Subutay Noyan Kimdir

Cengiz Han’ın (Temüjin) sağ kolu olan Subutay Noyan (Subotai), cesur ve güçlü bir strateji uzmanıydı. Subutay, imparatorluğun genişlemesine yardım etmek için ünlü Moğol liderleri için güvenilir bir seçim oldu. Moğollara sadece bir genç olarak katıldı, ancak inanılmaz yetenekleri onu Cengiz Han’ın savaşçılarından (diğer komutanlarından bazıları; abisi Jelme (Çelme), Jebe ve Kubilay’dır.) biri haline getirdi.

Subutay, hem ünlü Moğol lideri Cengiz Han’ın hem de oğlu ve ardılı Ogedey Han’ın yönetiminde hizmet etti.

Subutay Noyan Hayatı

Adının anlamı hakkında kesin bir şey söylemek mümkün değildir. En fazla herzaman yapıldığı gibi iyi, yüce gibi anlamalar verilebilir.

Subutay’ın 1160’ların -1170’leri arasında muhtemelen Üst Onon Nehri’nin hemen batısında doğduğuna inanılmaktadır ve kaynakların 1176’nın doğum yılı olduğunu belirtmektedir. Bu General, Moğol kabilesi olarak kabul edilmeyen Uriangkhay olarak bilinen bir kabileden geldi. Bunlar, Moğollardan farklı olarak, atlılar olarak bilinmeyen, kürk ticareti ve demircilik konusunda uzmanlaşmış orman insanlarıydı.

Subutay’ın bir demircinin oğlu olduğu ve babasının adını Kınan (Qaban) olarak veren bir kaynak olduğu kaydedilmiştir. Bir demirci olarak, Subutay’ın babası hizmetlerini Moğollara, silahlar ve pişirme kapları gibi kırık metal nesneleri tamir etmeyi teklif ederdi. Belki de bu genç Subutay’ın Moğollarla ilk karşılaşmalarını yaşayacaktı.

Komutan Subutay

Bir genç olarak, Subutay Cengiz Han’ın ordusuna katıldı. Bir kaynağa göre, Subutay Moğol ordusuna katılmak için ayrıldığı zaman 14 yaşındaydı ve savaş alanı için hâlâ oldukça gençken, Han’a kapı görevlisi olarak atandı. Bu pozisyonda Subutay Moğol savaş sanatını öğrenmeye başladı. Orman bekçisi olarak Subutay, binicilik konusunda hiçbir tecrübeye sahip değildi ve onu, kendisine bağlı olduğu Moğol memurundan öğrenmeye başladı. Ayrıca yayı kullanmayı ve sonra iki unsuru birleştirmeyi öğretti.

Subutay Moğol saflarından geçti ve sonunda Cengiz Han’ın çevresinin bir parçası oldu. Bu, çoğu zaman Moğol liderinin meritokrasi uyguladığını ve hatta Moğol olmayan bir Subutay’ın bile ordusunda öne çıkabileceğine dair kanıt olarak kabul edilir. Askeri bir komutan olarak Subutay, Batı’daki kampanyaları için belki de en iyi bilinen kişidir. Bu askeri seferler sırasında Subutay Moğolları, Ruslar, Polonyalılar ve Macarlar da dahil olmak üzere bir takım düşmanlara karşı yönetti.

İlk Seferler

Cengiz Han, Subutay’ı Haverezm Hükümdarı II. Muhammed’e, İrghiz boyunca saldırdı. Subutay onu sert bir savaştan sonra yendi. Cengiz Han, 1219 yılı sonlarında Haverezm ile savaşmak için batıya doğru yöneldi. II. Muhammed, Cengiz Han karşısında duramaz. II. Muhammed, Orta İran’a kaçarak kendini kurtarmaya çalıştı. Cengiz Han, Subutai ve Jebe’yi 10.000 adamla onu bulmaları için yollar. Muhammed yakalandı. 1221 yılının başlarında öldü.

Moğollar, Derbent Geçidi’ni geçmek için kış aylarında Kafkas Dağları’nı geçtiler. Subutai, Alan ve Don Kıpçaklarını yendi. Kalka boyunca bir Rus ordusunu ezdi (31 Mayıs 1223). Ama Volga Bulgar topraklarına yapılan baskın yenilgi ile sona erdi. Subutai takviye aldı.

Xia ve Jin’e (Merkez Çin) Sefer

Subutai 1226 yılında Xia’ya karşı seferde önemli bir rol oynadı. 1227’de üst Wei Nehri boyunca Jin bölgelerini fethetti. Moğol seferleri Cengiz Han’ın ölümüyle yarıda kesildi.

Cengiz Han oğlu Ögedey 1230-1231 yıllarında Ögedey, ordusuyla Jin’e (Merkez Çin) gitti. Subutay’ın, Honan ovalarına girme teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlandı. Moğollar kuşatıldı ve ikincil bir hedef olan Fengxiang’ı aldı.

1231-1232’de Moğollar başka bir girişimde bulundu. Bu kez Subutay, Jin ordularına üstünlük sağlar. Moğollar, Sanfeng (9 Şubat 1232), Yangyi (24 Şubat 1232) ve T’ieh’ling’de (1 Mart 1232) belirleyici zaferler kazandı. Ögedey ve ana Moğol ordusu Moğolistan’a döndü. Subutai’y, Honan’ın fethini tamamlamak için küçük bir güçle bırakıldı.

Avrupa’ya Seferler

Ögedei, ordunun büyük bir bölümünü batıdaki Kıpçak ve Bulgarları ezmek için göndermeye karar verdi. Subutay operasyonları yönetmek için görevlendirildi (prens Batu’nun genel komutası altında). Kıpçaklar’ı Hazar Denizi’nin kuzey tarafında yendi ve daha sonra Volga Bulgarlarını fethetti.

1237’nin sonlarında Subutai, Ryazan ve Vladimir-Suzdal’a saldırdı. Hızlı bir şekilde alındı. Moğollar, 1238 yazını Don Nehri boyunda konaklar. 1239’da Rus devleti Chernigov yenildi ve şehirleri alındı.

Orta ve Doğu Avrupa’ya Seferler

Avrupa’ya yapılan seferler; Subutai tarafından planlanmış ve gerçekleştirilmişti. Macaristan ve hatta Avusturya’ya kadar Avrupa’nın kalbine saldırmak için casuslar yolladı. Avrupalı krallıkların net bir resmine sahip olduktan sonra, Batu Khan ile seferini hazırladı.

Macaristan Kralı IV. Bela, Esztergom’da bir savaş konseyi toplar. Batu, kuzeydoğudan Macaristan’a doğru ilerlerken Macar liderliği Moğol ordusuna karşı koymak için kuzeye doğru yola koyuldu. Macar savaş stratejisinin haberleri Moğol komutanlarına ulaştığında, düşmanlarını üstlerine çekerek yavaşça Sajo Nehri’ne gerilediler. Bu, Subutai tarafından mükemmelleştirilen klasik bir Moğol stratejisiydi. O, taktiklerine uygun bir savaş alanı hazırladı ve düşmanlarının içeri girmesini bekledi. Güçlü bir pozisyondu, çünkü ormanlar net bir şekilde gözetlenmeyi engellerken izlemeyi kolaylaştırır.

1241 Mohi Savaşı

Genel olarak Subutay’ın en parlak zaferi olarak kabul edilen Mohi Savaşı, 1241 yılının Nisan ayında yapıldı. Kral IV. Bela komutasındaki Macaristan’a karşı Batu Han ve Subutay komutasındaki Moğollar savaştı. Savaş sırasında, Moğollar, Sajo Nehri’nin karşı tarafında bulunan Macarlardan gelen ağır ateş sonucu, her zamankinden daha fazla kayıp alıyorlardı. Bu kayıpları önlemek için Subutay, normalde kuşatma savaşında kullanılan bir silah olan taş atıcılar ile bunlara saldırmaya karar verdi. Aynı zamanda, nehrin aşağısında geçici bir köprü inşa edildi, böylece Moğollar Macarları aşarak şaşırtmıştı.

Büyük Hanın Ölümü

Subutay’ın emri altındaki Moğol ordusu, Doğu ve Orta Avrupa’nın çoğunu istila etti. 1241’in sonlarında Subutay Kutsal Roma İmparatorluğu’nu işgal etmeyi planlıyordu. O sıralar Ogedey öldü ve Moğol güçleri yeni Büyük Han’ın seçilmesi için merkezlerine geri dönerler.

Batu, 1242’de yeni Büyük Han’ın seçilmesi için Moğolistan’a döndüğünde, Subatai kendisine eşlik etmedi.

Arminius Kimdir

Arminius Hayatı

Ms. 18’de doğan, Arminius, Cherusci şefi Segimer’in en büyük oğluydu. Roma ile barışı sağlamak için Segimer’in hem Arminiusu hem de küçük kardeşi Flavus’u Roma’ya çocuk rehineleri olarak teslim ettiği düşünülmektedir. Soylu Romalılar gibi yükselen kardeşler Latin ve Roma savaş yolunu öğrendi. Muhtemelen her iki kardeş de, İmparator Augustus’un üvey oğlu Tiberius Claudius Nero’nun altındaki lejyonların yanında, 7-9 yıllarındaki büyük Pannonian ve Illyrian ayaklanmaları bastırıyorlardı.

Roma Komutanı Varus Ortak Harekatı

Vali Publius Quinctilius Varus komutası altında hizmet vermek için yaklaşık Ms.8’de Ren’e transfer edildi. Varus’un misyonu Ren nehrinin doğusundaki kabile toprakları olan Germania Magna’yı (Büyük Almanya) tam teşekküllü bir Roma eyaletine dönüştürmek oldu. Kabileler büyük ölçüde Tiberius’un Ms. 4-5 seferlerinde pasifize edilmişti.

Varus, karizmatik yardımcı komutanı olan Arminiusa da güvenerek aşiret asaleti ile yararlı bir irtibat kurdu. Ms. 9’un yaz mevsimi boyunca Varus, ordusunu üç lejyonunu yürüttü ve Ren’deki Vetera’dan (Xanten) yardımcı Alman destekçilerine yardımcı oldu. Varus ordusu, Lippe Nehri boyunca ve kuzeyden Weser Tepeleri’nin batı bölgelerini aldı. Cherusci topraklarının tam ortasında, Yukarı Weser Nehri üzerinde bir kamp kurdu. Varus haraç topladı ve Roma adaleti ve hukukunu yerleştirdi. Ve kabileler büyük Roma kampında ticarete geldi . Ancak Arminius için, ailesiyle yeniden bir araya gelme şansı doğdu. Arminius ve Segimer, Varus’un masasına oturdu

Arminius ve Segimer’in iyi niyetleri, Roma boyunduruğundan vazgeçme zamanı gelene kadar Varus’u kandırmak anlamına gelen bir işti. Cherusci imparatorluk içinde federal statü almış olsa da, Arminiusa halkının eşit muamele görmediği açıktı. Romalılar, antik ve kutsal ormanların kerestesini keserek toprağın kendisini bile tahrip etti. Romalılara karşı gizli bir şekilde şeflerle tanıştı.

Ms. 9’da, Varus’u üç lejyonunu, yardımcılarını ve destek ekibini Teutoburg Ormanı’ndaki bir pusuya soktu.

Varus’a daha fazla takviye toplamak için ayrıldığını söyledikten sonra, Roma kolonundan ayrıldı. Güçlendirme sadece Cherusci’den değil, aynı zamanda Marsi’den, Bructeri’den ve diğer kabilelerden de geldi. Amaç Romalılara yardım etmek değildi. Onları yok etmekti. Ancak Segestes, Roma’ya sadık kaldı. Hatta bir süre esir tutmaya çalıştı ama onu serbest bırakmak zorunda kaldı.

Varus, Arminiusun kendisine ihanet ettiğini ve büyük bir ayaklanma ile karşı karşıya kaldığının farkındaydı. Ancak, öndeki yol, Lippe’ye geri dönmekten çok daha kısa görünüyordu. Ertesi gün Varus, yükünü hafifletmek için ağır ve fazla ekipmanının çoğunu terk etti. Varus, daha sonra kendisi yakalanmamak için intihar ederken askerleri de son adamına kadar yok edildi.

Sonraki Roma Komutanı Germanicus

Germanicus, Arminiustan birkaç sene daha gençti. Augustus’un ölümü ve Tiberius’un gelişi ile Germania Inferior (aşağı Ren) lejyonları ayaklandı. Germanicus isyanı bastırdı, lejyonlar geri çekilmek zorunda kaldı. Germanicus, sefere; tehlikeli aşiretlere karşı saldırı düzenleyerek başladı.

Bu arada Arminius, kendisini Roma için yeniden savaşan Segestes ile karşı karşıya buldu. Ms. 15’in başlarında Arminius, Segestes’in kalesini kuşattı ancak Roma lejyonları Segestes’in yardımına geldiğinde çekilmeye zorlandı. Segestes ve ailesi, Ren’deki Roma kalelerinin güvenliğine eşlik etti. Arminiusun, güçlü amcası Inguiomerus sonunda Roma’ya karşı savaşa katıldı.

Germanicus’un bir sonraki saldırısı, dört lejyon, 40 ek kohort ve iki mobil sütun içeren, Bructeri’ye karşı tamamen saldırı oldu. Topraklar harap edildi, Teutoburg’da kaybedilen lejyon ve Varus felaketinin yeri bulundu. Düşmüş bütün kemikleri gömülür. İntikam arayışında olan Germanicus, doğuyu Cherusci’ye doğru ilerletti. Arminius Roma süvarisini bir bataklıkta ölümcül bir pusuya soktu, ancak lejyonlar zamanın sonunda kurtarmaya geldi.

Germanicus, seferden ayrıldı. Aulus Caecina Severus’un komuta ettiği ordunun diğer yarısı, 18 yıl önce Lucius D. Ahenobarbus’un öncülük ettiği ‘Uzun Köprüler’ olarak bilinen eski Roma kara yolu ile geri döndü.

‘Uzun Köprüler’, Arminius’un pusuları için mükemmel bir zemindi. Arminius kişisel olarak saldırıya öncülük etti. Kabileler yağmaya başladıklarında Caecina’ya tam bir yenilgiye uğramaya yaklaştı. Caecina, gece dışarı çıkmak için çıkış yolunu bulup kuru zemin bulmayı başardı. Arminius, Caecina ordusunun tekrar yürüyüşe ve savunmasız hale gelmesine kadar akıllıca beklemek istedi. Ancak Inguiomerus, Romalılara karşı gece saldırısına teşvik etti. Ancak savaşın yönü bu düzensiz saldırı ve dağılan kabileler yüzünden ters yöne döndü.

Durdurulan Sefer

Germanicus’un protestolarına karşı, İmparator Tiberius sonuçsuz ve maliyetli seferlere son vermeye karar verdi. Ms. 17’de savaş yeniden başlatılmayacaktı. Germanicus, zengin bir zafer yürüyüşü ile onurlandırıldı. Gösterilen esirler arasında Arminius’un karısı Thusnelda ve yürümeye başlayan oğlu Thumelicus vardı.

Arminius Kral Olmak İçin Büyüyor

Arminius artık Almanyanın büyük bir kısmını elinde tutuyordu. Tek rakibi Marcomanni Kralı Maroboduus’du.

Arminius ve Maroboduus, ordularını savaşta buluşmaları için bir araya getirdiler. Savaş öncesi konuşmasında Arminius, lejyonlara karşı kazandığı zaferden övgüyle söz etti ve Maroboduus’u hain olarak adlandırdı. Maroboduus, sırayla Tiberius’un lejyonlarını tuttuğunu, ancak gerçekte Pannonian isyanı tarafından yönlendirildiğini söylemişti. Maroboduus, aynı zamanda, Arminius’un zaferini ortaya çıkaran Inguiomerus’un sahte olduğunu iddia etti. Her iki ordu da standartlara uygun, Roma tarzında konuşlandırıldı ve savaştı. Zorlu bir savaştan sonra, tepelere kaçan Maroboduus’du. Toprakları diğer kabileler tarafından kuşatılmış, Maroboduus Roma’da sığınacak yer buldu.

Ölümü

Arminius kral olmayı arzuluyordu, ancak birçok kabile grubu otoritesine karşı çıktı. Akrabaları tarafından ihanet edilen Arminius, Ms. 19’da zehirlenerek öldürüldü.

Kleopatra Kimdir

Kleopatra Hayatı

M.Ö. 70 veya 69’da doğdu ve Ptolemy XII’nin (Auletes) kızıydı. Annesinin kralın karısı (ve muhtemelen üvey kız kardeşi) olan Kleopatra V Tryphaena olduğuna inanılıyordu. M.Ö. 51’de Auletes’in görünüşte doğal ölümü üzerine Mısır tahtında 18 yaşındaki kendi ve 10 yaşındaki kardeşi Ptolemy XIII’e geçti.

Roma ve Mısırdan Geriye Kalanlar

Roma general Pompey’in katledilmesine izin verdikten sonra, Ptolemy XIII Pompey’in rakibi Julius Caesar’ın İskenderiye gelişini memnuniyetle karşıladı.

Sezar ve Grek Hanedanı 

Sezar’ın (Caesar) aşırı sayıdaki kuvvetleri ile XIII. Ptolemy’in dört ay süren savaşından sonra Roma takviyeleri geldi; Ptolemy, İskenderiye’yi terk etmek zorunda kaldı ve Nil Nehri’nde boğulduğu sanılıyordu. İskenderiye popüler olmayan bir fatih olarak giren Sezar, aynı derecede sevilmeyen VII. Kleopatra ve onun küçük erkek kardeşi XIV. Ptolemy’e (daha sonra 13 yaşında) taht kaldı. Sezar, bir süre VII.Kleopatra ile Mısır’da kaldı ve M.Ö. 47 civarında Sezar’ın bir oğlu oldu. Caesar’ın çocuğu olduğuna inanılıyordu ve Mısır halkı tarafından Sezarion veya Küçük Sezar olarak biliniyordu.

Roma’da Bulunuşu

M.Ö. 46-45’te, daha önce dönmüş olan Sezar’ı ziyaret etmek için Roma’ya XIV. Ptolemy ve Caesarion ile gitti. Sezar MÖ 44’te öldürüldükten sonra, Mısır’a geri döndü. XIV. Ptolemy, kısa süre sonra öldü ve üç yaşındaki Caesarion, annesi ile birlikte XV. Ptolemy olarak ortaklaşa seçildi. Bu noktada o, Osiris’in kız kardeşi ve Horus’un annesi tanrıça İsis’le kendini güçlü bir şekilde tanımlamıştı. (Bu, kralların kraliçelerin ve kraliçelerin konumunu pekiştirmek için, eski Mısır geleneğini kraliyet ile bağdaştırma geleneği ile tutarlıydı. Kleopatra III’ün de İsis’le ilişkili olduğunu iddia etmişti ve Kleopatraya “Yeni İsis” deniyordu.)

Mısır ve Roma

Nil’in güvenilmez su baskını, başarısız ürünlere yol açarak, enflasyona ve açlığa yol açmıştır. Bu arada, Roma’da Caesar’ın müttefiklerinin (Mark Antony , Octavian ve Lepidus) ve onun suikastçıları Brutus ve Cassius’un ikinci bir zaferi arasında bir çatışma yaşanıyordu. Her iki taraf da Mısır desteğini istedi ve kimi duraklamalardan sonra VII. Kleopatra üçlüsünü desteklemek için Caesar tarafından Mısır’a yerleştirilen dört Roma lejyonunu gönderdi.

Mark Antony kısa süre sonra VII. Kleopatrayı Cessilian kenti Tarsus’a (modern Türkiye’nin güneyinde) Caesar’ın suikastının ardından karmaşık bir şekilde oynadığı rolü açıklamaya çağırdı. Plutarch tarafından kaydedilen hikayeye göre (ve daha sonra William Shakespeare tarafından ünlenen), Kleopatra, Isis’in kıyafetleri giymiş, özenli bir gemide Tarsus’a gitti. Kendisini Yunan tanrısı Dionysus’la ilişkilendiren Antony, onun cazibesi tarafından baştan çıkarıldı. Mısır ve Kleopatranın tacını korumayı kabul etti ve kız kardeşi ve rakibi Arsinoe’nin sürgün edilmesine destek verdi.

Mısır’a döndü, kısa bir süre sonra üçüncü eşi Fulvia’yı ve çocuklarını Roma’da bırakan Antonius MÖ 41-40 kışını İskenderiye’de geçirdi. Antonius’un Roma’ya dönüşünden sonra M.Ö. 40’da ikizleri doğurdu, Alexander Helios (güneş) ve  Selene (ay).

Güç Mücadelesi

Mısır, onun yönetiminde daha müreffeh büyüdü ve M.Ö. 37’de tekrar Parthia krallığına karşı uzun süredir devam eden askeri harekâtı için para topladı. Buna karşılık, Mısır, Girit, Cyrenaica (Libya), Jericho ve Suriye ve Lübnan’ın büyük kesimleri dahil olmak üzere Mısır’a doğu imparatorluğunun çoğunu geri verecekti. M.Ö. 36 yılında başka bir oğlu Ptolemy Philadelphos’u doğurdu.

Roma’nın Politik Karmaşası

Parthia’da aşağılayıcı bir yenilgiden sonra, Antonius karısı Octavia’nın onunla yeniden bir araya gelme çabalarını reddetti ve Mısır ve Kleopatraya geri döndü. MÖ 34 yılında “İskenderiye Bağışlar” olarak bilinen halka açık bir kutlamada, Caesarion Sezar’ın oğlu ve hakimi mirasçı olarak (evlatlık oğlu Octaviananın aksine) Kleopatra ile çocuklarının her birine toprak vermiştir. Bu, Antonius’un tamamen VII. Kleopatra’nın kontrolü altında olduğunu ve Roma’yı terk edip Mısır’da yeni bir sermaye bulduğunu iddia eden öfkeli Octavian arasında bir propaganda savaşı başlattı. M.Ö. 32’de Roma Senatosu, Antonius’un tüm unvanlarını elinden aldı ve Octavianus, VII. Kleopatra’ya savaş ilan etti.

VII. Kleopatra İçin Yenilgi ve Ölüm

2 Eylül 31’de, Octavian kuvvetleri Actium Muharebesi’nde Antonius ve Kleopatra’nın kuvvetlerini yendi. Kleopatra’nın gemileri savaşı terk etti ve Mısır’a kaçtı ve Antony kısa bir süre sonra ayrılarak birkaç gemiyle onu takip etti. İskenderiye, Octavian kuvvetlerinin saldırısına maruz kaldığında, Kleopatra’nın intihar ettiği yönünde bir söylenti duyuldu. Antonius bunu duyunca eski Yunan geleneklerinden olan bir intiharda bulunur: Kendi kılıcını kölesine tutturup üstüne atılır.

Kleopatra’nın Ölümü

MÖ 12’de, MÖ 30’da, Antonius’u gömdükten ve muzaffer Octavianus’la buluştuktan sonra, VII. Kleopatra, iki kadın hizmetçisi ile odasında kendine kapandı. Ölümünün aracı belirsizdir, fakat Plutarch ve diğer yazarlar, ilahi kraliyetin sembolü olan asp olarak bilinen zehirli bir yılanı kullandıkları teorisini ileri sürdüler. Onun dileklerine göre, VII. Kleopatra’nın cesedi Antonius’la gömülmüştü.

Thomas Wolsey Kimdir

Thomas Wolsey

Thomas Wolsey, 1471 yılında doğdu. Bir çok üniversite bitirdikten sonra Rahip olur. Sonra Limington adında bir kiliseden sorumlu tutuldu.

Elçi Thomas Wolsey

Kral VII. Henry, bir İspanyol prensesi ile evlenmek için Almanya imparatorunun rızasını almayı istemişti. Bu evlilik hakkında Avrupa’ya göndermek için çok bilge ve güvenilir bir elçiye ihtiyacı vardı. Kral VII. Henry, Wolsey’e, ona imparatora söylemek istediğini söyledi. Wolsey’in, Kralın mesajı teslim ederek İngiltere’ye geri döndü. Kral onu gördü ve neden yolculuğuna henüz başlamadığını sordu. Durum anlaşılınca Henry çok memnun oldu ve onu daha iyi bir konuma yükseltti. Okumaya devam et “Thomas Wolsey Kimdir”

Zhang Liang Kimdir

Zhang Liang

Zhang Liang, “komuta çadırının dışına çıkmadan 1,5 kilometre ötede savaşı kazanma” yeteneğiyle ünlüydü. Özel askeri stratejilerdeki büyük yeteneğiyle birlikte, yaşlılara karşı hoşgörülü ve saygılı olduğu ve mütevazı ve tutumlu olduğu da söylenir.

Zhang Liang Hayatı

Han Eyaletindeki bir saray ailesinin (Ji klanının bir kolu) soyundan geliyordu. Savaşan Devletler Dönemi’nde (MÖ 206 – MS 220) Han eyaletindeki aristokrat bir ailede doğmuştur. Beş kuşak için ataları yöneticilerine hizmet etti. Eyaleti Qin tarafından fethedildiğinde, Liang gençti.

Liang derin bir stratejist’tir. Han Hanedanlığı’nın kurucusu Liu Bang’a da bu şekilde danışmanlık (bakan) etmiştir. Okumaya devam et “Zhang Liang Kimdir”

Agrippa Kimdir

Agrippa

Agrippa, Ekim/Kasım gibi, belirsiz bir bölgede, MÖ 64-62’de doğmuştur. Babası Lucius Vipsanius Agrippa olarak adlandırıldı. Aile Roma halk hayatında öne çıkmamıştı. Ancak, Agrippa, Octavianus (gelecek imparator Augustus) ile aynı yaştaydı ve ikisi birlikte eğitildi ve yakın arkadaş oldular. Agrippa’nın Julius Caesar ailesiyle olan ilişkisine rağmen, abisi, 40’lı yılların iç savaşlarında başka bir tarafı seçti.

Agrippa Hayatı

Afrika’da Sezar’a karşı savaşırken yenilen Cato’nun askerleri arasında Agrippa’nın kardeşi de bulunuyordu. Ama Octavianus’un kararı ile serbest bırakıldı. Okumaya devam et “Agrippa Kimdir”

Cicero

Cicero

Cicero günümüzde filimlerde (Gladyatör…), animasyonlarda (Dante İnferno…), bilgisayar oyunlarında (Skrim…) kendini erdemli bir kişi olarak bizlere göstermektedir.

Marcus Tullius Cicero

Marcus Tullius Cicero, Roma’nın 60 mil güneydoğusundaki Arpinum tepesi kasabasında doğdu. Atlılar düzeninin zengin bir üyesi olan babası, Marcus ve küçük erkek kardeşini Roma ve Yunanistan’da felsefe ve retorik konusunda eğitmek için para ödedi. Kısa bir askerlik görevinden sonra Roma hukuku okudu. İlk yasal davasını, M.Ö. 81’de, bir erkeği başarılı bir şekilde savunarak aldı. Okumaya devam et “Cicero”

IV. Henry Kimdir

IV. Henry

Fransa Kralı IV. Henry, adaşı bir de İngiltere Kralı mevcuttur. Hatta William Shakespeare’in Henriad adlı Quadrolojisinde ikinci oyunu.

IV. Henry Fransa

Fransa Kralı IV. Henry, 13 Aralık 1553’te Navarre ve Bearn Kraliçesi Joan III ve Pau’daki ortak kararla kabul edilen Kral Antoine de Bourbon’un oğullarıdır. Beş çocukları olur. Sadece Henry hayatta kalır.

1568-1570 arası Askeri eğitimler aldı. 1570’de Navarre’nin III Henry’si, Huguenot ordusunun başına getirildi. Yıkılmış alanlarda geçen uzun seferler, hayatının geri kalanında onunla birlikte kalacak bir askeri ruhu aşıladı. Okumaya devam et “IV. Henry Kimdir”

Kral Arthur Kimdir

Kral Arthur

Kral Arthur Efsanesi

Arthur ya da Arthur Pendragon olarak da adlandırılan, efsanevi İngiliz kralı.
Şövalye olarak bir ortaçağ romantizm döngüsü içinde ortaya çıkar.
Bu efsanelerin nasıl ortaya çıktığı ya da Kral Arthur figürünün tarihsel bir insana dayandığı kesin değildir.

Efsane muhtemelen ya kökenli Wales (İskoçya) veya kuzey bölgelerinde yaşayan Brython kökenlidir. Okumaya devam et “Kral Arthur Kimdir”

Tiglat-pileser Kimdir

Tiglat-pileser

Mezopotamyada öne çıkan bir diğer kral ise Tiglat-Pileser. III. Adad-nirari’den sonra tahta çıkan üç kral döneminde de iç problemler ülkeyi meşgul etmiştir. Bu karışık sürecin sonunda MÖ 745 yılında III. Tiglat-pileser (Falasar) bir taht entrikasıyla kral olmuştur.

Bu yeni hükümdar ismini Tiglath-Pileser’in ünlü bir atası için kasıtlı bir referans olabilir Tiglath-Pileser’in I (MÖ. 1115- 1077 hüküm sürer) den aldığı düşünülür.

Krallıktan İmparatorluğa

Adad-nirari III ((M.Ö 744/ 745-727)) günlerinden beri Assur, kuzey komşusu için politik ve askeri olarak zayıftı. Okumaya devam et “Tiglat-pileser Kimdir”