kitledeki her bir seçmenin tanımasını sağlamak, rakiplerle ve muhalefetle farkını yaratmak ve gerekli oy sayısını elde etmek için kullanılan tekniklerin tümü olarak tanımlanmaktadır.

Politik pazarlama asıl olarak bakıldığında partinin bir stratejiye bağlı kalarak oy arttırması, seçmen kazanmak için belirli vaatlerde bulunmasıdır. .Burada esas nokta politik partiyi firma olarak, tüketiciyi de seçmen olarak ele almaktır. Nasıl ki bir firmanın amacı karlılık, büyüme ve pazar lideri olmaksa politik partilerin amaçları da seçimleri kazanmak, seçmen kitlesini genişletmektir.

Politik Pazarlama Özellikleri

  • İlk politik pazarlamalara bakacak olursak 1950 de Demokratik Partinin reklam hazırlaması bir şekilde halkın demokrasi ihtiyacına çok iyi hitap etmiş, gelmiş geçmiş en iyi sloganlardan birini üretmiştir
  • Daha sonra politik pazarlama da modernleşme 1977 yılında Adalet Partisi ile başlamıştır.
  • Adalet partisi bir reklam ajansı ile anlaşmış ve tüm pazarlama faaliyetlerini bu ajansla sürdürmüştür.
  • Özellikle 80’li yıllardan sonra politik pazarlama seçim dönemlerinde partilerce kullanılmaktadır.
  • Tüm seçmenler aynı gün içerisinde oy kullanırlar. Marka tercihlerinin (siyasi parti ismi veya lideri) ölçümüne ilişkin yöntemler ve düşünce sistemleri ürün ve hizmet pazarlamasına benzemektedir. Ancak satın alma kararı itibariyle ürün ve hizmet pazarlamasından ayrılmaktadır.
  • Siyasi parti tercihinde doğrudan veya dolaylı olarak bir fiyat söz konusu değildir. Ancak uzun dönemli olarak, bireyin siyasi parti tercihi dışında bir başka siyasi partinin iktidara gelmesi veya oy verdiği partiye ilişkin bir pişmanlık oluşması dolaylı bir maliyetin doğmasına neden olacaktır.
  • Siyasi parti tercihinde bulunan seçmen, iktidar olan bir partiye oy vermemesine rağmen kolektif bir anlayış̧ içerisinde iktidar partisinin yönetiminde yasamı paylaşmak durumundadır.

 

  • Siyasi partiler ve adaylar, seçmen açısından politik bir ambalajı olan, karmaşık ve gerçek olmayan bir ürün şeklindedirler. Seçmenler, siyasi partinin mesajını ve ambalajlanmış̧ kavramını yargılamak ve bunun doğrultusunda karar vermek durumundadırlar.
  • Karmaşık ürün veya hizmet tercihinde tüketiciler hata yaptıklarını anladıklarında kararlarını kısa sürede değiştirme imkânına sahiptir. Fakat seçmenler hatalarını veya pişmanlıklarını bir sonraki seçimlerde telafi etme durumundadırlar.
  • Sadece seçim döneminde değil, her zaman seçmen önüne çıkılması gerekliliği gerçeği vardır.
  • Hedef kitlenin sadakati sağlanmaya çalışılır. Siyaset piyasasında da yoğun rekabet ortamında en fazla kazanç (oy) ve pazar payı (seçmen kitlesi) sağlanmaya çalışılır.
  • Pazarlamanın kullandığı iletişim kanalları aynen kullanılır. Pazarlama stratejileri gibi oy stratejileri geliştirilir.
  • Pazar araştırmasıve analizleri yapılır. Tıpkı tüketici davranışları gibi seçmen davranışlarının bilinmesi ve yönlendirile bilirliği hayati öneme sahiptir.
  • Adayların, parti programlarının tüketici (seçmen) zihninde konumlandırılması gerekmektedir. Pazarlamadaki lider ve takipçi firmaların uyguladığı stratejiler gibi değişik rekabet stratejileri geliştirilir.

Pazarlama karması açısından bakıldığında ise:

Ürün: Adaylar ve parti programı

Fiyat: Seçim sonucunu etkileyecek gerçek bir fiyattan söz edilemez. Fiyat taahhüt edilen hizmet sonucunda seçim zamanı adaya verilen oy, üye aidatları, partiye yapılan hizmetler olarak ele alınabilir.

Dağıtım: Adayı seçmenle buluşturma işidir. Bir miting organizasyonunun yapılması (sadece organizasyon işi miting bütün olarak tutundurma sayılır) dağıtımdır.

Tutundurma: Hedef seçmen kitlesini siyasal ürünü alması için ikna etmek ve ürünün değeri hakkında farkındalık oluşturmak için kurulacak iletişim kanallarının tümüdür.