Sürekli Yorgunluk ve 10 Tıbbi Nedeni?

Kanser veya inme gibi ciddi bir hastalık ya da tıbbi tedavi sonrası yorgunluk baş gösterebilir. Ancak sadece ciddi rahatsızlıklarda değil normal hastalıklarda da yorgunluk belirtileri yaşayabilirsiniz.

Yorgunluk ve halsizlik arasındaki fark nedir?

Hepimiz zaman zaman yorgunluk yaşarız, bu da uyku ve dinlenme ile geçebilen bir durumdur. Halsizlik, yorgunluğun çoğu kez ezici olduğu ve uyku ve dinlenme ile rahatlamadığı bir durumdur.

İşte yorgunluğa veya halsizliğe neden olduğu bilinen 10 sağlık koşulu.

Anemi

Sürekli tükendiğini hissetmenin ve sürekli yorgunluk belirtisinin de en yaygın tıbbi nedenlerinden biri demir eksikliği anemisidir. Adet ve hamilelik dönemindeki kadınlar anemiye karşı özellikle hassastırlar.

Ancak, mide ve bağırsakta, ülser gibi nedenlerin daha büyük olasılıkla ortaya çıktığı durumlarda, steroidal olmayan anti-enflamatuar ilaçlar (NSAİİ) kullanan erkek ve postmenopozal kadınları da etkileyebilir.

Anemiye bağlı yorgunlukta, tipik olarak; hiçbir şey yapmak istemezsiniz, kaslarınız ağırlaşır ve çok çabuk yorulursunuz.

Demir aşırı yüklenme bozukluğu (hemokromatozis) olarak da bilinir. Fakat çok fazla demire sahip olmakta yorgunluğa neden olabilir. Bu, 30 ve 60 yaşları arasındaki erkek ve kadınları etkileyen nispeten nadir kalıtsal bir durumdur.

Uyku apnesi

Uyku apnesi, boğazınızın uyku sırasında daralması veya kapanması ve tekrar tekrar nefes almanızı engelleyen bir durumdur.

Bu, yüksek oranda horlamaya ve kanınızın oksijen seviyelerinde bir düşüşe neden olur. Nefes almanın zorluğu, gece sık sık uyanıp, ertesi gün yorgunluğunuzu hissetmeniz anlamına gelir.

En çok kilolu orta yaşlı erkeklerde görülür. Alkol ve sigara içmek uygu apnesi için en kötü tetikleyicilerdir.

Etkin olmayan tiroid

Azaltıcı tiroid bezi, vücudunuzda çok az tiroid hormonu (tiroksin) olduğunu gösterir ve bu da sizi yorgun hissettirir. Bununla birlikte kilo alırsınız, kaslarınız sürekli ağrır ve cildiniz kurur. Troid rahatsızlığı erkeklere oranla kadınlarda daha sık görülür ve yaşlandıkça etkisi artar.

Çölyak hastalığı

Bu, bağışıklık sisteminin glütene tepki verdiği ömür boyu çekeceğiniz bir hastalıktır. Gluten ekmek, kek ve tahıllarda bulunan bir proteindir. İngiltere’de 100 kişiden birinde görülen bir rahatsızlıktır.

Çölyak hastalığının diğer belirtileri, yorgunluk dışında, ishal, şişkinlik, anemi ve kilo kaybıdır. Doktorunuz çölyak hastalığı olup olmadığını kontrol etmek için bir kan testi yapabilir.

Kronik yorgunluk sendromu

Kronik yorgunluk sendromu (aynı zamanda miyaljik ensefalomiyelit veya ME olarak da bilinir) en az 4 ay boyunca devam eden ciddi bir rahatsızlıktır. Kas veya eklem ağrısı gibi başka semptomlar olabilir.

Diyabet

Diyabetin ana semptomlarından biri, kanda çok fazla şekerin (glukoz) neden olduğu uzun süreli yorgunluk hissidir. Diğer önemli semptomlar çok susarsınız, tuvalete çok fazla gider ve kilo kaybı yaşarsınız.

Glandüler ateş

Glandüler ateş, ateş, boğaz ağrısı ve şişmiş bezler ile birlikte yorgunluğa neden olan yaygın bir viral enfeksiyondur. Çoğu vaka gençler ve genç yetişkinlerde olur. Semptomlar genellikle 4 ila 6 hafta içinde ortaya çıkar, ancak yorgunluk birkaç ay daha sürebilir.

Depresyon

Depresyon da enerjinizin tükendiğini hissettirebilir. Uykuya dalmanızı engelleyebilir veya sabah erken kalkmanıza neden olabilir, bu da gün içinde daha yorgun hissetmenizi sağlar.

Huzursuz bacaklar ve Yorgunluk

Bacaklarınızı hareket ettirmek için büyük bir dürtü duyarsınız ve bu his öyle güçlü olur ki gece dahi sizi uyandırabilir.

Ayrıca bacaklarınızda hoş olmayan bir tarama hissi veya derin bir ağrı olabilir. Ya da bacaklarınız gece boyunca kendiliğinden sarsılabilir. Belirtileriniz ne olursa olsun, uykunuz bozulacak ve kalitesiz olacak ve gün boyunca çok yorgun hissedeceksiniz.

Kaygı

Endişeli hissetmek bazen tamamen normaldir. Ancak bazı insanlar günlük yaşamlarını etkileyecek kadar güçlü olan sürekli kontrol edilemeyen anksiyete hislerine sahiptir. Bu yaygın anksiyete bozukluğu erkeklere oranlar kadınalrda daha fazla görülür. Bu duygu durumu yaşayanlar genellikle yorgun hissederler.

İdeal Kilo ve Sağlıklı Kilo Almak

Bir insan fazla kalori alınca kilo da almaz; çok yemek yedikleri halde kilo alamayan çok zayıf insanlar bunun kanıtıdır. Bu insanlar sağlıklı olmadıkları için, yediklerini tümüyle besin olarak alamazlar. Bu zayıf insanların sinirleri gergindir; yerlerinde duramaz ve fazla enerjiktirler. Can sıkıntısı nedeniyle sık sık iştahsızlık duyarlar. Besinlerin kana geçişi tam olmaz. Bu bozukluklar düzeltildiği zaman, yine eskisi kadar yemek yeseler de, ideal kilo normlarına kavuşurlar.

İdeal Kilo İçin Çok Yemek Değil, Sağlıklı Yemek!

Biraz zayıf olmak, fazla kilolu olmaktan daha iyidir. Gerçek ağırlığınızdan yarım kg. fazla olmanızı bile size kimse öğütleyemez. Fakat az bir miktarda yağ deposu ve kalori yedeği estetik yönden iyidir. Az miktarda yağ, dış görünüşün daha güzel olmasını sağlar.

Deri altında çok ince bir tabaka yağ, beden ısısını denetlemeyi ve kan damarı, sinir, kas dokularını çarpmalardan korumayı sağlar. Yağ depoları, iç organlar ve özellikle böbrekler için, iyi bir koruyucudur. Aşırı zayıflıkta, böbrekler sık sık yerlerinden oynar ve sağlık sorunlarına yol açarlar.

Yağın bu nedenlerle gerekli oluşunu da fazla abartmamak gerekir. İdeal kilo, çoğu kez sizin özel arzunuza göre değişir! Uzmanlar, standart ağırlık listelerinde kiloyu 30 yaş için düzenler. Her insan düzgün ve sportif bir beden ister ve bu istek de sağlıklı olmaya bağlıdır. Eğer kilo almak istiyorsanız, ağırlığınızı artırmadan önce, mümkün olan en iyi sağlığa ulaşmaya çalışınız.

İlk olarak, düşüncenizi her zaman gevşek ve sakin tutacak besinlerin özel beslenmenizde bulunmasına önem veriniz. Sıkıntılı olduğunuz anlarda, enerji tüketen gereksiz hareketler yaparak kalori kaybedersiniz. Sinirlenme, bütün beden kaslarının gerilmesine yol açar; kasların kasılmaları da, boş yere enerji harcar.

İdeal Kilo için Vitamin ve Minerallerin Önemi

Vitamin ve minerallerin sizi sakinleştirmede yararı vardır, fakat özellikle D ve B-6 vitaminleriyle kalsiyum ve magnezyumun sinir sistemi çalışmasına etkisi büyüktür. Yaz ve kış, hiç aksatmadan her gün 1000 ünite D vitamini alınız ve güneşli günlerde güneş banyosu yapınız.

Sinir ve kas dokuların gevşeyip rahatlaması için gerekli olan kalsiyum, süt ürünleri, yağlı tohumlar ve yeşil sebzelerden sağlanır. Kalsiyum tableti kullanacaksanız, bu tablette D vitamini olmasına dikkat ediniz, kalsiyumun vücut tarafından sindirimi için D vitamini gereklidir.

Magnezyum, sinir ve kasların rahatlamasında, bugüne dek bilindiğinden daha fazla önemlidir. Örneğin, magnezyumca eksik beslenen deney hayvanlarının çok sinirli, heyecanlı ve uykusuz oldukları ve de delilik belirtileri gösterdikleri görülmüştür. Magnezyumu yeterince almayan insanlar, bu eksikliği aşırı sinirlilik, mutsuzluk ve uykusuz gecelerle ödeyebilirler. En iyi magnezyum kaynakları; Çekirdek ve ceviz gibi yağlı tohumlar ve maydanoz, ıspanak, lahana gibi yeşil yapraklı sebzelerdir. Pancar başları, şalgam, kırmızıturp ta magnezyum ihtiva eder. Beyaz un, tam buğday ununa oranla 280 defa daha az magnezyum içerir.

İştahsızlığın Nedenleri Nedir ve Nasıl Başa Çıkılır?

İştahınız yoksa sevmediğiniz besinleri yemek için kendinizi zorlamayınız. Fakat yeme isteğinizi düzenlemek amacıyla bir çaba harcamalısınız. İsteksizlik, B vitamini grubu vitaminlerinin azlığından olur ve bu durumda yeterince B vitamini alınırsa isteksizlik yok olur. Kilo almak isteyenlere, B vitaminleri birçok açıdan fayda sağlayacaktır. B vitaminlerini az alanın midesinde HCL asit az salgılanır.

Bu asit, protein sindirimi sırasında, vitamin ve minerallerin kana geçmesi için gereklidir. Yeterince B vitamini alınmazsa, sindirim salgıları da az çıkar ve besinlerin kana geçişi tam olmaz. Barsak çeperlerindeki kaslar da az hareket eder ve sindirim fermentlerinin besinlere ve de tümünün ince barsak girintilerine değmesi zorlaşır. Bu durumda, az B vitaminleri alanlar, yediklerini tam sindiremedikleri için, çok yeseler de kilo alamazlar.

Yeme isteğinizin normal, sindiriminizin iyi olması ve bağırsaklarınızın iyi çalışması için B vitaminlerini bolca almalısınız. Özellikle B-6 vitamini, sinirler üzerinde yatıştırıcı etkiye sahiptir.

  • Ekmeğiniz kepeği atılmamış undan yapılırsa
  • Buğday ya da yulaf ezmesi özünden günde yarım bardak tüketirseniz
  • Sabahları meyve suyunun içine bir çorba kaşığı dolusu bira mayası koyarsanız
  • Beyaz şeker yerine bal ya da pekmez kullanırsanız
  • Yağlı tohumlardan gerektiği kadar tüketirseniz,
  • Karaciğer, böbrek gibi organları öğünlerinize eklerseniz
  • Yoğurt ve Peynir Tüketiminiz düzenli olursa

B vitaminleri alırsınız.

Kilo Almada Yağ ve Yağ Asitlerinin Faydası

Kilo almak isteyenler için özel bir önem taşıyan bitkisel yağlar, E vitamini, lesitin ve doymamış yağ asitlerinin en iyi kaynağıdırlar. Bu yağ asitleri bağırsaktan kolaylıkla geçer ve bedenin yağ gereksemesini karşılar. F vitamini denen bu yağ asitlerini tam alamayan deney hayvanlarının, yüksek kalori alsalar da zayıf kaldıkları görülmektedir. Ayçiçeği, soya mısırözü yağları ve özellikle yarısı yağ olan ceviz fındık, fıstık, çekirdek, susam gibi doğal besinler, bu önemli yağ asitlerinin en iyi kaynağıdırlar.

Rafine edilmemiş bitkisel yağları, sadece mayonez ve salatada değil, az pişmiş sebzelerinizi pişirirken de kullanınız. Tavanıza çok az bitkisel yağ koyun, isterseniz biraz da sarımsak ekleyin ve “A ile B-2 vitamini, magnezyum ve demirden” zengin yeşil sebzeleri biraz kızartın. Çinlilerin yaptığı gibi tavayı sallayın, parlak yeşil renkleri kaybolmadan, bir dakika kızartmayla yetinerek, sıcak sıcak servis yapın. Sıvı yağlar, yerinde kullanılırsa, yemeklerinize değer ve lezzet katarlar.

Midenizi doldurmak şeklinde yanlış bir yol izlemeyiniz, sindiriminiz ve barsak çalışmanız düzelince, sinirleriniz gevşeyince, kilo alabilirsiniz. Kaymak, tereyağı, pasta ve çikolatayla midenizi doldurmanız zararlıdır. Çünkü bu besinler, yoğun tatlarıyla iştahı kapatırlar ve besleyici minerallerden yoksun, sağlık için faydasız ve zararlı besinlerdir. Beyaz un, beyaz şeker, margarinler gibi rafine edilmiş maddelerden hazırlanan besinleri yemekten sakının. En iyi şeker olarak bal ve pekmez kullanın.

Bu soy bir özel beslenmeyle sadece kilo almayacak, sağlıkta kazanacak, hiç ummadığınız ölçüde yorgunluktan kurtulma özgürlüğünün mutluluğunu yaşayacaksınız.

İdeal kilo formuna kavuşunca da, un, şeker ve yağlı besinleri daha az yiyerek kilonuzu koruyun. Kendinize özgü özel beslenmenizi, bir ömür boyu izleyin.

Doğal Ürünler Tüketmek

Obezitenin en çok görüldüğü Amerika da insanlar sağlıksız beslenirler ve aşırı yiyecek tüketirler. Genelde Fast food tarzı yiyecekler tüketirler ve özellikle taneli gıdalar fabrikalarda oldukça fazla değişime uğramıştır. Bunlar Doğal ürünler olması gereken; beyaz undan yapılan ekmek ve çeşitli hazır besinler, biscuit, şehriye, makarna, pasta, vb. unlu yiyeceklerdir.

Biraz B-1, niacin ve demir katılmış undan yapılan bisküvi ve ekmekler elbette en beyaz undan üstündür. Fakat elbette doğal ürünler yönünden üstün oldukları öne sürülemez. Tahılların kabukları atılarak değişime uğratılırken 25 kadar vitamin ve maden de birlikte atılmaktadır. 25 önemli cevheri attıktan sonra sadece 4 tanesini beyaz una eklemenin saçmalığını, bilim çağında şaşkınlıkla izlemekteyiz.

Dizginsiz ve yanıltıcı reklam kampanyalarıyla halka bu ürünler “zenginleştirilmiş” diye sunulmaktadır. Bu yanıltıcı reklamların pek çok zararı olmuştur. Çünkü besin sanayisi, kepekli undan ürünlerin ortaya çıkmasıyla zarar görmek istemez. Kanada, İngiltere ve bazı ülkeler, İkinci Dünya Savaşı sırasında, tahıllardan yapılan besinlerin kabuklarının atılmasını yasakladılar. Oysa A.B.D. de sağlıktan da önce paraya önem verildiği için Doğal ürünlerden çok para kazandıracak ürünler tercih edilmiştir.

Sadece Fast Food Değil Doğal Ürünlerde Tüketin

Yanık olmamak şartıyla etler her şekilde yenebilir. Yağda kızartılan et ya da başka besinler çok lezzetli oldukları için, lezzeti daha az başka sağlık kazandıran besinlerin yenmesini engelleyebilir. Birçok kimse de sadece kas etlerinden yapılan biftek, pirzola, köfte, kebap yer. Vitamin ve madenlerin deposu olan karaciğer, beyin, böbrek, yürek, uyluk gibi kısımları yemezler.

İç organlar, kas etlerinden çok daha değerli ve ucuzdur. Binlerce yıl öncesinin ünlü Çin ve Yunan hekimleri, iç organları hastalara salık vermişlerdir. Ne yazık ki herkes öğrenince şimdi ucuz olan bu iç organlar, kas etleri gibi pahalı satılmaya başlanmıştır. Bu üstün organ etlerini haftanın iki-üç günü sofranıza getirmeye şimdiden başlayınız.

Protein kaynağı yağsız etleri yeterince yiyemeyenler üzülmesinler. Yumurta, peynir, süt, yoğurt, yağlı tohumlar, soya fasulyesi, tahıl kabukları gibi besinler de çok iyi protein kaynaklarıdır.

Doğal Ürünler Çöpe Atılarak İsraf Ediliyor

Hem savurganlığa hem de israfa büyük bir örnek birçok besinin alışkanlıkla çöp tenekesine atılmasıdır. Kök sebzelerin kabukları, koyu yeşil renkli dış yapraklar, atılmaması gereken vitaminli kısımlardır. Bunlar buzdolabındaki özel bir naylon torbaya toplanarak, sebze çorbası yapımında değerlendirilebilir.

Doğal ürünler olan, kereviz yumrusundaki filizler, maydanoz sapları, lahana ve marulun dış ‘kısmındaki yapraklar, çeşitli sebzelerin yaprakları atılacağı yerde biriktirilir. Bunlar; kıyılır, kaynar suya atılır, süzülen posa atılır ve bol vitaminli sebze suyu elde edilerek çorba ya da yemekte kullanılır. Bu atılan sebzelerin çorbaya üstün bir lezzet verdiğini göreceksiniz. Uzun süreli bu davranış, sanıldığından çok daha önemli bir ekonomi yapmaktır.

Nasıl Pişirilmeli?

Pişirmenin hiçbir şeklinde, vitamin kayıplarını önlemek tümüyle mümkün olmaz, oysa bu yitirmeyi aza indirmek mümkündür. Sevilerek yenen taze meyve ve sebzeleri pişirmekten kaçınmak, taze taze yemeye önem vermek en iyisidir. Hayvansal ürünler ve kepekli tahılları az pişirmek, akıllıca bir davranıştır.

Az pişmişi sevilen tahılları, çok pişmesi gerekenlerin yerine listelere almak ve daha az et yemek iyidir. Kepekli un ekmeğini az kızartmak, B vitaminleri yitmesini aza indirmek iyidir. Kızartmakla, ekmeğin sindirimi de kolaylaşır ve kana daha çok vitaminle protein geçer.

Doğal ürünler olan sebzelerden yararlanırken özel buluşlar yapınız. Çünkü anneden öğrenilen yemek tarifleri, beslenme bilimi düşünülmeden düzenlenmiştir. Tariflerde bugün değişiklik yapmak gerekmektedir. Bu konuda siz bilgi ve hünerinizi ortaya koyabilirsiniz. Sebzenin ilk pişme suyunu atmayı, çok pişirmeyi, bol yağ koymayı şart koşan yemek tariflerinden uzaklasınız.