Kapalı Abiye

Kapalı abiyeler tesettür giyimin en başta gelen parçalarından biridir. Abiye kavramı özel geceler için tercih edilen gösterişli ve kadınlara zarafet katan parçalar için kullanılmaktadır. Muhafazakar giyim tarzını benimsemiş kadınlar özel günlerde şık olmak için tesettür giyim adı altında üretilen kapalı abiyelere başvurmaktadırlar. Kapalı abiyelerde esas alınan özellik, elbisenin İslam dininde istenilen ölçülerde olmasıdır. Bu ölçülerden kasıt, elbisenin kadınların başından ayak bileklerinin bitimine kadar örtmesi, vücut ölçülerini belli etmeyecek darlıkta olmasıdır.

 KAPALI ABİYELERİN TESETTÜR GİYİMDEKİ YERİ NEDİR?

Muhafazakar giyimi tercih eden kadınlar için üretilen tesettür kıyafetleri özellikle son zamanlarda oldukça sık rastlanılan parçalardır. Bu parçalar uzun elbise, uzun etek, uzun kollu bluzler ve etek kombinleri, uzun tunikler ve pantolon kombinleri halinde çeşitlilik göstermektedir. Tekstilin günümüzde oldukça rağbet gören tesettür giyim alanında, önceleri bu kadar çok giyim seçeneği bulunmamaktaydı. Fakat son zamanlarda oldukça rağbet gören bu alan, ünlü modacıların da bu alana olan ilgileriyle eskiye nazaran çok daha fazla üretim göstermektedir. Birçok ünlü modacı tesettür giyim adına kreasyonlar halinde parçalar üretmekte ve bunları hem yurtdışında hem de ülkemizin birçok yerinde muhafazakar giyimi tercih eden kadınların beğenisine sunmaktadır. Günlük giyimin dışında muhafazakar kesim tarafından en çok tercih edilen parçalar kapalı abiyelerdir. Kapalı abiyeler, tesettürlü kadınların hem iş alanında hem de özel günlerde giymeleri için üretilmekte ve oldukça rağbet görmektedir.

KAPALI ABİYE SEÇENEKLERİ NELERDİR?

Günümüzün muhafazakar kesim modasında kapalı abiyeler oldukça rağbet gören parçalardır. Birçok ünlü modacının üretimleriyle kataloglarda ve defilelerde muhafazakar giyimi tercih eden kadınlara geniş renk skalaları ve kumaş çeşitleriyle birçok kapalı abiye sunulmaktadır.

Modacılar ve tesettür giyim alanında üretim yapan markalar kadınlara öncelikle rahatlık ve bu rahatlığın içerisinde şıklık sunmayı amaçlamaktadırlar. Özellikle elbiselere ve bluzlere yönelik oluşturulan dantel ve çiçek motifleri, muhafazakar giyimi tercih eden kadınlar için yazın trendleri arasında yer almaktadır. Kaftana benzeyen ve özellikle tafta gibi tok kumaşlardan oluşturulan uzun elbiseler en çok tercih edilen kapalı abiyeler arasındadır.

Tesettür giyim markaları kadınların hem dinin gerektirdiği ölçüde giyinmelerini hem de şıklık yakalamalarını sağlamak adına birçok farklı yola başvurmaktadır. Bunun bir örneğini tuniklerin ve blüzlerin göğüs kısımlarına işlenen dantel parçalarında görmek mümkündür. Ayrı iki parçadan oluşturulan kısımlar ve genellikle kabarık eteklerden oluşturulan elbiselerde bu amacın başka örnekleridir. Muhafazakar giyimi tercih eden genç kesim için özellikle şifon ve kot kumaşlar tercih edilmekte ve daha spor modeller üretilmektedir.

 

2018 Yaz Günlerinin Tesettür Modası

Günümüz tasarımcılarının birbirinden şık tasarımlarından, tesettür modası da nasibini aldı. Eskiden tesettür denildiği zaman, akla sadece pardösüler gelirken, şimdilerde gerek tunikler, gerekse elbiseler sayesinde, bu alanda da oldukça çeşitleme getirildi.

2018 yaz günlerinin tesettür modası, tam olarak bu renkli çeşitliliğin doyumunu sağlar nitelikte hazırlanmış. Hanımları ince ve zarif gösterecek elbise ve tunik modelleri, vitrinlerdeki yerlerini alır almaz, söz konusu kitle tarafından oldukça kabul gördü ve beğenildi. Kıyafetlerde kullanılan canlı renkler, her yaşta gence hitap ederek, sokak modasını da canlandırdı.

2018-2019 Yaz Ayakkabı Modası

2018-2019 yaz ayakkabı modasının ayakkabı modellerinde de, elbiselerde olduğu gibi canlı renkler ön plana çıkıyor. Platform topukların sıklıkla kullanıldığı ayakkabılarda, içe dönük topuk modellerine de yer verilmiş. Bunun yanı sıra, kalınlaşarak inen topuklu ayakkabı modelleri bu senede tercih edilen seçenekler arasında yer alıyor.

Özellikle sokak modasında tercih edilen spor ayakkabılar, firmaların oldukça şık tasarımları sayesinde, hazırlanan kreasyonlara bütünlük sağlayacak nitelikte hazırlanmış. Geçtiğimiz sezonlarda örneklerine rastladığımız topuklu spor ayakkabı modelleri, bu sezonda da kolleksiyonlar içerisinde varlığını sürdürmeye devam edecek.

Uzun boyunlu adı verilen çizmeler, Lady Gaga topuklarından örnek alınarak yapılan dikkat çeken topuklu ayakkabılar ise, diğer modeller içerisinde sayılabilirler.

Tesettür Kombin Modelleri

İyi bir kombin oluşturabilmenin en önemli kuralı, kişinin öncelikle giyim tarzını oluşturması gerekliliğidir. Kişi giyim stilini belirlemezse, kıyafeti taşıyamayacağı için kombin başarısızlıkla sonuçlanacaktır.

Giyim stili belirlendikten sonra yapılması gereken ise, kıyafet bütünlüğünün sağlanabilmesidir. Bunun için, giyilen parçalardan, kullanılan ayakkabı modellerine kadar tam bir uyum yakalanması gereklidir. Renk tonlarının birbirini tamamlaması, kıyafetin hareketlendirilmesi ve daha pek çok ayrıntı tamamlandığında başarılı kombin oluşturulmuş olur.

Tesettür modasında kombin örneklerine baktığımız zaman, tasarımcılar tarafından hazırlanmış oldukça hoş görünümlü takımlar olduğunu görebiliyoruz. Yine tesettür giyim parçalarını, tuniklerle de bütünleştirebilir, kendi tarzınızı oluşturabilirsiniz. Vücut tipi ve ten renginize göre seçeceğiniz doğru parçalar, sizi rahatlıkla şıklığa taşıyabilecektir.

Kafasında tarz belirlemekte sıkıntı yaşayan hanımlarımız, moda dergilerinden ve sitelerinden yararlanarak, kombinlerinde yardım alabilirler.

 

 

MAKYAJ ÇEŞİTLERİ

Günümüzde kadınların dışarı çıkarken güzel görünmeleri için yaptıkları birçok makyaj çeşitleri olduğunu biliyor muydunuz? Saat kaçta, nereye gittiğinize göre yapacağınız makyaj da farklılık gösterir ve buna göre birçok makyaj çeşidi vardır. Örneğin;

  • Gün içerisinde dışarı çıkmak, alışverişe gitmek gibi rutin işlerinizi yaparken “Günlük makyaj” uygulanır. Günlük makyaj pratiktir ve istenilen sonuca yöneliktir.
  • Akşam yemeğine çıkacaksanız ya da arkadaşlarınızla gece eğlencesine gidecekseniz biraz daha baskın olması açısından “gece makyajı” tercih edebilirsiniz. Eğlence gibi aktiviteler için daha dayanıklı ve uzun soluklu olacaktır.
  • Günün çoğunluğunda aktif bir iş yaşamınız varsa ve makyaj tazelemeye fırsatınız olmuyorsa “Porselen makyaj” tercih edebilirsiniz. Porselen makyaj oldukça kalıcı olmasından dolayı gelin adaylarında da tercih edilmektedir.
  • Cildinizin daha canlı ve parlak görünmesini isterseniz dizi oyuncuları için yapılan “dizi makyajını da” deneyebilirsiniz.

PORSELEN MAKYAJ

Oldukça etikili kapatıcı özelliğe sahip bir makyaj çeşididir. Porselen makyaj ile cilt son derece yapılandırılır ve deyim yerindeyse baştan yaratılır. Uzun süreli ve kalıcı bir makyajdır, genelde gece gezmelerinde veya özel günlerde tercih edilir.

Porselen makyaj nasıl yapılır?

  • Cilt tipinize uygun tonikle cildinizi dış etkenlerden arındırarak işleme başlayın. Ardından peeling ile gözeneklerinizi açın.
  • Su bazlı nemlendiriciyle yüzünüzü nemlendirerek koruyabilirsiniz
  • Hem cildin pürüzsüz görünümünü sağlamak için hem de makyajın daha kalıcı olabilmesi için makyaj bazı uygulanmalıdır.
  • Kullanacağınız fondöteni ten renginize uygun olarak seçip sünger yardımıyla ince tabaka halinde yüzünüze sürebilirsiniz. Fondöteninizi boyun ve dekolte bölgesine de uygularsanız daha doğal bir görünüm sağlayabilirsiniz.
  • Sivilce ve lekelerinizi kapatmak için fondöteninizin üzerine pudra kullanabilirsiniz. Bu şekilde yanaklarınızın al al, pembemsi veya şeftali tonları ile doğal görünüme kavuşmasını sağlayabilirsiniz.
  • Eğer gözlerinizin ön planda olmasını istiyorsanız göz farı kullanmalısınız.
  • Göz farınızı açık renkte sürüp katlanma noktasına koyu renk kullanarak daha belirgin hale getirebilirsiniz.
  • Siyah farınızı kirpiklerinizin dibinden ince uçlu fırça yardımıyla uygulayabilirsiniz.
  • Kirpiklerinize bolca rimel sürerek kirpiklerinizi uzun hale getirebilirsiniz.
  • Dudağınızı istediğiniz renkte rujla renklendirebilirsiniz.
  • Son olarak sabitleyici sprey ile makyajınızı bitirebilirsiniz.

GÜNLÜK MAKYAJ

 Günlük makyaj da hafif bir makyaj uygulanmaktadır. Sadece rimel göz kalemi ve ruj yeterli olacaktır. Doğal ve sade olmalıdır. Günlük makyajı arkadaşlarınızla gezmeye giderken, kahve, çay sohbetlerine giderken, market alışverişinde, ev ziyaretlerinde kullanabilirsiniz.

GECE MAKYAJI

Gece makyajındaki renkler oldukça belirgin ve çarpıcı olmalıdır. Rujunuz rimeliniz oldukça koyu renkte olmalı ve çok kullanılmalıdır. Gece makyajını düğün, nişan, özel günler ve yemeklerde kullanabilirsiniz.

SHOW MAKYAJI

Show makyajı oldukça belirgin dikkat çekici ve rengârenk olmalıdır. Makyajın uygulanması oldukça zaman almaktadır. Bu makyajın amacı ilgi toplamaktır.

DİZİ MAKYAJI

Dizi makyajı adından da anlaşılacağı üzere dizi, film, reklam gibi profesyonel çekimlerde oyuncu ve mankenlerin set ışıklarından etkilenmeden iyi bir görünüm elde etmelerini sağlamaktır. Cildi daha parlak ve canlı gösterecektir.

Öğrencilerin Eğitim hedeflerinin Saptanması

Öğrencilerin hangi durumlar karşısında nasıl davranacağını Tür Millî Eğitiminin Amaçları gösterir. Ancak bu amaçlar, her ne kadar okulların seviyelerine göre ayarlanarak, yeniden yazılıp okul programların konsa bile, yine de, hangi gelişim seviyesinde olan öğrencinin bunları nasıl gerçekleştireceğini belirtmezler. Başka bir deyişle bu amaçlar nitelikleri gereği soyut ve geneldir.

Öğretmen öğrencisinin bütün gelişim alanlarındaki seviyesini, kişiliğini, özellikle de, öğrencinin güdülerini, ihtiyaçlarını, yeteneklerini, değer yargılarını ve amaçlarını tanıyarak öğrencinin gelişimi hakkında bir önyargıya ulaşır. Öğretmen bu yargısına dayanarak millî eğitimin amaçları: öğrencileri için daha somut ve ulaşılabilir eğitim hedeflerine çevirir. Böylece öğretmen, öğrencilerinin gelişim seviyelerine uygun olarak eğitim hedeflerini yeniden saptar, öğrencilerin gelişim seviyeleri ile eğitim hedeflerinin arasında bir denge kurar.

Eğitim psikolojisi, alanının elverdiği oranda, eğitimin niteliği, hedefleri, eğitimin bilimsel yollarla geliştirilmesi, bilimsel bulguların eğitime uygulanması konularında yaptığı inceleme, araştırma ve denemelerle öğretmene yapacağı eğitimin hedeflerini saptamada yardımda bulunur.

Son on yıldan beri davranış bilimlerindeki araştırmalar eğitim hedeflerinin, öğrencinin karşılaştığı problemleri çözmeye çevrik olmasının önemini daha belirgin olarak ortaya çıkarmıştır. Çünkü hızla gelişen ve değişen dünyamız problem çözmeyi önemli bir insan davranışı haline getirmiştir.

Böylece, gelecekteki yaşamaları süresince karşılaşacakları problemlere gerekli çözme yollarını öğrenmekle ve problemlere karşı bilimsel bir tavır takınmakla, öğrencilerin, gelecek yaşamları için hazırlanmaları daha iyi gerçekleştirilmiş olmaktadır. Ancak yapılan araştırmalar insanın karşılaştığı bir problemini çözmesi sırasında pek çok değişkenlerin problem çözmeye etkide bulunduğunu göstermektedir. Öğrencilere problem çözmenin öğretilmesi sırasında problem çözme sürecine etkide bulunan değişkenlerin iyi bir çözümlemeden geçirilmesi gerekmektedir.

Mağaza Dekorasyonu

Mağaza Dekorasyonu Nasıl Olmalıdır?

Günümüzde marka anlayışı oldukça revaçta bu yüzden mağazalarda kendine has dekorasyonlarını oluşturarak markalarını ön plana çıkarmaya çalışıyor. Mağazaların ticari amaç güden kurumlar olması oluşturdukları mağaza dekorasyonu konusunda daha dikkatli olmalarını gerektiriyor.

Mağazanın sunduğu ürün ve hizmet kalitesi ne kadar önemliyse, bunları nasıl sergilediği ve müşteri ile kurulan sağlıklı ilişkide çok önemli. Mağaza dekorasyonu için önemli nokta ise tarzını oluşturmak ve buna uygun tasarım şekillerine karar vermek. Tabii çalışanları unutmak olmaz, onların da mağaza ve tarza uyum sağlaması gözetilmelidir.

Mağaza dekorasyonu kadar önemli olan bir konuda mağazanın bulduğu alandır. Şöyle ki eğer mağazanız cadde üstü bir yerdeyse müşterilerin ilgisini mağazaya yöneltmek için vitrin tasarımını çok dikkat çekici olmalıdır. Ancak mağazanız bir alışveriş merkezindeyse vitrin tasarımı yine ön planda olmalı ama bu kez ışıklandırma ile müşterinin ilgisini çekebilmelisiniz.

Cadde üzerindeki mağazada ışıklandırma kullanılsa dahi güneş ışığı yüzünden yapılan vitrin ışıklandırması istenilen etkiyi göstermez. Mağaza dekorasyonu için dikkat çekici fikirlerden biride pazarlanan ürünün bizzat dekorasyon olarak kullanılmasıdır. Halı mağazası için örnek verecek olursak, klasik dekorasyonların dışına çıkarak halıyı tarz mobilya ile dekore etmek ve müşterilere sunmak oldukça değişik bir deneyim olacaktır.

Diğer bir mağaza dekorasyonu ise dikkat çekici ya da satılması istenilen ürünün mağazanın orta kısmında sergilenmesidir. Giyim mağazası için vazgeçilmez mağaza dekorasyonu mankenlerdir. Mankenlerin yeri genellikle vitrin olurken artık mağaza girişinde kullanılan mankenlerde oldukça ilgi uyandırıyor. Alışveriş merkezleri içerisinde bulunan kuaför ya da güzellik merkezleri de dekorasyon konusunda özenli olmalılar.

Sebebiyse en az bir mağaza kadar müşteri potansiyellerinin olması. Kuaförlerin vitrinleri de müşterilerini ağırladıkları koltuklarıdır bu yüzden konforu ön planda olan estetik görünüşe sahip koltuk seçimi çok yerinde bir karar olacaktır. Ayrıca duvar dekorasyonunda eskimiş hatta yırtılmış görünüme sahip duvar kâğıdı kullanmakta farklı bir fikir olacaktır.

Mağaza dekorasyonu için öne çıkan başka bir dekorasyon unsuru da kullanılan renklerdir. Sade ve düz bir dekorasyon istiyorsanız. Mağazada kasanın bulunduğu bölüm ve kasanın yanındaki duvarda keskin, net bir renk olan siyah, kalan diğer duvarlarda beyaz rengi kullanılabilirsiniz ve yerlerde ise siyah, beyaz zemin tercih ederek güzel bir uyum yakalayabilirsiniz.

 

Doğal Ürünler Tüketmek

Obezitenin en çok görüldüğü Amerika da insanlar sağlıksız beslenirler ve aşırı yiyecek tüketirler. Genelde Fast food tarzı yiyecekler tüketirler ve özellikle taneli gıdalar fabrikalarda oldukça fazla değişime uğramıştır. Bunlar Doğal ürünler olması gereken; beyaz undan yapılan ekmek ve çeşitli hazır besinler, biscuit, şehriye, makarna, pasta, vb. unlu yiyeceklerdir.

Biraz B-1, niacin ve demir katılmış undan yapılan bisküvi ve ekmekler elbette en beyaz undan üstündür. Fakat elbette doğal ürünler yönünden üstün oldukları öne sürülemez. Tahılların kabukları atılarak değişime uğratılırken 25 kadar vitamin ve maden de birlikte atılmaktadır. 25 önemli cevheri attıktan sonra sadece 4 tanesini beyaz una eklemenin saçmalığını, bilim çağında şaşkınlıkla izlemekteyiz.

Dizginsiz ve yanıltıcı reklam kampanyalarıyla halka bu ürünler “zenginleştirilmiş” diye sunulmaktadır. Bu yanıltıcı reklamların pek çok zararı olmuştur. Çünkü besin sanayisi, kepekli undan ürünlerin ortaya çıkmasıyla zarar görmek istemez. Kanada, İngiltere ve bazı ülkeler, İkinci Dünya Savaşı sırasında, tahıllardan yapılan besinlerin kabuklarının atılmasını yasakladılar. Oysa A.B.D. de sağlıktan da önce paraya önem verildiği için Doğal ürünlerden çok para kazandıracak ürünler tercih edilmiştir.

Sadece Fast Food Değil Doğal Ürünlerde Tüketin

Yanık olmamak şartıyla etler her şekilde yenebilir. Yağda kızartılan et ya da başka besinler çok lezzetli oldukları için, lezzeti daha az başka sağlık kazandıran besinlerin yenmesini engelleyebilir. Birçok kimse de sadece kas etlerinden yapılan biftek, pirzola, köfte, kebap yer. Vitamin ve madenlerin deposu olan karaciğer, beyin, böbrek, yürek, uyluk gibi kısımları yemezler.

İç organlar, kas etlerinden çok daha değerli ve ucuzdur. Binlerce yıl öncesinin ünlü Çin ve Yunan hekimleri, iç organları hastalara salık vermişlerdir. Ne yazık ki herkes öğrenince şimdi ucuz olan bu iç organlar, kas etleri gibi pahalı satılmaya başlanmıştır. Bu üstün organ etlerini haftanın iki-üç günü sofranıza getirmeye şimdiden başlayınız.

Protein kaynağı yağsız etleri yeterince yiyemeyenler üzülmesinler. Yumurta, peynir, süt, yoğurt, yağlı tohumlar, soya fasulyesi, tahıl kabukları gibi besinler de çok iyi protein kaynaklarıdır.

Doğal Ürünler Çöpe Atılarak İsraf Ediliyor

Hem savurganlığa hem de israfa büyük bir örnek birçok besinin alışkanlıkla çöp tenekesine atılmasıdır. Kök sebzelerin kabukları, koyu yeşil renkli dış yapraklar, atılmaması gereken vitaminli kısımlardır. Bunlar buzdolabındaki özel bir naylon torbaya toplanarak, sebze çorbası yapımında değerlendirilebilir.

Doğal ürünler olan, kereviz yumrusundaki filizler, maydanoz sapları, lahana ve marulun dış ‘kısmındaki yapraklar, çeşitli sebzelerin yaprakları atılacağı yerde biriktirilir. Bunlar; kıyılır, kaynar suya atılır, süzülen posa atılır ve bol vitaminli sebze suyu elde edilerek çorba ya da yemekte kullanılır. Bu atılan sebzelerin çorbaya üstün bir lezzet verdiğini göreceksiniz. Uzun süreli bu davranış, sanıldığından çok daha önemli bir ekonomi yapmaktır.

Nasıl Pişirilmeli?

Pişirmenin hiçbir şeklinde, vitamin kayıplarını önlemek tümüyle mümkün olmaz, oysa bu yitirmeyi aza indirmek mümkündür. Sevilerek yenen taze meyve ve sebzeleri pişirmekten kaçınmak, taze taze yemeye önem vermek en iyisidir. Hayvansal ürünler ve kepekli tahılları az pişirmek, akıllıca bir davranıştır.

Az pişmişi sevilen tahılları, çok pişmesi gerekenlerin yerine listelere almak ve daha az et yemek iyidir. Kepekli un ekmeğini az kızartmak, B vitaminleri yitmesini aza indirmek iyidir. Kızartmakla, ekmeğin sindirimi de kolaylaşır ve kana daha çok vitaminle protein geçer.

Doğal ürünler olan sebzelerden yararlanırken özel buluşlar yapınız. Çünkü anneden öğrenilen yemek tarifleri, beslenme bilimi düşünülmeden düzenlenmiştir. Tariflerde bugün değişiklik yapmak gerekmektedir. Bu konuda siz bilgi ve hünerinizi ortaya koyabilirsiniz. Sebzenin ilk pişme suyunu atmayı, çok pişirmeyi, bol yağ koymayı şart koşan yemek tariflerinden uzaklasınız.

Çocuklarda 2 ila 7 Yaş arası İkinci Dönem

Zekâ gelişiminin ikinci döneminin önemlidir. Bu dönem çocuğun, hızla dili öğrenmesine ve yalnızca hareketli bir yaratıktan; sözcükleri ve düşünceleri alan bir bireye dönüşmesini sağlar. Buna karşın düşünceleri ve değerlendirmelerinin yetişkinlerden farklıdır. Sonuçta çevresini yanlış yorumlar. Bu yanlış yorumlamalar çocukla ilgilenen yetişkin tarafından ayrımsanamazsa çok büyük gerginliklere yol açabilir.

Piaget, yüzlerce Cenevreli çocuk üzerinde yaptığı sistematik deneme ve gözlemlere dayanarak bu dönemin dört ana özelliğini saptar:

  • Benmerkezcilik (egocentrism)
  • Animizm
  • Preoperasyonel Mantık (preoperational logic)
  • Otoriter Ahlak (authoritarian morality).

7 yaş altındaki çocuklar, benmerkezci bir dünyada yaşarlar. Bir araya geldiklerinde çok konuşurlar. Fakat konuşulanlar, paylaşılmış birkaç konudur. Her çocuk, kendisini hangi konu ilgilendiriyorsa yalnızca onun üzerinde konuşur. Paget, bu ilişkiyi “kolektif monolog” diye adlandırır. 2 ila 7 yaş arası çocuklar, kendilerini ilgilendiren konuların başkaları için de büyük anlam taşıdığını düşünürler. Kendileri dışındaki insanların görüşlerini anlayamazlar. Çocuk, kendisini gerçekten evrenin merkezi gibi görür. Yolda yürürken, gündüzleri güneşin ve geceleri ayın, aynı yönde ilerlediğinin ayrımına varınca onların kendisini izlediklerine inanır. Ona neden böyle olduğu sorulduğunda, “Bizim ne konuştuğumuzu işitmek istiyor,” ya da “Biz güzel isek, o (güneş) bize bakar,” gibi yanıtlar verir.

Fiziksel dünya içindeki olayları açıklaması animistiktir. Her şey canlıdır ve kendisi gibi duygu ve düşünceleri vardır. Olaylarda hiçbir zaman yansızlık ve doğal bir amaç yoktur. Her zaman güdülerine dayanarak psikolojik açıklamalar yaparlar. Bütün olaylar bir amaca yöneliktir. Rüzgâr istediği için eser; başının çarptığı eski masa “kötüdür”. Bu dönemde çocuklar büyüye inanırlar ve sözcükler, eylemler kadar güçlüdür. Sözcükleri, adlandırdıkları nesnelerden, düşünceleri de üzerinde düşünülen şeylerden ayıramazlar. Psikolojik ve fiziksel dünya aynıdır. Düşleri gerçektir ve iyi ya da kötü dilekleri büyük olasılıkla doğru çıkar.

2 ila 7 yaş arası çocuklarda düşünebilme ve mantık

Mantık bu dönemde preoperasyoneldir, yani bilimsel değildir. Çocuklar, gözlemlemelerinden sonuç çıkaramazlar ve içlerinde oluşturdukları dünyayı model olarak alırlar. Ayrılıkları duyumsayamazlar ve ana-babalarından gelen veya kendi esinlerinden kaynaklanan açıklamaları yanlış olsalar bile soruşuz kabullenirler: Bebek sahibi olmak için “Sen bir ameliyat geçirmiş olmalısın”. Oysa annede hiçbir yara izi yoktur. Noel’de her mağazada kırmızı giyinmiş bir adama rastlamaları, yedi yaşının altındaki çocuklarda Noel Baha’nın bir tane olduğu inancım sarsmaz. Daha büyük çocuklarda olduğu gibi yaşlı adamın tam zamanında dünyadaki bütün çocuklara ulaşamayacağı kaygısını duymazlar.

İki plastik toptan biri yuvarlanarak sosis biçimine getirilince “öbüründen daha büyüktür”, çünkü daha uzundur. Ani mistik çocuğun dünyası, “Alice Harikalar Diyarındaki” dünyadan çok farklı değildir ve çoğunlukla açıklayıcı bir kavramdır.

Yedi yaşındaki bir çocuk hasta, tedavi sırasında spor ceketinin üzerine çamur sıçrattı. Beton olacağını düşünerek çok endişelendi. Bundan biraz önce caddenin aşağı tarafındaki betonyeri büyülenmiş gibi seyrediyordu.

“Kum ve suyu karıştırdığın zaman” dedi, “beton olur”. Kuruduğu zaman toprağın kolayca fırçalanabileceği güvencesini vermek, onu yatıştırmadı. Gözlediği bu olağanüstü olayı not etmeye başladı. Bununla birlikte bu “toprak” sözüne “yani bu, büyülü bir toprak mı?” diye tepki göstermekte gecikmedi.

Çocukların nasıl bilye oynadıklarını araştıran Piaget, yedi yaşın altındakilerde otoriter ahlak konusundaki görüşlerini açıkça belirtir. Kurallar onlar için çok kutsaldır. Kuralın ne olduğunu bilmeyebilirler, fakat onun değiştirilemeyeceğine inanırlar.

Kurallar her zaman aynıdır ve eğer onları bir kişi yapmışsa, o, bir Tanrı olmalıdır. Benzer biçimde, ana babalarının söylediklerini yerine getirmedikleri zaman kafalarında onların haklı olabilecekleri biçiminde bir düşünce yoktur. Ancak gelişimin bundan sonraki döneminde, onların da içinde etkin rol alacağı demokratik işbirliği ortamı ve kuralların karşılıklı değişimi akıllarına gelir. Otoriter ahlakın ayrılmaz bir parçası, suçlunun cezalandırılması anlamında “her yerde adalet” düşüncesidir. Eğer beş yaşındaki bir çocuk, caddenin ortasına doğru koşarak annesinin sözü dışına çıkar ve sonra yere düşerse, yaramaz olduğu için düşmüştür.

Bu 2 ila 7 yaş arası animistik dönemin özelliklerini bilmek, karışık olaylarda çocuğun tepkilerini anlamada kişiye yardımcı olur. Çocuk bu dönemde herhangi bir kötü durumu ceza olarak algılar. Benmerkezci bir dünyada yaşadığından, bu cezayı, yaptığı herhangi bir yanlışın karşılığı olarak düşünür. Ana-babasının, kendi dışında bir konu hakkında tartışabileceklerini düşünemez. Hasta olup hastanede yattığında ve annesini özlediğinde, yaramazlık yaptığı için annesinin kendisine kırıldığı açıklamasını hemen kabul eder. Otoriter ve büyülü bir dünya görüşü olduğundan, eğer annesi gerçekten isterse, kendisini iyileştirebileceğini düşünür.

Melazma Lekeleri

Melazma lekeleri, genellikle yüz ve kollarda görülen ve doğuştan olmayan cilt üzerindeki kahverengi lekelerdir. Bu lekeler erkeklerde, kadınlara oranla daha az görülmektedir. Yüz bölgesinde görülen melazma lekeleri genellikle yüzün her iki tarafında ve simetrik şekilde bulunur. Bu lekeler, yüzeysel, derin ve karışık tip olarak 3 farklı başlıkta incelenmektedir. Yüzeysel melazma lekelerinin tedavisi diğer türlere kıyasla çok daha kolaydır. Bu lekeleri güneşlenme, hormon tedavileri ve hamilelik gibi vücudun hormon dengesini bozan etkenler olumsuz yönde etkilemektedir.

Melazma Lekeleri

Melazma lekeleri görülen en yaygın problemlerden bir tanesidir. Tam olarak neden olduğu bilinmeyen bu lekelerin genç kadınlarda görülme olasılığı daha yüksektir. Melazma lekeleri ve tiroit hastalıkları hakkında kesin bir bağlantı kurulamamış olsa da bu lekelerin bulunduğu kişilerin tiroit hastalıklarına yakalanma olasılığı da artmaktadır.

Yüzde görülen melazma lekeleri, genellikle üst dudak, yanaklar ve alın bölgeleri gibi güneşe açık yerlerde gözlemlenmektedir. Ancak bu lekeler nadiren de çene ve ön kollarda da oluşmaktadır. Bu lekeler, cilt renginden daha koyu ve kabarık olmayan lekeler şeklinde görülür. Yüzeysel melazma lekeleri cilt renginden daha koyu tonlarda iken derin tip melazma lekeleri ise mavi-gri, karışık tip melazma lekeleri ise kahve-gri renklerde kendini gösterebilir. Cildin koyulaşmasını sağlayan güneş ve solaryum gibi etkenlerde, melazma lekeleri de koyulaşır. Melazma lekelerinin hangi tip olduğunu belirlemek için ultraviyola lamba (Wood’sLamb) kullanılır. Ultraviyole lamba ile bakıldığında leke belirginleşiyorsa yüzeysel, lekede değişiklik olmuyorsa da derindir. Melazma lekelerine sahip kişilerin sadece yaz aylarında değil, yılın her döneminde güneşten koruyucu kremler kullanması ve solaryum gibi yapay ışık kaynaklarından uzak durması gerekmektedir.

Melazma Lekelerinin Tedavisi Nasıl Yapılır?

Melazma lekelerinin tedavi süresinde leke kremleri, antioksidan oral haplar, lazer tedavileri ve kimyasal peelingler birlikte ya da tek başına kullanılabilir. Melazma lekelerine sahip kişilerin yılın her döneminde dışarı çıkacağı zaman 4 saatte bir en az 30 faktörlü güneş kremleri kullanması gerekmektedir. Güneşe karşı koruyucu kremler kullanılsa bile bu hastaların güneşte çok fazla kalmaması, gözlük kullanması ve gölgede kalması gerekmektedir.

Melazma lekelerinin tedavisinde, 1 ila 4 haftalık periyotlarda toplamda 5 seanslık meyve asitli kimyasal peeling tedavileri de uygulanmaktadır. Bu peeling tedavileri cildin kendini yenilemesini sağlar ve kullanılan melazma ilaçlarının emilimini kolaylaştırmaktadır. Ancak kimyasal peeling tedavilerinde koyu ten rengine sahip kişilerin, lekelerin artmaması için daha dikkatli olması gerekmektedir. Lekelerde artış olabileceği için kimyasal peeling tedavisinde cildi soyacak türde agresif tedavilerden kaçınmalıdır.

Pek yaygın olmasa da melazma lekelerinin tedavisinde deri altına C vitamini, transexamic asit, glutation ve pyrüvic asit gibi maddelerin enjekte edilmesi de tercih edilmektedir. Bu maddeler uygulandığı bölgede cilt renginin açılmasını sağlamaktadır. Ancak kullanılan diğer tedavi yöntemlerinin başarısız olması halinde denenmelidir.

Laktik Asit Nedir ?

Yoğun olacak şekilde yapılan egzersiz hareketler sonucu vücut üzerinde oluşan enzime verilen isme Laktik Asit denir. Klasik olarak insanlar arasında fazla şekilde de ismi lanse edilmektedir. Ancak söz konusu bu enzimin vücudumuzda oluşması sonucu bir takım ağrılar ortaya çıkar. Bu vücut üzerinde yorgunluğa da yol açmaktadır.

Bilimsel açıdan bakıldığında ilk olarak antrenmana yeni başlangıçta vücut glikojeni enerjiye çevirerek belirli bir kuvveti elde etmektedir. Buradaki adı geçen glikojen ise kana hızlı şekilde karışarak, daha hızlı bir şekilde enerjiye dönmekte olan maddeye verilen isme denir. Böylelikle vücudun glikojenden elde etmiş olduğu gücün ardından vücut için kullanıma hazır karbonhidrat birikimlerini de enerjiye çevirme işlemini gerçekleştirir. Dolaşım ve solunum sistemleri de dokulara yeterli düzeyde oksijen miktarını taşıma işlemini yerine getirir. İşte bu sırada glikojenden üretimiyle elde edilmiş yüksek konumdaki gücün ardından kaslarda sıkışma meydana gelir.

Laktik Asit Kullanımı

Yapılan antrenmandaki tempodaki artışa gidilmiş olduğunda vücudun enerjiyi yakmak için gereksinim duyduğu oksijen miktarı da artmış olur. Karbonhidratın enerjiye çevrilmesi sırasında kasılmış hale gelen kasların içerisinde sıkışmış olan damarlarda ilk sıradakine göre kasın arasında sıkışma yapması sonucu daha az şekilde kan ulaşımını yapması vücudun gerekli karbon hidrat yakımını yapması için oksijeni olmayan bir ortamın içerisinde enerji üretmeye başlamaktadır. Böylelikle oksijensiz bir otam içerisinde üretilmeye başlanan enerji vücuttaki laktik asit seviyesini yükseltir. Bu laktik asit miktarı istirahat edilmesi durumda olunsa dahi, kan içerisinde yer almaktadır. Üretimi gerçekleşen laktik asit kaslardan alınmasıyla karaciğere taşınma işlemi yapılır. Burada yeni bir enerji kaynağı olacak şekilde hazır hale getirilir.

Tabi ki bu yoğunluk içerisinde laktat yapımının ve yıkımının arasında bir denge olduğu gerçektir. Yapılacak egzersizler ise glikojen depolarının boşalmasına kadar hiç bir sorun ile karşılaşmadan devam edilebilir. Buradaki sporcunun vücudu üretilmekte olan laktik asidi enerjiye çevrilmesi adına yatkın bir bünyede ise, hücreleri laktik asidi karaciğere taşıyabilmek için yeterliyse, işte burada, direnç ve dayanıklılık denilen kavramlar ortaya çıkar. Karaciğere enerji miktarı olarak götürülemeyen ve böylelikle vücutta biriken laktik asit, ilerleyen süreç içerisinde kana karışması ve bu kanında beyne ulaşması sonucunda, beyindeki sinir sistemi bir yorgunluk hissi ile uyarılır.

Laktik asit diğer bir ismi ile değerlendirilecek olur ise süt asididir. Süt, yoğurt, peynir, ayran ve kefir gibi süt içermekte olan mamüllerin içerisinde yer almaktadır. Bu gıdaların tüketilmesiyle de vücut üzerinde uyku gibi haller getirip yorgun düşmesine neden olur. Buradaki nedeni ise asidin vücut üzerinde yorgunluk hissini uyandırmasıyla kasılmış kasların içerisindeki düşük kan dolaşımının vücudunu dinlenmeye yöneltmesidir. Vücudun dinlenmeye yöneltmesi de normal düzeye dönmesi için olumlu bir durumdur.

Hyaluronik Asit Ve Cilt Kırışıklıkları

Estetik açıdan yapılmakta olan dolgu uygulamalarında kullanılan diğer maddeler ile beraber vücuda enjekte edilmiş olan Hyaluronik asit doğal görünümü kazandırmış olduğu gibi gençleştirmektedir. Her geçen gün popüler duruma gelen estetik dolgu, botoks uygulamasını geride bırakmayı başardı.
Genç görünmek adına birçok insan kırışıklıkları gidermek ve cilt üzerindeki bir takım izleri yok etmek adına estetik dolgu yaptırmayı tercih ediyor. Burada en güvenilir dolgu maddesi hyaluronik asit olduğu için fazla şekilde kullanılmaktadır.

Hyaluronik asit her ne kadar vücut üzerinde yer alan bir madde olsa da, 30’lu yaşlardan sonra bu madde azalmaya başlar. Estetik bakımdan yapılan dolgu uygulamaları içerisinde vücuda diğer maddeler ile enjekte edilmekte olan hyaluronik asit vücudun doğal görünüm kazanmasını sağlar. Fazla şekilde yüz bölgesinde yapılmakta olan bu uygulama, bacakların düzleştirilmesinde, meme bölgesinde ve el üzerindeki kırışıklıkların giderilmesi amacı ile kullanılmaktadır. Dünya üzerinde sık şekilde tercih edilmekte olan yaygın bir dolgu uygulaması halini almıştır.

Hyaluronik asit ile yapılacak dolgu yoğunluğa dayalı olacak şekilde 4 ile 18 ay arasında bir kalıcılık sağlar. Doku ile uyumlu şekilde işlevini yürüten madde olduğu için, kendiliğinden zamanla erime yapacaktır.

Cilt Lekesine Kimyasal Peeling

Cilt lekelerinin ne olduğuna göz atacak olursak, cildin üst deri tabakasında oluşmuş olan bir takım izler olarak isimlendirebiliriz. Bundan dolayı da cildin üst tabakası asit yardımıyla soyulması işlemine de kimyasal peeling denilmektedir. Burada uygulanacak olan bir kimyasal peeling sonrasında cilt ancak 2 yada 5 seans sonrasında lekelerinden arındırılmış olur. Buradaki uygulamadaki esas alınan mantık ise, cildin soyulması sonrasında yenilenmesidir. Kimyasal peeling sadece güneşe maruz kalarak oluşmuş olan lekelere karşı değil, yaşlanma ve diğer kırışıklıklara karşı da etkili bir çözümdür. Özellikle sivilcelerden ötürü oluşan gözeneklerinde giderilmesinde sık şekilde kullanılan bir yöntemdir.

Kimyasal Peeling ile Ciltteki Lekeyi Geçirme

Kimyasal peelingin içerisinde yer alan asitler sonrasında ciltte soyulma meydana gelir. Böylelikle ciltte kendisini yenilemiş olur. Buradaki ölü derinin atılma işleminde kullanılan uygulama, diğer lazer yöntemlerine nazaran daha etkilidir. Oluşmuş olan ölü deriler, çiller ve cilt üzerindeki diğer lekeler soyulmaktadır. Oldukça taze bir cilde sahip olunur. İzlemekte olduğunuz mankenler ve ünlü olan insanların bebekler kadar düzgün olan ciltleri bu kimyasal peelingin sayesinde elde edilmektedir.

Cilt Lekesine Karşı Kimyasal Peeling Uygulaması

Cilt üzerindeki lekeleri yok etmek için sık şekilde TCA ani trikloroasetik asit adındaki kimyasal peeling kullanılmaktadır. Genel olarak peeling içerisinde yüzde 15 oranında yer alarak, doğum sonrasında meydana gelen lekeleri dahi gidermekte fayda sağlar. TCA yardımı ile yapılmakta olan peeling hiç bir şekilde risk unsuru taşımaz. Zaten risk taşımış durumda olsa, güzellik salonlarındaki uzmanlar birden fazla kişiye karşı bu uygulamayı yapmaktan kaçınırlar. Ancak bu uygulamayı evde kendiniz yapmak yerine, bir uzman hekimden yardım alarak yapılması daha uygun olacaktır. Çünkü her uzman doktorun sitesine girmiş olduğunuzda, uygulama hakkında bir takım bilgileri görmüş olabilirsiniz. Fakat hepsi de sonunda mutlaka uygulamanın doktorlar tarafından yapılması gerektiğine dikkat çekmiştir.