Öğrencinin Öğrenim Yaşamı ve Öğrenim Ortamları

Öğrenim Yaşantılarının Düzenlenmesi

Öğrencinin davranışlarında istenilir değişmeler meydana getirmek ancak kendi yaşantıları ile mümkün olabilmektedir. Dolayısıyla öğretmen, gelişim seviyesine uygun olarak öğrenci için saptadığı eğitim hedeflerine yine ancak onun yaşantıları yoluyla ulaşmasını sağlayabilecektir. Bu amaçla öğretmen, öğrencisini eğitim hedeflerine ulaştıracak öğrenim yaşantılarını daha önceden planlar.

Okul programları öğrencinin bir yıl içinde yapacakları öğrenim görevlerini, üniteler ve konular halinde göstermiştir, öğretmen bu üniteleri ve konuları, öğrencinin gelişim seviyesine uygun hale çevirerek ve önceden saptadığı eğitim hedeflerine göre ayarlayarak öğrenim yaşantıları haline getirir. Böylece yıllık, haftalık veya ünite, konu ya da günlük planlar yapar.

Öğrenim yaşantılarının düzenlenmesinde öğretmene daha çok eğitim bilim yardım eder. Eğitim psikoloji ise öğretmene, öğrenim yaşantıları ile öğrencilerin gelişim seviyeleri arasındaki dengeyi sağlayacak ipuçları verir. Böylece öğrencinin gelişim görevleri ile öğrenim yaşantıları arasındaki dengenin sağlanmasında öğretmene yardımda bulunur.

Makalelerimizde yeri geldikçe öğrencilerin hangi yaşta hangi gelişim görevlerini yapmaları gerektiği, hangi gelişim seviyelerinde neleri öğrenebilecekleri ve yapabilecekleri belirtilmiştir. Özellikle öğrenmeye ilişkin ünitelerde öğrenim yaşantılarının nasıl düzenleneceğine ilişkin bilgiler ve yollar sunulmuştur.

Öğrenme Ortamının Hazırlanması

Öğretmenin saptadığı öğrenim yaşantıları için elverişli bir ortam hazırlanmadıkça öğrenmenin gerçekleştirilmesi mümkün olamaz. Bizim eğitim sistemimizde öğretim daha çok sınıfta olmakta, bazen de sınıf dışına taşmaktadır. Öğrenme ortamı sınıfın içi ve dışı ile bir bütündür. Bu yüzden öğretmen, öğrenme ortamını hazırlarken yalnız sınıf içini değil sınıf dışı etkileri de dikkate almak zorundadır.

Öğrenme ortamını hazırlamada hem öğrenme için gerekli fiziksel şartları, hem de psikolojik şartları iyi düzenlemek gerekir. Fiziksel şart lar okul binasının, sınıfın, okul çevresinin, eğitim araç ve gereçlerinin eğitime ve öğrencilerin fiziksel sağlığına uygunluğunu kapsamakta; psikolojik şartlar ise öğrenme için hazırlanacak duygusal ve sosyal havanın, sınıf yönetiminin ve disiplinin eğitime ve akıl sağlığına uygunluğunu kapsamaktadır.

Öğrenme ortamının hazırlanmasında, eğitim psikolojisi daha çok psikolojik şartların; eğitbilim ise, fiziksel şartların iyileştirilmesi ile uğraşan Her iki bilim de öğretmene iyi bir öğrenme ortamı hazırlamada yardımda bulunur. Bu amaçla eğitim psikolojisi, öğrencinin uyumunda eğitimin rolünü, öğrencinin iyi bir uyum sergilemesi için gerekli eğitim tedbirlerini öğrencinin akıl sağlığının korunmasını sağlar. Ayrıca akıl sağlığının öğrenmeye etkisini, eğitimin yönetiminin ve disiplinin etkili yollarını, öğretmenle öğrenciler arasında ve öğretmenle öğrenciler arasında iyi ilişkiler kurulmasını araştırır ve denemeler yaparak öğretmenin uygulayabileceği kurslar verir.

Makalelerimizde yeri geldikçe her ünitede, özellikle de kişiliğin gelişim uyumu ile akıl sağlığına ve öğrenmeye elverişli ortam ünitelerinde iyi bir öğrenme ortamı hazırlamaya ilişkin bilgiler ve yollar sunulmuştur.

Davranış bilimlerinin son on yıl içindeki yaptıkları araştırmalar öğrenmede sosyal grupların büyük bir önem taşıdığını ortaya koymuş olduğundan, yeri geldikçe, sosyal gruplar üzerinde özellikle daha geniş durulmuştur. Çünkü bireyin üyesi olduğu aile, okul, oyun ve bunlara benzer grupların birey üzerindeki etkileri ve bireyin üye olarak grup içinde statüsü, rolü, gruba karşı ve grubun diğer üyelerine karşı tavrı, bireyin üyesi olduğu grubun sosyal statüsü, onun davranışlarına çok büyük kilerde bulunmaktadır. Böylece insanın davranışlarının örülmesinde değişmesinde sosyal grupların öneminin çok büyük olduğu bundan on öncekinden daha çok anlaşılmaktadır.

Çocuklarda 7 ila 16 Yaş Arası Dördüncü Dönem

7 ila 16 yaş arası çocuk, büyük oranda, benmerkezcilik, animizm, preoperasyonel mantık ve otoriter ahlak niteliklerini yitirir. 2 ila 7 arası dönemlerinde yaşadığı soyut kavramların gerçek olmadığının bilincine varır. Artık; alice harikalar diyarında onun için sadece bir masaldır. Somut nesnelerin, dünyaya ilişkin etkinliklerin yanı sıra, sözcüklerin, düşüncelerin ve kuralların ayrımına varır.

Çocuklarda 7 ila 16 Yaş Arası Dördüncü Dönem

7 yaşından önce daha fazla benmerkezci olan çocuk, her şeyin onun için olduğunu düşünürdü. Bu düşüncesini de kendince psikolojik temellerle açıklardı. Güneş onun için doğar, ay onun için batar, yağmur o istemediği için yağmazdı. Çevresinde sadece kendi düşüncelerinin önemli olduğunu zanneder ve akranları ile ikili iletişimlerinde sadece kendilerini ifade etmek isterlerdi. Oysaki 7 ila 16 yaş arası dönem de sosyal ilişkilerinde demokratik, işbirlikçi bir tavır söz konusudur.

Tartışmaları sırasında gözlemlerini dikkate alır; fiziksel olayları açıklarken, zaman, mekanik güç ve sonraları doğru mantık kavramlarını kullanır. Yedi ile on iki yaşları arasında somut operasyonel mantık kullanır. Sürmekte olan bir çalışmayı izlerken fiziksel işleyiş hakkında doğru yargıya varabilir. İki plastik küre, daha önce eşit hacimde oldukları için, birisi biçim değiştirince gene eşit hacimde olacaklarını bilir. Fakat ortalama on iki yaşına değin ancak plastiğin biçimi önünde değiştirilince bu sonuca varabilir.

On iki yaşından sonra soyut mantık gelişir. Giderek artan bir biçimde çocuk, kafasında mantık işlemleri oluşturur. Problemi çözmek için somut plastik parçalara daha çok gereksinimi yoktur; tek başına düşünceleri ona yeterlidir.

Öğrencilerin Eğitim hedeflerinin Saptanması

Öğrencilerin hangi durumlar karşısında nasıl davranacağını Tür Millî Eğitiminin Amaçları gösterir. Ancak bu amaçlar, her ne kadar okulların seviyelerine göre ayarlanarak, yeniden yazılıp okul programların konsa bile, yine de, hangi gelişim seviyesinde olan öğrencinin bunları nasıl gerçekleştireceğini belirtmezler. Başka bir deyişle bu amaçlar nitelikleri gereği soyut ve geneldir.

Öğretmen öğrencisinin bütün gelişim alanlarındaki seviyesini, kişiliğini, özellikle de, öğrencinin güdülerini, ihtiyaçlarını, yeteneklerini, değer yargılarını ve amaçlarını tanıyarak öğrencinin gelişimi hakkında bir önyargıya ulaşır. Öğretmen bu yargısına dayanarak millî eğitimin amaçları: öğrencileri için daha somut ve ulaşılabilir eğitim hedeflerine çevirir. Böylece öğretmen, öğrencilerinin gelişim seviyelerine uygun olarak eğitim hedeflerini yeniden saptar, öğrencilerin gelişim seviyeleri ile eğitim hedeflerinin arasında bir denge kurar.

Eğitim psikolojisi, alanının elverdiği oranda, eğitimin niteliği, hedefleri, eğitimin bilimsel yollarla geliştirilmesi, bilimsel bulguların eğitime uygulanması konularında yaptığı inceleme, araştırma ve denemelerle öğretmene yapacağı eğitimin hedeflerini saptamada yardımda bulunur.

Son on yıldan beri davranış bilimlerindeki araştırmalar eğitim hedeflerinin, öğrencinin karşılaştığı problemleri çözmeye çevrik olmasının önemini daha belirgin olarak ortaya çıkarmıştır. Çünkü hızla gelişen ve değişen dünyamız problem çözmeyi önemli bir insan davranışı haline getirmiştir.

Böylece, gelecekteki yaşamaları süresince karşılaşacakları problemlere gerekli çözme yollarını öğrenmekle ve problemlere karşı bilimsel bir tavır takınmakla, öğrencilerin, gelecek yaşamları için hazırlanmaları daha iyi gerçekleştirilmiş olmaktadır. Ancak yapılan araştırmalar insanın karşılaştığı bir problemini çözmesi sırasında pek çok değişkenlerin problem çözmeye etkide bulunduğunu göstermektedir. Öğrencilere problem çözmenin öğretilmesi sırasında problem çözme sürecine etkide bulunan değişkenlerin iyi bir çözümlemeden geçirilmesi gerekmektedir.

Çocuklarda 2 ila 7 Yaş arası İkinci Dönem

Zekâ gelişiminin ikinci döneminin önemlidir. Bu dönem çocuğun, hızla dili öğrenmesine ve yalnızca hareketli bir yaratıktan; sözcükleri ve düşünceleri alan bir bireye dönüşmesini sağlar. Buna karşın düşünceleri ve değerlendirmelerinin yetişkinlerden farklıdır. Sonuçta çevresini yanlış yorumlar. Bu yanlış yorumlamalar çocukla ilgilenen yetişkin tarafından ayrımsanamazsa çok büyük gerginliklere yol açabilir.

Piaget, yüzlerce Cenevreli çocuk üzerinde yaptığı sistematik deneme ve gözlemlere dayanarak bu dönemin dört ana özelliğini saptar:

  • Benmerkezcilik (egocentrism)
  • Animizm
  • Preoperasyonel Mantık (preoperational logic)
  • Otoriter Ahlak (authoritarian morality).

7 yaş altındaki çocuklar, benmerkezci bir dünyada yaşarlar. Bir araya geldiklerinde çok konuşurlar. Fakat konuşulanlar, paylaşılmış birkaç konudur. Her çocuk, kendisini hangi konu ilgilendiriyorsa yalnızca onun üzerinde konuşur. Paget, bu ilişkiyi “kolektif monolog” diye adlandırır. 2 ila 7 yaş arası çocuklar, kendilerini ilgilendiren konuların başkaları için de büyük anlam taşıdığını düşünürler. Kendileri dışındaki insanların görüşlerini anlayamazlar. Çocuk, kendisini gerçekten evrenin merkezi gibi görür. Yolda yürürken, gündüzleri güneşin ve geceleri ayın, aynı yönde ilerlediğinin ayrımına varınca onların kendisini izlediklerine inanır. Ona neden böyle olduğu sorulduğunda, “Bizim ne konuştuğumuzu işitmek istiyor,” ya da “Biz güzel isek, o (güneş) bize bakar,” gibi yanıtlar verir.

Fiziksel dünya içindeki olayları açıklaması animistiktir. Her şey canlıdır ve kendisi gibi duygu ve düşünceleri vardır. Olaylarda hiçbir zaman yansızlık ve doğal bir amaç yoktur. Her zaman güdülerine dayanarak psikolojik açıklamalar yaparlar. Bütün olaylar bir amaca yöneliktir. Rüzgâr istediği için eser; başının çarptığı eski masa “kötüdür”. Bu dönemde çocuklar büyüye inanırlar ve sözcükler, eylemler kadar güçlüdür. Sözcükleri, adlandırdıkları nesnelerden, düşünceleri de üzerinde düşünülen şeylerden ayıramazlar. Psikolojik ve fiziksel dünya aynıdır. Düşleri gerçektir ve iyi ya da kötü dilekleri büyük olasılıkla doğru çıkar.

2 ila 7 yaş arası çocuklarda düşünebilme ve mantık

Mantık bu dönemde preoperasyoneldir, yani bilimsel değildir. Çocuklar, gözlemlemelerinden sonuç çıkaramazlar ve içlerinde oluşturdukları dünyayı model olarak alırlar. Ayrılıkları duyumsayamazlar ve ana-babalarından gelen veya kendi esinlerinden kaynaklanan açıklamaları yanlış olsalar bile soruşuz kabullenirler: Bebek sahibi olmak için “Sen bir ameliyat geçirmiş olmalısın”. Oysa annede hiçbir yara izi yoktur. Noel’de her mağazada kırmızı giyinmiş bir adama rastlamaları, yedi yaşının altındaki çocuklarda Noel Baha’nın bir tane olduğu inancım sarsmaz. Daha büyük çocuklarda olduğu gibi yaşlı adamın tam zamanında dünyadaki bütün çocuklara ulaşamayacağı kaygısını duymazlar.

İki plastik toptan biri yuvarlanarak sosis biçimine getirilince “öbüründen daha büyüktür”, çünkü daha uzundur. Ani mistik çocuğun dünyası, “Alice Harikalar Diyarındaki” dünyadan çok farklı değildir ve çoğunlukla açıklayıcı bir kavramdır.

Yedi yaşındaki bir çocuk hasta, tedavi sırasında spor ceketinin üzerine çamur sıçrattı. Beton olacağını düşünerek çok endişelendi. Bundan biraz önce caddenin aşağı tarafındaki betonyeri büyülenmiş gibi seyrediyordu.

“Kum ve suyu karıştırdığın zaman” dedi, “beton olur”. Kuruduğu zaman toprağın kolayca fırçalanabileceği güvencesini vermek, onu yatıştırmadı. Gözlediği bu olağanüstü olayı not etmeye başladı. Bununla birlikte bu “toprak” sözüne “yani bu, büyülü bir toprak mı?” diye tepki göstermekte gecikmedi.

Çocukların nasıl bilye oynadıklarını araştıran Piaget, yedi yaşın altındakilerde otoriter ahlak konusundaki görüşlerini açıkça belirtir. Kurallar onlar için çok kutsaldır. Kuralın ne olduğunu bilmeyebilirler, fakat onun değiştirilemeyeceğine inanırlar.

Kurallar her zaman aynıdır ve eğer onları bir kişi yapmışsa, o, bir Tanrı olmalıdır. Benzer biçimde, ana babalarının söylediklerini yerine getirmedikleri zaman kafalarında onların haklı olabilecekleri biçiminde bir düşünce yoktur. Ancak gelişimin bundan sonraki döneminde, onların da içinde etkin rol alacağı demokratik işbirliği ortamı ve kuralların karşılıklı değişimi akıllarına gelir. Otoriter ahlakın ayrılmaz bir parçası, suçlunun cezalandırılması anlamında “her yerde adalet” düşüncesidir. Eğer beş yaşındaki bir çocuk, caddenin ortasına doğru koşarak annesinin sözü dışına çıkar ve sonra yere düşerse, yaramaz olduğu için düşmüştür.

Bu 2 ila 7 yaş arası animistik dönemin özelliklerini bilmek, karışık olaylarda çocuğun tepkilerini anlamada kişiye yardımcı olur. Çocuk bu dönemde herhangi bir kötü durumu ceza olarak algılar. Benmerkezci bir dünyada yaşadığından, bu cezayı, yaptığı herhangi bir yanlışın karşılığı olarak düşünür. Ana-babasının, kendi dışında bir konu hakkında tartışabileceklerini düşünemez. Hasta olup hastanede yattığında ve annesini özlediğinde, yaramazlık yaptığı için annesinin kendisine kırıldığı açıklamasını hemen kabul eder. Otoriter ve büyülü bir dünya görüşü olduğundan, eğer annesi gerçekten isterse, kendisini iyileştirebileceğini düşünür.