Melazma Lekeleri

Melazma lekeleri, genellikle yüz ve kollarda görülen ve doğuştan olmayan cilt üzerindeki kahverengi lekelerdir. Bu lekeler erkeklerde, kadınlara oranla daha az görülmektedir. Yüz bölgesinde görülen melazma lekeleri genellikle yüzün her iki tarafında ve simetrik şekilde bulunur. Bu lekeler, yüzeysel, derin ve karışık tip olarak 3 farklı başlıkta incelenmektedir. Yüzeysel melazma lekelerinin tedavisi diğer türlere kıyasla çok daha kolaydır. Bu lekeleri güneşlenme, hormon tedavileri ve hamilelik gibi vücudun hormon dengesini bozan etkenler olumsuz yönde etkilemektedir.

Melazma Lekeleri

Melazma lekeleri görülen en yaygın problemlerden bir tanesidir. Tam olarak neden olduğu bilinmeyen bu lekelerin genç kadınlarda görülme olasılığı daha yüksektir. Melazma lekeleri ve tiroit hastalıkları hakkında kesin bir bağlantı kurulamamış olsa da bu lekelerin bulunduğu kişilerin tiroit hastalıklarına yakalanma olasılığı da artmaktadır.

Yüzde görülen melazma lekeleri, genellikle üst dudak, yanaklar ve alın bölgeleri gibi güneşe açık yerlerde gözlemlenmektedir. Ancak bu lekeler nadiren de çene ve ön kollarda da oluşmaktadır. Bu lekeler, cilt renginden daha koyu ve kabarık olmayan lekeler şeklinde görülür. Yüzeysel melazma lekeleri cilt renginden daha koyu tonlarda iken derin tip melazma lekeleri ise mavi-gri, karışık tip melazma lekeleri ise kahve-gri renklerde kendini gösterebilir. Cildin koyulaşmasını sağlayan güneş ve solaryum gibi etkenlerde, melazma lekeleri de koyulaşır. Melazma lekelerinin hangi tip olduğunu belirlemek için ultraviyola lamba (Wood’sLamb) kullanılır. Ultraviyole lamba ile bakıldığında leke belirginleşiyorsa yüzeysel, lekede değişiklik olmuyorsa da derindir. Melazma lekelerine sahip kişilerin sadece yaz aylarında değil, yılın her döneminde güneşten koruyucu kremler kullanması ve solaryum gibi yapay ışık kaynaklarından uzak durması gerekmektedir.

Melazma Lekelerinin Tedavisi Nasıl Yapılır?

Melazma lekelerinin tedavi süresinde leke kremleri, antioksidan oral haplar, lazer tedavileri ve kimyasal peelingler birlikte ya da tek başına kullanılabilir. Melazma lekelerine sahip kişilerin yılın her döneminde dışarı çıkacağı zaman 4 saatte bir en az 30 faktörlü güneş kremleri kullanması gerekmektedir. Güneşe karşı koruyucu kremler kullanılsa bile bu hastaların güneşte çok fazla kalmaması, gözlük kullanması ve gölgede kalması gerekmektedir.

Melazma lekelerinin tedavisinde, 1 ila 4 haftalık periyotlarda toplamda 5 seanslık meyve asitli kimyasal peeling tedavileri de uygulanmaktadır. Bu peeling tedavileri cildin kendini yenilemesini sağlar ve kullanılan melazma ilaçlarının emilimini kolaylaştırmaktadır. Ancak kimyasal peeling tedavilerinde koyu ten rengine sahip kişilerin, lekelerin artmaması için daha dikkatli olması gerekmektedir. Lekelerde artış olabileceği için kimyasal peeling tedavisinde cildi soyacak türde agresif tedavilerden kaçınmalıdır.

Pek yaygın olmasa da melazma lekelerinin tedavisinde deri altına C vitamini, transexamic asit, glutation ve pyrüvic asit gibi maddelerin enjekte edilmesi de tercih edilmektedir. Bu maddeler uygulandığı bölgede cilt renginin açılmasını sağlamaktadır. Ancak kullanılan diğer tedavi yöntemlerinin başarısız olması halinde denenmelidir.

Laktik Asit Nedir ?

Yoğun olacak şekilde yapılan egzersiz hareketler sonucu vücut üzerinde oluşan enzime verilen isme Laktik Asit denir. Klasik olarak insanlar arasında fazla şekilde de ismi lanse edilmektedir. Ancak söz konusu bu enzimin vücudumuzda oluşması sonucu bir takım ağrılar ortaya çıkar. Bu vücut üzerinde yorgunluğa da yol açmaktadır.

Bilimsel açıdan bakıldığında ilk olarak antrenmana yeni başlangıçta vücut glikojeni enerjiye çevirerek belirli bir kuvveti elde etmektedir. Buradaki adı geçen glikojen ise kana hızlı şekilde karışarak, daha hızlı bir şekilde enerjiye dönmekte olan maddeye verilen isme denir. Böylelikle vücudun glikojenden elde etmiş olduğu gücün ardından vücut için kullanıma hazır karbonhidrat birikimlerini de enerjiye çevirme işlemini gerçekleştirir. Dolaşım ve solunum sistemleri de dokulara yeterli düzeyde oksijen miktarını taşıma işlemini yerine getirir. İşte bu sırada glikojenden üretimiyle elde edilmiş yüksek konumdaki gücün ardından kaslarda sıkışma meydana gelir.

Laktik Asit Kullanımı

Yapılan antrenmandaki tempodaki artışa gidilmiş olduğunda vücudun enerjiyi yakmak için gereksinim duyduğu oksijen miktarı da artmış olur. Karbonhidratın enerjiye çevrilmesi sırasında kasılmış hale gelen kasların içerisinde sıkışmış olan damarlarda ilk sıradakine göre kasın arasında sıkışma yapması sonucu daha az şekilde kan ulaşımını yapması vücudun gerekli karbon hidrat yakımını yapması için oksijeni olmayan bir ortamın içerisinde enerji üretmeye başlamaktadır. Böylelikle oksijensiz bir otam içerisinde üretilmeye başlanan enerji vücuttaki laktik asit seviyesini yükseltir. Bu laktik asit miktarı istirahat edilmesi durumda olunsa dahi, kan içerisinde yer almaktadır. Üretimi gerçekleşen laktik asit kaslardan alınmasıyla karaciğere taşınma işlemi yapılır. Burada yeni bir enerji kaynağı olacak şekilde hazır hale getirilir.

Tabi ki bu yoğunluk içerisinde laktat yapımının ve yıkımının arasında bir denge olduğu gerçektir. Yapılacak egzersizler ise glikojen depolarının boşalmasına kadar hiç bir sorun ile karşılaşmadan devam edilebilir. Buradaki sporcunun vücudu üretilmekte olan laktik asidi enerjiye çevrilmesi adına yatkın bir bünyede ise, hücreleri laktik asidi karaciğere taşıyabilmek için yeterliyse, işte burada, direnç ve dayanıklılık denilen kavramlar ortaya çıkar. Karaciğere enerji miktarı olarak götürülemeyen ve böylelikle vücutta biriken laktik asit, ilerleyen süreç içerisinde kana karışması ve bu kanında beyne ulaşması sonucunda, beyindeki sinir sistemi bir yorgunluk hissi ile uyarılır.

Laktik asit diğer bir ismi ile değerlendirilecek olur ise süt asididir. Süt, yoğurt, peynir, ayran ve kefir gibi süt içermekte olan mamüllerin içerisinde yer almaktadır. Bu gıdaların tüketilmesiyle de vücut üzerinde uyku gibi haller getirip yorgun düşmesine neden olur. Buradaki nedeni ise asidin vücut üzerinde yorgunluk hissini uyandırmasıyla kasılmış kasların içerisindeki düşük kan dolaşımının vücudunu dinlenmeye yöneltmesidir. Vücudun dinlenmeye yöneltmesi de normal düzeye dönmesi için olumlu bir durumdur.

Hyaluronik Asit Ve Cilt Kırışıklıkları

Estetik açıdan yapılmakta olan dolgu uygulamalarında kullanılan diğer maddeler ile beraber vücuda enjekte edilmiş olan Hyaluronik asit doğal görünümü kazandırmış olduğu gibi gençleştirmektedir. Her geçen gün popüler duruma gelen estetik dolgu, botoks uygulamasını geride bırakmayı başardı.
Genç görünmek adına birçok insan kırışıklıkları gidermek ve cilt üzerindeki bir takım izleri yok etmek adına estetik dolgu yaptırmayı tercih ediyor. Burada en güvenilir dolgu maddesi hyaluronik asit olduğu için fazla şekilde kullanılmaktadır.

Hyaluronik asit her ne kadar vücut üzerinde yer alan bir madde olsa da, 30’lu yaşlardan sonra bu madde azalmaya başlar. Estetik bakımdan yapılan dolgu uygulamaları içerisinde vücuda diğer maddeler ile enjekte edilmekte olan hyaluronik asit vücudun doğal görünüm kazanmasını sağlar. Fazla şekilde yüz bölgesinde yapılmakta olan bu uygulama, bacakların düzleştirilmesinde, meme bölgesinde ve el üzerindeki kırışıklıkların giderilmesi amacı ile kullanılmaktadır. Dünya üzerinde sık şekilde tercih edilmekte olan yaygın bir dolgu uygulaması halini almıştır.

Hyaluronik asit ile yapılacak dolgu yoğunluğa dayalı olacak şekilde 4 ile 18 ay arasında bir kalıcılık sağlar. Doku ile uyumlu şekilde işlevini yürüten madde olduğu için, kendiliğinden zamanla erime yapacaktır.

Cilt Lekesine Kimyasal Peeling

Cilt lekelerinin ne olduğuna göz atacak olursak, cildin üst deri tabakasında oluşmuş olan bir takım izler olarak isimlendirebiliriz. Bundan dolayı da cildin üst tabakası asit yardımıyla soyulması işlemine de kimyasal peeling denilmektedir. Burada uygulanacak olan bir kimyasal peeling sonrasında cilt ancak 2 yada 5 seans sonrasında lekelerinden arındırılmış olur. Buradaki uygulamadaki esas alınan mantık ise, cildin soyulması sonrasında yenilenmesidir. Kimyasal peeling sadece güneşe maruz kalarak oluşmuş olan lekelere karşı değil, yaşlanma ve diğer kırışıklıklara karşı da etkili bir çözümdür. Özellikle sivilcelerden ötürü oluşan gözeneklerinde giderilmesinde sık şekilde kullanılan bir yöntemdir.

Kimyasal Peeling ile Ciltteki Lekeyi Geçirme

Kimyasal peelingin içerisinde yer alan asitler sonrasında ciltte soyulma meydana gelir. Böylelikle ciltte kendisini yenilemiş olur. Buradaki ölü derinin atılma işleminde kullanılan uygulama, diğer lazer yöntemlerine nazaran daha etkilidir. Oluşmuş olan ölü deriler, çiller ve cilt üzerindeki diğer lekeler soyulmaktadır. Oldukça taze bir cilde sahip olunur. İzlemekte olduğunuz mankenler ve ünlü olan insanların bebekler kadar düzgün olan ciltleri bu kimyasal peelingin sayesinde elde edilmektedir.

Cilt Lekesine Karşı Kimyasal Peeling Uygulaması

Cilt üzerindeki lekeleri yok etmek için sık şekilde TCA ani trikloroasetik asit adındaki kimyasal peeling kullanılmaktadır. Genel olarak peeling içerisinde yüzde 15 oranında yer alarak, doğum sonrasında meydana gelen lekeleri dahi gidermekte fayda sağlar. TCA yardımı ile yapılmakta olan peeling hiç bir şekilde risk unsuru taşımaz. Zaten risk taşımış durumda olsa, güzellik salonlarındaki uzmanlar birden fazla kişiye karşı bu uygulamayı yapmaktan kaçınırlar. Ancak bu uygulamayı evde kendiniz yapmak yerine, bir uzman hekimden yardım alarak yapılması daha uygun olacaktır. Çünkü her uzman doktorun sitesine girmiş olduğunuzda, uygulama hakkında bir takım bilgileri görmüş olabilirsiniz. Fakat hepsi de sonunda mutlaka uygulamanın doktorlar tarafından yapılması gerektiğine dikkat çekmiştir.

Hyaluronik Asit Nedir ?

Hyaluronik asit, vücut üzerindeki bazı yaşamsal anlamdaki aktivitelerin gerçekleşmesini sağlayan maddedir. Bir çok alanda etkili olan bir madde olsa da, cilt yaşlanmasını önlemesi ile fazla şekilde kullanılmaktadır. Ayrıca eklem ağrısına iyi geldiği ve bağışıklık sistemini de güçlendirdiği bilinmektedir. Birçok güzellik uzmanı tarafından cilt üzerindeki kırışıklıklara karşı dolgu maddesi olarak kullanılmaktadır. Hyaluronik asit, hiyalüronan olarak ta isimlendirilmiş uzun polisakkaritleri içermekte olan bir glikozaminoglikandır. İnsan vücudu üzerinde epitelyal, sinir dokuları ve konnektif de yer alır. Bunun yanı sıra gözdeki vitröz sıvısında ve yumuşak dokularda da yer alır.

Hyaluronik Asit Faydaları

Cildin genç görünmesini sağlayarak, oluşacak kırışıklıklara engel olur. Cildin nem kazandırılmasında etkili olan kremlerin ana malzemesinde kullanılan ana malzemelerden bir tanesidir. Cilt üzerindeki akne izlerinin iyileştirilmesinde ve önlenmesinde kullanılır. Elastikiyetinin korunmasına faydalı olmasından ötürü de cildin yaşlanmasının önüne geçer. Kalojen liflerinin oluşmasında ve korunmasında yardımcıdır. Kalojen maddesi cilt üzerinde kaybolması durumunda ciltteki esneklik kaybolur. Ciltte oluşacak tahriş ve iltihaplanmalara karşı faydalıdır. Hücreler yaşlanma sürecine girmesinden sonra mitoz hızında azalma görülür. Aynı şekilde hücre yenilenmesi ve onarılması da azalır. Hyaluronik asit bu durumu tam tersine çevirip, faydalı şekilde destek sağlar. Hyaluronik asit cilt bakımının yanı sıra göz sağlığına da iyi geldiği bilinmektedir. Çünkü bu asit gözün yaklaşık olarak yüzde 80’lik bir kısmını oluşturmaktadır.

Hyaluronik Asitle Cilt Bakımı

Hylaluronik asit içermekte olan cilt bakım ürünleri piyasa içerisinde oldukça fazla şekilde yaygındır. Hyaluronik kremler, serumlar ve losyonlar da bu ürünlerin arasındadır. Biden fazla diğer cilt bakım ürünlerine karşı destekleyici bir madde rolünü oynar. Kuru cilt yapısında olan insanlar kullandığı anlarda yeniden nemlendirme kazandırır. Ancak tam anlamı ile faydasını görmek için vücuda fazla şekilde nüfuz edilmesi önemlidir.

Cilt bakımıyla ilgilenmekte olan herkes mutlaka Restylane’yi duymuştur. Adı geçmekte olan şey, hyaluronik asidin spesifik formülasyonundan elde edilerek kullanılan dolgu maddesidir. Birçok güzellik uzmanı tarafından kullanılması ile popüler durumdadır. Bu gibi dolgu maddeleri HA ile cilde enjtekte edilmektedir. Daha kolay ve hızlı şekilde sonuca varmış olduklarından dolayı popüler duruma gelmişlerdir. Tüm işlem 30 dakika gibi kısa bir süre içerisinde gerçekleştirilir. HA vucüt tarafından parçalanması ile etki görürse, bu etkiler birkaç aydan başlayarak bir kaç yıla kadar azalması görülecektir.

Oral Takviye

Hyaluronik asidinin takviye edilmesi ince bağırsakta soğutularak, vücuda alınmasıyla sağlanır. Bilimsel anlamdaki yapılan çalışmalar sonucunda iki hafta yada daha fazla süre ile ağızdan alınacak hap yoluyla cildin almış olduğu nem oranı artırılır. Böylelikle de cilt görünümündeki güzellik sağlanır. Ağızdan alınacak olan HA için en kolay şekli pastil biçiminde olanıdır.

C Vitamini

C vitamini, su içerisinde çözünmekte olan vitaminlerin içerisinde yer aldığı için, vücutta depolanmayarak fazla gelen miktar ter ve idrar yoluyla vücuttan atılmaktadır. Bundan dolayı da gün aşırı tekrar alınması gereklidir.

Güçlü bir bağışıklık sistemi kazanılmasını sağlayan C vitamini, kıkırdak, deri, tendon, kolajen ve kan damarlarındaki yenilenmeye önemli şekilde etki etmektedir. Herhangi bir eksiklik durumunda ise çeşitli hastalıklara yakalanma riskini artırmaktadır. Bu hastalıklar ise artrit, kanser ve kalp rahatsızlıkları olarak söylenebilir. Vücut üzerindeki meydana gelecek olan yaralar C vitamininin eksikliğinde daha geç sürede iyileşecektir. Diş, diş etleri ve saçlar olumsuz yönden etki altına kalacaktır. Uzmanlar tarafından yapılan uyarılarda C vitaminin destek ile alınması yerine, bu vitamini içermekte olan gıdaların tüketilmesiyle sağlanması önerilmektedir.

C Vitamini Hangi Besinlerde Bulunur?

Yazımızın devamında sizler için hazırladığımız C vitamini içeren gıdalara ait listemizi görebilirsiniz. Ancak bu listede tüm C vitamini içeren gıdalar yer almamaktadır. Bundaki en büyük neden ise özel sağlık sorunları olan kişiler için bir takım gıdaların önerilmemesinden kaynaklanmaktadır. Bu duruma en büyük örnek ise, mide rahatsızlığı olan bir kişinin portakal suyu tüketimi ile alınacak asit mide yanmasını artıracaktır.

İnsanlar arasında günlük olarak C vitaminindeki ihtiyaç hiç bir sağlık koşuluna dayanmaksızın, farklı olabilir. Alkol ve sigara tüketimini düzenli şekilde yapanlar, astım, diyabet ve sindirim sistemiyle alakalı rahatsızlıkları olan kişilerin C vitamini tüketmesindeki ihtiyaç biraz daha fazla olabilir.

Burada sizlere düşen en büyük görev ise, bu vitamini açısından zengin konumda olan gıdaların listesi için doktorunuza ya da herhangi bir beslenme uzmanına danışarak öğrenmek olacaktır.

Portakal

C vitamini denildiği vakit, akıllara gelmiş olan ilk meyvedir. Aslında bu vitamin bakımından popüler durumdaki meyve konumunda olması da boşuna değil. Gün içinde yiyeceğiniz bir orta boy portakal C vitamini açısından gerekli olan her şeyi almanız için yeterlidir. Ancak midesinden rahatsız olan kişilere özellikle portakal tüketimi pek önerilmemektedir. Bu konu hakkında önem arz edecek bilgileri doktorunuzdan talep edebilirsiniz.

Papaya

Ülkemiz sınırları içerisinde sık bulunmadığı için, fiyat olarak yüksek tropik meyvedir. Ancak tam anlamıyla bir C vitamini deposudur. 1 adet tüketimi yapılacak papaya içerisinde günlük C vitamini ihtiyacının 1,5 katına eşdeğer  vitamin içermektedir. Olumsuz yönüne baktığımızda ise aşırı şekerli meyve oluşudur.

Çilek

Gün içerisinde tüketimi yapılacak 1 adet orta boy çilek, yaklaşık olarak bir haftalık C vitamini ihtiyacının % 7’sini karşılar. Bunun yanı sıra besin lifi, potasyum ve folat açısından da iyi bir besin kaynağıdır.

Kırmızı ve Yeşil Acı Biber

240 mg C vitamini içermekte olan 100 gram kırmızı yada yeşil biber, gün içerisindeki ihtiyaç duyulanın 4 katını karşılamaktadır. 1 adet orta boyda tüketimi yapılacak biber ise, günlük gerekli olan C vitamini ihtiyacını giderecektir. Diğer yandan K vitamini, A vitamini, fosfor, magnezyum, bakır ve potasyum açısından da zengin bir besindir.

Kivi

Orta boydaki 1 adet kivi gerekli gün içindeki C vitamini ihtiyacının tam yüzde 140’nı karşılar. Diğer açıdan E vitamini, besin lifi, K vitamini, bakır ve potasyum açısından da zengindir.

Brokoli

Pişirilmemiş 100 gram bir brokoli C vitaminindeki ihtiyacın, 1,5 katına denk gelecek oranda 89 mg C vitamini içermektedir. Sebzede bulunan gerekli vitamin değerinin de korunması açısından buharda pişirilmesi önerilir. Ayrıca haşlanma ihtiyacı duyulduğunda ise fazla olacak şekilde kaynar su içerisinde bekletilmemesi de önerilmektedir.

Taze Baharatlar

1 Yemek kaşığı maydanoz Cvitamini ihtiyacının %8’ini karşılarken, 1 çay kaşığı kekik ise % 2’sini karşılamaktadır.

Karnabahar

C vitaminini barındıran karnabahar, potasyum, demir, çinko, fosfor, kalsiyum mineralleri, K vitamini ve B6 vitamini için iyi konumda olan bir besin kaynağıdır. 100 gram tüketilmesi durumunda ihtiyacın %77’si karşılanmış olur.

Kavun

100 gram tüketimi yapılacak kavun C vitaminindeki yüzde 60’lık kısmı karşılamış olur. Olumsuz açıdan bakılacak olursa fazla şeker içeriyor oluşudur. Diğer yandan folat, niasin, besin lifi ve A vitamini bakımından zengin bir besindir.

Greyfurt

Diğer narenciye gıdaları bakımından bu vitamini içermekte olan greyfurt, 1 adet tüketilmiş olduğunda gün içerisindeki ihtiyacın tamamını karşılamış olur.

Çatlaklara TCA Peeling

Vücut çatlakları için birçok tıbbi prosedür önerilse de,tca peeling,bu zor yara türünü tedavi etmek için diğerlerinden daha iyi sonuç vermektedir. Kimyasal peelingler, daha yayılmacı, agresif vücut çatlaklarına adeta savaş açan seçeneklerdir.

PEELİNG HAKKINDA

Dermatologlara göre peeling, cildin genel görünümünü iyileştirir. Ölü dış katmanların ayrılmasına ve parçalanmasına neden olan kimyasal çözelti cilde uygulanır. Kullanılan peeling çözelti, glikolik ve laktik asitler gibi, iki tip alfa hidroksi asidi olan trikloroasetik asit, salisilik asit, ya da bir beta hidroksi asidi olan salisilik asit ya da karbolik asit gibi herhangi bir sayıdaki etken maddeyi içerebilir, aksi takdirde fenol olarak bilinir. Bu konuya ayrıca dikkat edilmelidir çünkü fenol içerikli peeling, cilt için diğerlerine nazaran daha fazla komplikasyona sebep olabilmektedir.

Peeling asitleri hafif, orta veya güçlü olabilir. Genellikle peelingler yüzdeki ince çizgileri, renk değişikliğini, sivilce, vücut çatlakları ve hafif yara izi tiplerini azaltmak için kullanılır.

NEDENLER

Vücut çatlakları olan cilt, hamilelikte, kilo alımı sırasında veya ergenlik döneminde olduğu gibi ekstra kütleyi barındıracak şekilde vücudun aniden genişlemesinden ortaya çıkar. Cilt bakımı konusunda uzman dermatologlar, yapılan tıbbi araştırmalardan yola çıkarak; kadınların yüzde 90’ında, ergen kızların yüzde 70’inde ve ergen erkeklerin yüzde 40’ında vücut çatlağı bulunduğunu belirtmektedir.  Öte yandan uzmanlar, kilo alımıyla ortaya çıkan hormonal etkilerin, kilo almanın değil, vücut çatlakları oluşumunun altında yatan neden olduğunu vurguluyorlar. Kortizon hormonunun derideki elastin liflerinin parçalanmasına ve derinin çatlak oluşturacak kadar gerilmesine neden olabileceği, bu görüşü destekler niteliktedir.

CİLT BAKIMI ÖNERİLERİ

Uzman dermatologlar, çatlak izlerini tedavi etmek için bir dizi kimyasal peelingin ele alınması gerektiğini, TCA, deriye daha derin nüfuz ettiğinden ve kollajen ve elastinin büyümesini teşvik edebileceğinden, yüzde 20’lik konsantrasyon oranıylatrikloroasetik asit kullanılan peelinglerin, daha zayıf alfa hidroksi asitleri veya beta hidroksi asitleri kullananlara kıyasla daha yararlı olabileceğini belirtmişlerdir.

TcaPeeling,çatlak izlerinin görünümünü iyileştirebilir, cildi daha pürüzsüz hale getirir ve renk değişikliğini azaltır. Doğru uygulandığı takdirde hiçbir komplikasyona sebep olmaz.

TCA Peeling Nasıl Uygulanır

TCA solüsyon sürülmeden önce işlem yapılacak bölge temizlenir. Pamukla bir parça sürülür. İşlem sonrası 60 saniye beklenir. Böylece tca deriye iyice nüfuz eder. Durum kontrol edildikten ve bir sıkıntı olmadığı anlaşıldıktan sonra bölge temiz su ile temizlenir ve hafifçe, deriye zarar vermeden kurulanır. Daha sonraki uygulamalarda bekleme 120 saniyeye çıkarılır. Cilt tipine göre hareket etmek hem tahriş riskini azaltır hem de sonucu daha hızlı ve etkin yapar. Aldığınız Tca ürünüyle alakalı talimatları her defasında uygulayın. Herhangi bir sıkıntıda bir dermatoloğa başvurun. Peeling işlemi cildinizin durumuna göre 9 ay ila 12 ay sürebilmektedir. Lazerle ya da klinik ortamda yapılan seanslarında yaklaşık bu aralıkta sürdüğünü bilmelisiniz. Üstelik evde yapılan peeling, klinikte yapılandan çok daha ekonomik olacaktır.

NELERE DİKKAT ETMELİSİNİZ

Tcapeeling uygulaması kadar uygulama sonrası yapacaklarınızda çok önemlidir. Yanık tedavilerinde kullanılan B5 içerikli kremler, organik nemlendiriciler, peeling yapılan bölgeye, sabah akşam olmak üzere sürülmelidir. Bununla beraber E vitaminli kremlerde son derece faydalıdır. Bir hafta içerisinde, peeling yapılan bölgede soyulmalar başlayacaktır. Soyulma işlemine müdahale etmeyin. Derinin kendi kendine dökülmesine izin verin. Aksi takdirde problemli bölgede tahriş ve yaralar oluşabilir. Böyle bir riske girmeyin. Ölü derinin kalkmasıyla yeni deri ortaya çıkmaya başlayacaktır, bu açıdan biraz kızarıklık olabilir. Bu çok normaldir. Endişe etmeyin. Kolajenve elastin sentezini arttıran A vitamininin kullanılması önemlidir. Zira bu vitamin süreci sağlıklı şekilde hızlandırır ve etkiyi arttırır.

Tcapeeling sonbahar aylarında yapılması tercih edilen bir uygulamadır. Bunun sebebi: Yakıcı güneş ışıklarından korunma ihtiyacından gelmektedir. Her ne kadar çatlaklar karın bölgesinde özellikle hamilelik ve sonrası dönemlerde görülse de,  aşırı kilo alıp vermelerden kaynaklanan çatlakların kol ve bacaklarda olması da çok muhtemeldir. Peeling sonrası hassaslaşan cildiniz, güneşin etkilerinden korunmalıdır. Her gün dışarıya çıkmak ve güneş alltında vakit geçirmek zorundaysanız, tavsiye edilen işlemin sonbaharda yapılmasıdır. Eğer yapılamıyorsa, kol ve bacaklardaki çatlaklar için uyguladığınız peeling sebebiyle mutlaka koruyucu güneş kremi kullanmalı. Kolları kapatan gömlekler, bacakları kapatan ürünler giyilmelidir.

Yoğun Bakım Ünitesi

Yoğun bakım acil tıp ile karıştırılmaması gereken tıbbın en hassas uzmanlık alanıdır. Genellikle ağır hastaların bulunduğu bu ünitede sağlık personellerinin çok titiz davranması gerekir. Hastalar ailelerinden ve sevdiklerinden uzak kaldıkları için psikolojik açıdan da iyi hissetmezler. Bu gibi durumlarda sağlık personellerine büyük rol düşer.

Yoğun bakım ünitesi hizmetleri diğer hastane hizmetlerinden daha ayrıcalıklıdır. Yerleşim biçimi, kullanılan teknolojik aletler ve seçilmiş özel eğitimli kadrosu ile oldukça nizamlı bir bölümdür.

Hangi hastalar Yoğun Bakım Ünitesine Alınır

  • Ciddi solunum yetmezliği çeken hastalar
  • Kalp krizi
  • Ritim bozuklukları olan hastalar
  • Beyin kanamaları
  • Zehirlenmeler
  • Ağır travmalar
  • Yakın gözlem gerektiren hastalar
  • Bilinci kapalı hastalar

Yoğun Bakıma Alınan hastanın bakımı Nasıl Olmalı?

Hasta bakımı denildiği zaman akla hemşire gelir. Her ünitede olduğu gibi yoğun bakım ünitesinde de hasta bakımından hemşire sorumludur. Tüm tedavi ve bakımlarda hastanın bilincinin kapalı veya açık olmasının önemi olmadan mahremiyete dikkat edilmesi gerekir. Bilinci açık hastalar ile iletişim kurulması hastaya psikolojik açıdan iyi hissettirecektir. Yapılan her işlem hastaya uygun bir dil ile anlatılmalıdır.

Beslenme, boşaltım gibi günlük ihtiyaçlar hastanın potansiyeline göre düzenlenmelidir. Haftalık düzenli olarak yatak banyosu organize edilmelidir. Eğer hastanın isteği yok ise banyo tarihi ertelenmelidir. Aynı şekilde yatak banyosu günü olmasa bile hasta isteği üzerine banyo yaptırılabilir.

Yoğun bakımı hastalarında ağız bakımı da büyük önem taşır. Bilinci açık hastalarda hastanın hareket kabiliyetine göre ağız bakımı verilir. Hastanın bilinci açık olduğu için özel ağız bakım solüsyonlarına gerek yoktur. Hasta su ile ağzını çalkalayarak tükürür. Lakin bilinci kapalı hastalarda durum bunun tam tersidir.

Hastanın ağzına su verilirse suyun boğazına kaçma riski oluşur. Bu olay boğulmalara sebebiyet verebilir. Bu sebeple bilinci kapalı hastalara özel solüsyonlar ile ağız bakımı verilir.

Yüz Şekline Uygun Saç Kesimleri

Kadınların en önemli giysileri saçlarıdır. Kimi saçlarına kıyamazken kimi kısa saçlarla kendini daha özgüvenli hisseder. Fakat beğendiğiniz saç kesim modeli yüz şekli için uyumlu mu? İlk önce bunu öğrenmeniz gerekir. Kıyafetler nasıl ki vücudu farklı olduğundan zayıf ya da kilolu uzun ya da kısa gösterebiliyorsa saç kesiminin de yüz tipinde öyle bir etkisi vardır.

Yüz şekilleri, oval, üçgen, kal, yuvarlak ve kare şeklinde olabilir. Yüz şekline uygun saç kesiminin amacı yüzdeki orantısızlığı gidererek saçla birlikte yüz tipinin tamamını standart yüz tipine yakın ölçülere getirmektir. Yüz tiplerine uygun saç modelleri;

Uzun Yüz Tipine Uygun Saç Modelleri

Uzun yüzlerde değinilmesi gereken önemli nokta yüzün genişliğidir. Uzun yüzlerde yüzün uzunluğu genişliğinden fazla olduğu için orantısız bir görüntü ortaya çıkar. Saçlara hacim vererek bu orantısızlığı ortadan kaldırabilirsiniz. Düz, çok kısa ya da uzun saçlar bu yüz tipi için uygun değildir. Kıvırcık ya da dalgalı saç modelleri daha uygun olur. Dalgalar yüzdeki uzunluk belirginliğini kaybeder.

Saçlarınızı kestirmek istiyorsanız çene hizasından yukarıda olmamasına özen gösterin. Lob tarzı saç kesimleri de kullanabilirsiniz. Düz kâküller ve yana doğru taranmış perçemler yüzü daha kısa gösterir. Saç renginiz ten renginizden daha açıksa kâküller yüzünüzü daha uzun gösterebilir bu yüzden yüzünüzü kısa göstermek için kâkül kullanacaksanız saç renginizin ten renginizden daha koyu olması gerekir.  Ayrıca kâkül uzun ve kısa saç modellerinde iyi bir görünüme sahiptir. Mümkün olduğunca omuz hizasındaki saçlarda kullanmayın.

Oval Yüz Tipine Uygun Saç Modelleri

En şanslı yüz tipine sahip olanlar oval yüz şekline sahip olanlardır. Yüzü dolgun gösteren bir görünüme sahiptir. Oval yüz tipi birçok saç kesimine uyum sağlamaktadır. Diğer yüz tiplerinde de saç şekilleri yüzü oval bir görünüme kavuşturacak düzeye getirilmeye çalışılmaktadır. Oval yüz tipine sahip kişilerin yüz hatlarını kapatmamaya özen göstermeleri gerekmektedir. Çok katlı ve dalgalı bir saç kesimiyle daha sempatik ve sevimli bir simaya sahip olabilirsiniz. Düz küt ve keskin çizgili saç kesimi yüzde ciddi ve cool bir ifade yaratmaktadır. Saçlarınızı yandan ayırarak, kâkül yaparak, uzun ya da kısa bir kesim yaparak da ayrı bir hava katabilirsiniz.

Kare Yüz Tipine Uygun Saç Modelleri

Kare tipi yüzlerde genellikle köşeli çeneler dikkat çekmektedir. Bu sebeple bu görüntüyü biraz daha oval yapmak adına kısa saç kesimi uygun olacaktır. Ayrıca yandan ayrılmış saç modeli de uygun bir tercih olacaktır. Elma kemiğini ön plana çıkarabilecek modellerle yüzdeki kare şeklinin sertliğini silebilirsiniz. Bob tarzı, küt ya da katlı saç kesimleri deneyerek de orantılı bir görüntü yakalayabilirsiniz. Yuvarlak kâküller deneyerek yüzü ovale yakın bir görünüme kavuşturabilirsiniz.

Yuvarlak Yüz Tipine Uygun Saç Modelleri

Yuvarlak bir yüz tipine sahipseniz yüzünüzü daha ince ve uzun gösterecek saç modelleri tercih etmeniz gerekmektedir. Birçok farklı saç modeli kullanılabilecek bir yüz tipidir. Önemli olan sizin yüzünüzde neyi ön planda tutmak istediğiniz ya da neyi saklamak istediğinizdir. Ortadan ayrılmış saçlar yüzü daha uzun gösterir. Ayrıca saçların üst kısımlarına hacim katarak da yüzün uzun görünmesi sağlanabilir. Uzun ve dalgalı saçlar ya da katlı saçlar da yuvarlak yüz tipine uygun saç kesimleridir. Elmacık kemiklerinin üzerine düşen uzun perçemler yüzün yuvarlaklığını biraz daha kapatır.

Üçgen Yüz Tipine Uygun Saç Modelleri

Ters üçgen olarak da bilinen üçgen yüz tipinde çenenin dar oluşu dikkat çekmektedir. Dar çeneyi arka planda bırakacak saç şekillerinin tercih edilmesi gerekmektedir. Saç uçlarına verilen hacimlerle bunu sağlamak mümkün olabilir. Çene hizasından itibaren saç uçlarına dalga verilmesi yüz tipiyle saç arasında orantı oluşturarak orantılı bir görünüm oluşturacaktır. Katsız kesimler, kısa ya da dar saç kesimleri uygun tercihler olmayacaktır. Kısa saç kullanmak istiyorsanız dahi ense kısmı kısa ön tarafları uzun olacak şekilde bir kesim tercih edebilirsiniz.

Kalp Şeklinde Yüz Tipine Uygun Saç Modelleri

Kalp şeklinde yüz tiplerinde dikkat edilmesi gereken iki önemli husus vardır. Bunlar alın ve çene kısımlarıdır. İlk olarak alındaki açıklığı kapatmak amacıyla yandan perçemler kullanılabilir. Bu şekilde alnı saçla kapatabilirsiniz. Çene kısmını kapatmak için ise saçın çene hizasından itibaren hacim verilmesi gerekir. Bunlarla birlikte uzun ya da orta boyutta saç kesimleri tercih edilebilir.

Kısa Yüz Tipine Uygun Saç Modelleri

Kısa yüz tiplerinde uygun saç kesimleri kullanılarak yüzün daha uzun görünmesi sağlanır. Yüzü daha uzun göstermek için saçın tepe kısmı krepe ile daha da yükseltilebilir. Özellikle saçlarınızı atkuyruğu şeklinde bağladığınızda krepe yapmak daha kolay olacaktır. Aynı şekilde saçlarınızın tepe kısmını kabarık bırakarak da yüzünüzü uzun bir görünüme kavuşturabilirsiniz.

Küçük Yüz Tipine Uygun Saç Modelleri

Yüz tipinizin küçük ya da zayıf olması sizi rahatsız ediyorsa saçlarınızı katlı kestirerek bu görüntüyü biraz daha yumuşatabilirsiniz. Ayrıca saçlarınızı yana doğru yayarak da saçlarınıza sağa ve sola doğru hacim verebilirsiniz.

Kalp Krizi Belirti ve Önlemleri

Kalp, vücuttaki en büyük kaslardan biridir. Miyokard olarak adlandırılan kalbin duvarı aslında pompalayarak kanı dolaştıran kastır. Bir kalp krizi sırasında, bir arterin tıkanması sonucu oksijenlikan bu kas dokusunu bozar. Oksijen eksikliği çok sayıda hücrenin ölümüne neden olacak kadar şiddetli hale geldiğinde kalp krizi meydana gelir. Tıbbi ortamda kalp krizi akut miyokard enfarktüsü (MI) olarak adlandırılır .

Her yıl Kanada’da meydana gelen ölümlerin yaklaşık% 10’u kalp krizinden doğrudan sorumludur. Bu rakam koroner yetmezliğe atfedilebilecek tüm ölümlerin% 50’sini temsil etmektedir. Bir kalp krizi çok ciddi bir durum olsa da, gecikmeden bir hastaneye gitmeyi başarırsanız, hayatta kalma şansı önemli ölçüde artar.

Tüm organlar işlevlerini sürdürmek için oksijenli kanlara ihtiyaç duyarlar. Koroner arterler, kendi oksijen tedarik ağını sağlar. Koroner yetmezlik durumunda , çapı azalan koroner arterlerin iç duvarlarında yağ birikintileri ( plak ) oluşur ve kan akışı kalbe ulaşır. Bu süreç ateroskleroz gelişimine karşılık gelir .

Çoğu kalp krizi, bir atardamarın iç kaplamasındaki çatlağın aterosklerotik plağı saldığı zaman ortaya çıkar. Kan daha sonra hasarlı arter üzerinde bir pıhtı oluşturur ve varlığı kan akışını kısmen veya tamamen bloke edebilir. Tıkanıklık yeterince büyürse, kalp krizi belirtileri ortaya çıkar ve kalp kas hücreleri kısa bir süre sonra ölmeye başlar, bu da kalp krizi olarak adlandırılır.

Nadiren, görünüşte sağlıklı bir atardamarın duvarındaki kas dokusunun spazmı kan akışını durdurur ve nedeni çoğu zaman fark edilemeyen kalp krizine neden olur.

Semptomlar ve Komplikasyonlar

Kalp krizi geçiren mağdurların çoğunluğu, krizlere yol açan günlerde belirli semptomlar yaşarlar. En sık görülen semptom anjina pektoristir ( göğüs ağrısı). Göğüs ağrısı, kalp kası yeterli oksijen almazsa ortaya çıkar, bu iskemi denilen bir durumdur . Kalp krizi yaklaştıkça angina kötüleşir veya daha sık hale gelir. Aşırı yorgunluk ve nefes darlığı gibi diğer belirtiler oluşabilir.

Anjina pektorisli kişiler, anjinin semptomları ile kriz ağrılarını ayırt etmekte zorlanabilirler. Kalp krizi belirtileri genellikle anjina pektorisinkinden çok daha yoğun ve kalıcıdır (20 dakikadan fazla). Anjinayı hafifletmek için kullanılan dinlenme ve ilaçlar sadece hafif veya geçici olarak kriz semptomlarını hafifletir.

Bir çok insan kalp krizi yakın olduğunda bir uyarı gibi hissettiklerini bildiriyor. Göğüs sıkışması hissi, basınç, ağrı ve toraksın sıkışması şikayetleri sık duyulur.  Ağrı, sırt, çene, omuz veya kol (özellikle sol kol) da görülür. Kalp atışı hızlanabilir veya düzensiz olabilir. Göğüs ağrısı genellikle ön semptom olmasına rağmen, kalp krizi geçiren kişilerin yaklaşık% 20’sinde göğüs ağrısı görülmez.

Oluşabilecek diğer belirtiler şunlardır:

  • nefes darlığı;
  • anksiyete;
  • terleme;
  • akıl karışıklığı
  • mide bulantısı ve kusma;
  • görüşte geçici değişiklikler;
  • hafif başlı bir his.

Kriz geçiren hemen hemen herkes, bir aritmi (düzensiz kalp atışı) geçirir. Bu düzensiz kalp atışlarının bazıları güvendedir, bazıları ise ciddi sorunlara hatta ölüme neden olabilir. Ventriküler fibrilasyon veya FV olarak adlandırılan bir kalp ritmi bozukluğu yaklaşık 5 dakika içinde ölüme yol açabilir. Kalbin ana pompa boşluğu olan sol ventrikül, vücuda kan göndermek yerine gereksiz yere palslar. Kalbin bu disfonksiyonu oksijen arzının eksikliği ile açıklanır.

Tüm kalp krizleri bu şiddette değildir. Aslında, bazıları fark edilmez veya mide ekşimesi veya anjina pektoris için suçlanıyor. Bir kalb krizi ve mide ekşimesi arasındaki ayrım ilk bakışta düşündüğünüz şekilde kurmak kadar kolay değil– Antasitler ve sevkler, hızlı bir şekilde tekrar ortaya çıksa bile, kalp krizi ağrılarını yatıştırır. Genellikle angina pektorisli insanlar için sağlanan nitrogliserin aerosol veya hapları da geçici olarak ağrıyı hafifletebilir. Nitrogliserin ise, çoğu kalp krizinden kaynaklanan göğüs rahatsızlığını azaltmaz. Hissetmek ve sağduyuyu göstermeniz size bağlıdır: rahatsızlığın normalden daha kötü olduğunu düşünüyorsanız veya farklıysa, doktorunuza danışın.

Şampuansız Saç Yıkama No Poo Yöntemi

Günümüzde artık beslenmede olduğu gibi kozmetikte de organiğe olan merak git gide artmaya başladı. Onlarca şampuan markasının arasından hangisini seçeceğinize karar vermekte bazen zorlanıyor olabilirsiniz. Fakat şampuanların içerisinde yer alan bazı kimyasal maddeler saçlarınızı korumak yerine daha da yıpratabilir. Avrupa ve ABD’de yaygınlaşmaya başlayan Türkçesi “şampuana hayır” demek olan No- Poo akımı kozmetik dünyasına bomba gibi düştü. No- Poo şampuansız saç yıkama imkanı sunmaktadır.

No- Poo Akımı

Şampuan ürünlerinin içerisinde yer alan toksik maddeler zaman içerisinde saçlarınıza ve saç derinize yapışarak tortu bırakabilir. Şampuanlar aynı zamanda yağ dengesini bozarak sürekli yıkama ihtiyacı da hissettirir. Saçların temizliği ve bakımı için kullanılan şampuanlar saçların yağlanmasıyla yeniden şampuana olan ihtiyacı arttırır. No – Poo ile saçlardaki elektriklenme, kepek sorunu ve yağlanma sorunu ortadan kalkmaktadır.

No- Poo Nasıl Uygulanır?

No- Poo yönteminde saç temizleme işleminde, karbonat şampuan görevini, elma sirkesi ise saç kremi görevini üstlenmektedir. Eczanelerde satılan İngiliz karbonatından alın. Bir bardak su çerisine 1 yemek kaşığı karbonat ekleyin. Duşta iken saçlarınızı ıslatın ve hazırladığınız karbonat karışımını saçınıza özellikle saç diplerine uygulayarak ovalayın. Saç derinizi ovarken tahriş olmaması açısından tırnaklarınızı değil parmaklarınızı kullanın. Parmaklarınızda yağ kalmadığını hissedene kadar ovalamaya devam edin. Daha sonra saçınızı su ile iyice durulayın.

Şimdi de sıra saç kremi görevi gören sirke yöntemini uygulamada. Yarım su bardağının içerisine 1 yemek kaşığı sirke dökün. Daha sonra bunu saçınıza sürüp masaj yaparak iyice yedirin. Son olarak su ile durulayarak saç temizleme işlemini başarıyla yerine getirmiş olursunuz.

No- Poo İleİlgili Bilinmesi Gerekenler

Yıllardır saç bakımı için şampuan kullananlar için ilk başta karbonat ve sirke ile saç yıkamak biraz tuhaf gelebilir. Saçlarında bu yönteme alışması biraz zaman alabilir. Bu yöntemi ilk uygulamaya başladığınız zamanlar saç kendisini toparlamaya başladığı için daha fazla yağlanabilir. Saçınızın yapısına ve boyuna göre verilen ölçüyü ayarlayabilirsiniz. Kuru ve ince telli saça sahipseniz kullanacağınız karbonat miktarını daha da azaltabilirsiniz. Gür ve yağlı bir saç tipine sahipseniz karbonat miktarını arttırmanız