Hidrokinon Ve Cilde Etkisi

Hidrokinon birçok cilt bakım ürünü içerisinde bulunan ve koyu renkli lekelerin tedavisinde kullanılan bir cilt temizleyicisidir. Hiperpigmentasyon, sivilce izleri, melazma, güneş lekeleri ve diğer cilt lekeleri tedavisinde kullanılır. Krem, jel, losyon ve sabun formunda bulunabilir.

Hidrokinon Nedir?

Hidrokinon içerikli kremler veya benzeri ürünler kullanıldığında, hidrokinon cilde renk veren pigment olan melanin üretimini engeller. Böylece cilt renginizde bir açılma görürsünüz. Bu sebeple hidrokinon içeren kremler çoğu zaman beyazlatıcı veya aydınlatıcı kremler adı altında satılırlar.

Kuru, çatlamış, tahriş olmuş veya yanık cilt üzerinde uygulanmaması tavsiye edilir. Bunlar şampuan, saç boyası, onaysız kremler gibi ürünlerin kullanımı azaltılarak üstesinden gelebileceğiniz durumlardır.

Zararlı ultraviyole ışınların neden olduğu güneş lekelerinin tedavisi için kullandığınız hidrokinon, sizi bu ışınlara karşı daha hassas yapar. Güneş lekelerinin yanı sıra çiller veya hiperpigmentasyon tedavisi için kullanıyorsanız güneşten korunmanız çok önemlidir. Dışarıya çıkmadan önce geniş spektrumlu bir güneş kremi kullanmazsanız kullandığınız hidrokinon içerikli cilt beyazlatıcısının bir faydasını göremezsiniz.

Vücudumuzda melanin hormonunun aşırı üretilmesi durumunda karşılaşılan melazma gibi bir durum için doktor tarafından reçete edilmediği sürece hidrokinon içerikli ürünleri kullanmaktan kaçının. Doktorunuzun uygun görüp kullanmanıza karar verirse belirtilen dozu kesinlikle aşmayın. Doz aşımı durumlarında ve uzun süreli kullanımlarda cildi aydınlatmanın yanında melanin üretimini sağlayan pigmentleri öldürerek çok zararlı olabilir. Aynı zamanda uzun süreli kullanımın cildi mavimsi veya siyahi bir renge dönüştürdüğü de görülmüştür.

Her ne kadar araştırmalarla kesin olarak kanıtlanmış olmasa da hidrokinon içeriğinin kansere neden olabileceğine dair görüşler de mevcuttur. Ürünün kanserojen etkileri üzerine olan çalışmalar devam etmesine rağmen bu görüşler sebebiyle dünyanın birçok ülkesinde yasaklanmıştır. Yasak olmayan ülkelerde de kozmetik ürünlerinde %2 oranından fazla kullanımına izin verilmez. Ancak uzman doktor kararıyla %4 oranında hidrokinon içeren ürünler kullanılabilir.

Olası yan etkiler

  • UV ışınlarına karşı hassasiyet
  • Hiperpigmentasyona yakalanma riskinde artış
  • Kontakt dermatit
  • Cilt tahrişi

Tüm bu olası yan etkilerinin yanında kanserojen etkiye de sahip olduğu düşünülen hidrokinon içerikli ürünleri doktorunuz reçete etmedikçe kullanmamanız tavsiye edilir. Zaten bu sebeple birçok Avrupa ve Asya ülkesinde yasaklanmıştır.

A’dan Z’ye Aloe Vera Nedir?

Merhaba sevgili okurlarımız. Bu yazımızda son zamanlarda oldukça popüler olan ve sağlık alanında sıkça adı geçen aloe vera bitkisinden bahsedeceğiz. Besin değeri, üretimi, özellikleri… gibi bir çok ayrıntıya yer vereceğiz.

Aloe Vera Nedir?

Dünya üzerinde en çok Afrika’da yetişen ülkemizdeki tıbbi sarısabır olarak adlandırılan yaprağın içinde bulunan jel kıvamındaki sıvıdır.Yaklaşık olarak 2 bin yıldır kullanıldığı düşünülen bu sıvı Mısır’lıların da aktif olarak kullandığı düşünülmektedir.Firavunların cenazelerinde hediye olarak sunulduğu gözlenmiştir.Ülkemiz dışında ise ölümsüzlük bitkisi tabiri kullanılmaktadır.Amerika Aloe Vera ile 1970 yıllarında tanışmıştır ve zamanla tüm dünyaya yayılmıştır.Şimdi aloe veraya bu isim verilmesinin sebeplerini açıklamak için içinde bulunan bütün besin maddelerini sizler için yazıyoruz:

Aloe Vera İçinde Neler Vardır? Besin Değeri

Aloe ver ile yapılan çalışamalar sonucu yaklaşık 160 adet bileşen olduğu tespit edilmiştir. Kanıtlanmış ve bilimsel olarak açıklanan bu maddelerden en önemlilerini sizler için sıralayıp, açıklayalım:

%99 su ve %1 oranında kuru madde içermektedir.Bizi bu %1 lik oran ilgilendirmektedir.Verilerimizi bu orana göre yazacağız.

%2-4 Lif

%6- 7 Lipit 

%10 -15 karbonhidrat( Şeker)

%60- 75 Amino Asitler- Vitamin- Mineraller

Verilerimizden de anlayacağımız üzere yüksek oranda vitamin ve mineral içermektedir.Faydalı özellikle bu orandan kaynaklanmaktadır.

Amino Asitler:

Glisin,Valin,Lösin,İzolösin,Aspartik Asit, Glutamik Asit, olmak üzere 20 adet amino asit içermektedir.Aynı zamanda vücut için en gerekli 8 amino asidin 7 si aloe verada bulunur.Bu amino asitler proteinlerin yapı taşlarıdır.Yani protein ve enzim sentezi için görevlidir.Vücudun dışarıdan almak zorunda olduğu, vücudun üretemediği amino asitlerdir.

Amino asitler kısaca;enzimlerin çalışması,kasların üretilmesi,bütün hücre olaylarının hareket etmesi, kasların güçlenmesi kısaca yaşamsal faaliyetlerin yerine gelmesi için önemlidir.Ufak bir ayrıntıya yer vermek gerekirse bitkilerdeki amino asitler sindilebilirliği düşüktür.Hayvansal ürünlere göre %50 oranında azdır.Dolayısıyla aloe vera amino asit açısından eksiğimizi karşılasa da amino asit kaynağı olarak düşünülemez.

Enzimler:

Fosfataz: Fosfat grubunun parçalanmasında görev alan enzimdir.Karaciğerde salgılanmaktadır.

Amilaz: Sindirim enzimidir.Mideden geçen gıdaların bağırsaklarda parçalayan enzimdir.Sindirimi kolaylaştırır.

Katalaz: Genelde sıcak ülkelerde sütlerin korunması için katılan hidrojen peroksiti (H2O2) yi parçalayan enzimdir.Afrika’da sağılan sütleri korumak için H2O2 katılır ve süt tüketilmeden önce süte katalaz katılarak bu zehirli madde parçalanması sağlanır.

Lipaz: Yağların parçalanması sağlayan enzimdir.Bu özelliği gıda gıda olarak tüketilen aloe vera nın yağ yakıcı etkisi vardır.

Selülaz: Gıdalarda selülozu parçalar.İnsanda bulunmayan bir enzimdir ve faydası veya zararı yoktur.

Aloe vera’da bulunmayan tek enzim Laztaz’dır. Sütteki laktozu parçalamak için kullanılan enzimdir.İnsan bağırsağında doğal olarak bulunur.

Mineraller:

Demir: Kanda oksijeni taşıyan maddedir.Genellikle kan değeri düşük kişilerde meydana gelen eksiklik demir eksikliğidir.Aloe verada az da olsa bulunur.

Kalsiyum: Sağlıklı kemik ve diş yapısı için en gerekli minerallerin başında yer alır.

Manganez: kemik ve kıkırdak dokunan sağlıklı olması ve yenilenmesine yardımcı olur.

Selenyum: Bağışıklık sistemini güçlendiren mineraldir.Aynı zamanda stres enzimi olan kortizolun parçalanmasını sağlar.Yani stresi yok eder.

Çinko: Bağışıklık sistemini güçlendirir.Yaraların iyileştirme sürecini hızlandırır.

Diğer elzem bulunan mineraller:

Çinko, bakır,Sodyum,potasyum,klor

Vitaminler:

B1: Sinir sistemi için en önemli vitaminlerdendir.En ufak eksiklik vücut dengesinin bozulmasına sebep olur.

B2: Kırmızı kan hücrelerinin oluşmasında görevlidir.Eksikliğinde kansızlık oluşur.

B6: hemoglobin yani kanda oksijen ve besin maddelerini taşıyan kan hücrelerinin içinde bulunur ve sentezlenmesi için gerekli vitamindir.

C Vitamini: Bağışıklık sistemi, oksidansyon önleyici olarak kanser ve yaşlılığı önler, kalp ve damar sağlığı,sinir sistemi,sindirim gibi önemli metabolik olaylar için en gerekli vitaminlerden biridir.

E vitamini: Hücre ve cilt sağlığı için en önemli vitaminlerden biridir.Alor vera’nın cilt sağlığından kullanılmasının asıl sebeplerinden biridir. E vitamini ve türevleri aloe verada fazlaca bulunan nadir bitkilerden biridir.

İkincil Bileşenler:

Lignin: Sindirimi kolaylaştıran ve kolon kanserinden koruyan lif maddesi.

Salisilik Asit: Antibiyotik benzeri bir iltihap önleyici besin maddesidir.

Steroller: Kolesterolü parçalayan, kalp sağlığını koruyan maddedir.Zeytin yağında da bolca bulunur.

Tannik Asit: Anti mikrobiyal etkisi bulunur.

Saponin ve Glikozitler: Aloe verada en çok bulunan anti mikrobiyal ve anti septik özelliğe sahip bileşendir.Cilt sağlığını korumasına sebep olan en önemli ikincil bileşikler arasında yer almaktadır.

İçerğindeki bu faydalı bileşenler ile aloe veranın faydalarına kısaca değinelim:

Aloe Veranın Sağlık Açısından Faydaları Nelerdir?

Kabızlığı giderir ve sindirimi teşvik eder.Aynı zamanda lif içeriği ile kolon kanserini önler.

Ağız içinde ortaya çıkan yaraları ve iltihapları önler.

Ciltte akne oluşumu, sivilceler ve cilt lekelerinin oluşumunu önler.

Selülitleri azaltır.

Zayıflamanızı yardımcı olur.Yağ yakıcı enzimler içerir.

Saçta kepek oluşumunu önler.

Aloe vera, antibakteriyel özellikler gösterdiğinden böcek ya da sinek ısırıklarında kaşıntıyı yok etme ve ısırılan bölgede bakteri üremesini durdurma gibi olumlu etkiler gösteriyor.

Ciltte oluşan renk farklılıklarının hafiflemesini hatta çoğu zaman yok olmasını sağlıyor.

Aloe veranın içinden çıkarıp bir kaba biriktirdiğiniz jel ile saç diplerinizi masaj yaparak ovup ardından yıkadığınızda kepek sorununu ortadan kaldırıyor.

Banyo yaptıktan sonra nemli ya da kuruyken saçınıza uyguladığınızda ise saçlardaki elektriklenmeleri gideriyor ve düzleştiriyor.

Yağlı ciltlerde yağın dengelenmesine yardımcı olarak sürekli parıldamayan ama sağlıklı bir cilde sahip olmaya ön ayak oluyor

Aloe vera, bazı ciltlerde alerjik reaksiyonları yatıştırıcı etkiler gösterebiliyor, bu nedenle aloe vera jeli ya da jelinden elde edilen sabunlar bulunuyor.

Aloe vera tüketimi, antioksidan özelliği nedeniyle sinir sistemine de iyi geliyor, sinirlilik, uykusuzluk gibi sorunların üstesinden kolayca gelmenize yarıyor.

Yan Etkisi Var Mıdır?

Aloe Veranın Zararları Ve Yan Etkileri

 Kullanıldığında mide krampları veya aşırı ishal oluşursa dozu düşürmek veya kullanıma ara vermek gerekir. Hamileler veya emziren kadınlar tarafından kullanılmamalıdır. Crohn hastalığı, ülseratif kolit gibi bağırsak sorunları, aktif mide ülseri veya kanaması olanların aloe vera ekstrelerini, hekim tavsiyesi ve gözetimi olmadan dahilen kullanmaları tavsiye edilmez.Herhangi bir alerji veya kızarıklık durumunda doktora danışmanızı ve danışmadan kullanmamanızı tavsiye ederiz.

Mutlu ve Sağlıklı günler dileriz.

Kojik Asit

Kojik asit ilk olarak 1989 yılında Japonya’da keşfedilmiş bir asit türüdür. Japonya’da pirinç şarabı ve fermente olan kalan artıklar gibi bilim adamları tarafından yapılmış olan araştırmalara göre soya ve pirinç gibi diğer doğal gıdalarda da aslında kojik asite ait ürünler bulunduğu keşfedilmiştir. Bu asit ile ilgili olarak bilinmesi gerekir ki, bu ürün ağırlıklı olarak kozmetik ürünlerinde cilt beyazlatmak için kullanılmaktadır. Bir çok tüketici tarafından özellikle, ciddi anlamda özellikle yüzde ve ciltte bulunan çillerin tedavisinde ve koyu renkte olan leke ve çil tedavilerinde bu asit kullanılabilmektedir. Bu asiti içeren kullanımlarda herhangi bir sıkıntı şu ana kadar yaşanmamıştır ve kozmetik bir çok üründe kullanmaktadır. Aynı şekilde de gıda renk korunması ve bazı bakterilerin öldürme gibi amaçlarıyla gıda sektörü de bu ürünü kullanmaktadır ancak, özellikle kullanım alanlarının başında hiç kuşku yok ki kozmetik sektörü gelmektedir.

Kojik Asit Detayları

Şimdi sizlere kojik asit ile ilgili daha detaylı bilgi vermeye çalışalım. Bu asitin bireylerin cilt üzerinde ilk kullandıkları zaman hafif bir batma hissi verebilir. Bu durumda herhangi bir şekilde insanın korkmasına veya tedirgin olmasına gerek yoktur. Hassas ciltlerde muhtemelen asit ürünler kullanıldığı zaman cilt tahrişi de olabilir. Ancak bu konuda da sizlere söylenmesi gereken şudur ki, bu asit herhangi bir şekilde cildinize veya teninize zarar vermemektedir. Kolayca güneşte yanmak için losyon ve bunun haricinde cilt beyazlatmak için kremlerin hepsinde zaten bu üründen bulunmaktadır. Sağlık faydaları olarak da kullanılabilmektedir.

Kojik Asit Kullanımları

Özellikle antioksidan ve antibakteriyel özellikleri bilinen kojik asit birçok yemeğin içerisinde de bulunduğundan taze kalma ve uzun ömürlü olmasını sağlamaktadır. Bunların yanı sıra dermatologlar akne tedavisi kullanımında da krem ile reçetelerinde önerilerde bulunmaktadırlar. Ayrıca bu asit birçok üründe bulunmaktadır. Bu yüzden dolayı herhangi bir şekilde endişe etmeye gerek yoktur. Kanserojen ile ilgili olarak bazı çalışmalar yapılmış ve rapor edilmiştir. Bilim adamlarının bu çalışmalarına göre şu ana kadar kanser ile ilgili herhangi bir sıkıntısı olmadığı görülmüştür. Bunun yanı sıra yan etkileri ile ilgili olarak yapılan araştırmalarda da kojik asitle ilgili herhangi bir problemi rast gelinmemiştir.

İtibar Yönetimi Nedir

Bu yazımızda sizlere itibar yönetimi nedir? kurumsal itibar yönetimi nedir? örnekleri nelerdir? sorularının cevaplarından bahsedeceğiz.

İtibar Yönetimi Nedir

İtibar yönetimi (bazen rep yönetimi, çevrimiçi itibar yönetimi veya ORM olarak adlandırılır), o kişi hakkındaki çevrimiçi bilgileri etkileyerek bir kişi veya kuruluşun kamu algısını şekillendirmeye çalışmaktır.

İtibar Yönetimi Örnekleri

Şimdi size itibar-yonetimi.com sitesinden bir alıntı paylaşalım;

İtibar yönetimi, olumsuz yorumları, bilgileri veya arama sonuçlarını yok etmek ve istenen bir görüntüyü olumlu bir şekilde vurgulayan içerikleri tanıtmak için çaba ve kampanyaları içerir.

Yelp ve TripAdvisor gibi çeşitli tüketici inceleme sitelerini veya bir işletme web sitesinin inceleme veya referans sayfalarını düşünün. Her biri, işletmemiz veya kendimiz hakkında bilgiler içeren, ağzına kadar dolu organik ve dinamik bir ortamdır. İşletme sahiplerinin bilmediği şey, tüketici inceleme sitelerinin işletmelerin olumsuz veya zarar verici yorumları kaldırmasına izin vermemesidir. Hoşnutsuz çalışanlar, tüketiciler ya da sadece işe yaramaz internet trolleri kısa sürede hasara yol açabilir, bu nedenle itibar yönetimi genel bir iletişim programının bir parçası haline gelmelidir.

İtibar Yönetimi Nasıl Yapılır

İtibar yönetimi üç ana taktikte yoğunlaştırılabilir: onarım, yeniden kurma ve iyileştirme:

Onarım: Siz veya işletmeniz itibar telafisine ihtiyaç duyuyorsa, ilk adım hasarın bir kısmını tamir etmektir. Tüketici gözden geçirme sitelerinin kısıtlılıkları ve internet erişimini göz önünde bulundurarak, bunu uyumlu, düşünceli ve agresif bir şekilde ele almalısınız.

Yeniden İnşa Etme: İlk yangınlar söndürülünce, bir sonraki adım itibarı yeniden inşa etmek ve çeşitli halkla ilişkiler araçları (basın, sosyal medya, blog, vb.) aracılığıyla bir marka ya da ticari itibarı daha da büyütmektir.

İyileştirme: Negatifleri gömmek için markalar ve işletmeler SEO, düzenli yanıt ve sürekli izleme yoluyla dijital özellikleri ve itibarı optimize etmelidir.

Alıntıdan da anlaşılacağı üzere sürekli olarak kontrol altında tutulması gereken bir süreçten bahsediyoruz. Bu süreç, her türlü kriz planına sahip olmak zorundadır. Yaşanabilecek ani krizlerde, nitelikli bir ekip ve doğru kriz yönetimi stratejileri ile tarafınıza veya markanıza verilmek istenen zarar minimize edilebilir. Hatta bu tarz krizler fırsata bile çevirilebilir.

Kaynaklar

https://whatis.techtarget.com/definition/reputation-management

http://itibar-yonetimi.com/itibar-yonetimi/

Güneş Lekeleri İçin TCA Peeling

TCA peeling, toksik olmayan ve 20 yıldan uzun süredir cilt soyma işleminde kullanılan bir kimyasaldır. Tam ismi triklorasetik asit olan bu kimyasal cilde uygulandığında, hücrelerin üst katmanlarının kurumasına ve birkaç gün ile bir hafta arasında soyulmasına neden olur. Eski cilt soyulduktan sonra pürüzsüz bir dokuya ve daha düzgün bir renge sahip lekesiz yeni bir tabaka ortaya çıkar.

TCA Peeling Ne için kullanılır?

Kahverengi lekeler, yanık nedeniyle oluşan kırışıklıklar, melazma adı verilen ve çoğunlukla hamilelik ve hormonal değişiklikler nedeniyle oluşan lekeler, akne izleri ve en önemlisi güneş lekeleri tedavisinde TCA peeling uygulaması kullanılır.

TCA peeling etkisini gösterme süresi cildinizin derinliğine, kullandığınız asitin yoğunluğuna ve cildinizin güneşe maruz kalma süresiyle bağlantılıdır. Soyulma gerçekleştikten sonra 30-60 gün boyunca cildinizdeki iyileşme devam edecektir.

Maliyeti ise uygulamayı nerede yaptığınıza bağlıdır. Güzellik merkezlerinde en az 2 seans gerçekleştirilerek yapılacak olan uygulama; 250 TL ile 1000 TL arasında değişmektedir. Tüm detaylarını iyice öğrendikten sonra TCA peeling uygulamasını evinizde de yapabilirsiniz. Kendiniz yaparsanız maliyeti; TCA peeling asit oranına göre değişmekle beraber 25 TL ile 85 TL arasındadır.

Olası Yan Etkileri

  • Ağrı: Cildinizin soyulması büyük bir rahatsızlık vermese de ağrı hissetmeniz normaldir. Ağrı kesici ilaçlar size fayda sağlayacaktır.
  • Kızarıklık: TCA peeling uyguladıktan sonra 2 ile 8 hafta boyunca deride pembe veya kırmızı bir renklenme oluşabilir. Çok nadir de olsa bazı vakalarda 6 aya kadar devam ettiği görülmüştür.
  • Yara: TCA peeling, iyileşmesi bir haftayı bulan yüzeysel bir yaraya neden olabilir. Uygulama sonrasında cilt 2-8 hafta boyunca güneşe aşırı duyarlı olur.
  • Şişme: Uygulamadan hemen sonra cildinizde oluşabilecek şişme normal kabul edilir. Geçici bir durumdur ve 2-3 gün içinde normale dönmesi gerekir. Daha uzun sürerse bir dermatoloğa görünmeniz gerekir.
  • Güneş hassasiyeti: Tedaviden sonra 6 ya da 8 hafta doyunca güneşe ışınlarına maruz kalmamaya özen göstermelisiniz. Cildinizi güneşten korumak için şapka ve güneş gözlüğü kullanmadan dışarı çıkmayın. Güneş kremlerinin kullanımı da aynı derecede öneme sahiptir.

Alpha Arbutin Ve Faydaları

Alpha arbutin (alfa arbutin); saf, suda çözünebilen toz halinde üretilen ve halihazırda beyazlatıcı özellikli olan cilt bakım ürünlerinde kullanılan bir üründür. Alfa arbutinin tam olarak ne işe yaradığını, nerelerde kullanıldığını, hangi problemlerin tedavisinde etkili olduğunu açıklamaya başlayalım.

Alpha Arbutin Nedir

Eskiden tüm cilt bakım endüstrisi cilt beyazlatma konusunda hidrokinon adındaki maddeden kullanıyordu. Hidrokinon melanin üretimi yapan hücreleri öldürerek melanin üretimini engelliyordu. Yapılan araştırmalar ve deneyler sonucunda hidrokinon maddesinin kanserojen etkiye sahip olduğunu gösterince Amerika ve birçok Avrupa ülkesinde üretimi ve kullanımı yasaklandı ve cilt bakım endüstrisi yeni arayışlara girdi. Kojik asit ve diğer hidroksitler; kullanılabilecekleri en yüksek konsantrasyonlarda bile hidrokinon kadar etkili olamıyorlardı. Tabii ki tüm bunlar alfa arbutin bulunmadan önceydi.

Alfa arbutin, pigment üreten hücrelerin işleyişinden sorumlu enzimleri engelleyerek vücuttaki melanin üretimini azaltır. Hidrokinon ise bu hücreleri öldürerek melanin üretimini bitiriyordu. Yani amaç; sağlığımızı gözetmeksizin cildimizdeki güneş lekeleri ve melazma adındaki kahverengi lekeler gibi problemleri yok etmek olsaydı hidrokinon birinci tercihimiz olurdu. Ama cildimizi 3-5 lekeden arındırmak uğruna kansere yakalanma riskimizin artmasını istemeyeceğimiz için hidrokinon yerine alfa arbutin kullanmak en mantıklı tercih olacaktır. Ayrıca yapılan çalışmalarda; alfa arbutinin benzer alanlarda kullanılan kojik asitten daha hızlı ve etkili olduğunu göstermiştir.

Alpha Arbutin Faydaları

60 gönüllü üzerinde yapılan klinik çalışmada alfa arbutin ile kojik asit ve hidrokinon karşılaştırılmıştır. Gönüllüler her biri 20 kişiden oluşan 3 gruba ayrılmıştır ve 1 ay boyunca kullandıkları kremlerin etkiler ayrı ayrı incelenmiştir. Çalışma sonucunda hidrokinonun daha etkili olduğu fakat kanserojen etkiye sahip yan etkileri olduğu açıkça görülmüştür. Ayrıca %2 oranındaki alfa arbutinin %3 oranındaki askorbik asit ile UV ışınlarının neden olduğu güneş lekeleri üzerinde aynı sonuçları verdiği görülmüştür. Bu sebeple ikisi arasında bir tercih yapılması gerekirse alfa arbutin seçimi daha az oranda kimyasal maddeye maruz bıraktığı için doğru olacaktır.

Yapılan çalışmadan da görüldüğü üzere alfa arbutin cilt tonunuzu açmak, güneş lekelerinden kurtulmak, melazmayı tedavi etmek dahil olmak üzere tüm cildiniz için diğer ürünlere göre daha güçlü ve sağlıklı bir üründür.

Cilt bakım sektöründeki neredeyse bütün doktorlar ve kozmetik uzmanları da hidrokinon yerine alfa arbutinin kullanmanın daha faydalı olacağı kanaatinde. Bununla birlikte alfa arbutin oranının %2 veya %3’ü geçmemesi gerektiğini de ısrarla vurguluyorlar.

Son olarak; alfa arbutin ürününün hangi rahatsızlıkların tedavisinde kullanıldığından bahsedip yazımızı sonlandıralım.

  • Akne izleri
  • Hiperpigmentasyon
  • Karaciğer rahatsızlığı sebebiyle oluşan lekeler
  • Yaşlılık lekeleri
  • Göz altındaki koyu halkalar
  • Melazma
  • Güneş lekeleri

Gerilla Pazarlama Nedir?

Bu yazımızda sizlere gerilla pazarlama nedir? gerilla pazarlama nasıl yapılır? faydaları nelerdir? gibi soruların cevaplarından bahsedeceğiz.

Gerilla Pazarlama Nedir?

Gerilla Pazarlama, maksimum sonuç veren düşük maliyetli geleneksel olmayan pazarlama taktikleri üzerinde odaklanan bir reklam stratejisidir.

Orijinal terim, 1984 yılında “Guerrilla Advertising” adlı kitabında Jay Conrad Levinson tarafından yapıldı. Gerilla pazarlaması terimi, düzensiz bir savaş biçimi olan ve silahlı siviller tarafından kullanılan küçük taktik stratejileriyle ilgili gerilla savaşından esinlenmiştir. Bu taktiklerin çoğu pusu, sabotaj, baskın ve sürpriz unsurları içerir. Gerilla savaşı gibi, gerilla pazarlaması da pazarlama sektöründe aynı tür taktikleri kullanıyor.

Gerilla Pazarlama Nasıl Yapılır?

Şimdi size gerilla-pazarlama.com sitesinden bir alıntıyı paylaşalım;

Peki, bu yüksek bütçeleri karşılayamayacak ölçekte olan firmalar, nasıl rekabet edebilecekler? Sürekli artan rekabet koşullarında ayakta kalmayı başarabilmenin sırrı nedir? İşte burada devreye giren faktörlerden biri de gerilla pazarlamadır. Gerilla pazarlamayı normal pazarlama yöntemlerinden ayıran en önemli faktör, yüksek bütçelere ihtiyaç duymamasıdır.

Gerilla pazarlama, ucuz, yenilikçi ve yaratıcı stratejiler ile virale giderek, firmanın bilinirliliğini arttırmaya ve marka değerini yükseltmeye yönelik çalışmalardır.

Gerilla pazarlama, Jay Conrad Levinson’un geliştirdiği bir yöntemdir. Guerilla Marketing International şirketinin başkanı olan Levinson, Aynı isimle bir kitap yayınlamıştır. Aynı zamanda çok sayıda kitabı da bulunmaktadır. Levinson gerilla pazarlamayı; “bütçesi küçük, hayalleri büyük girişimciler için olan yaratıcı pazarlama tekniği” olarak açıklar.

Alıntıladığımız pasajdan da anlaşılacağı üzere bu pazarlama yöntemi düşük bütçeli ve önemli tanıtım etkilerine sahip bir yöntemdir.

Yine aynı siteden bir alıntıyla devam edelim;

Gerilla Pazarlama örnekleri

Levinson bahsi geçen kitabında güzel bir örnekten bahseder; “Küçük bir mobilya mağazasının, sağında ve solunda büyük mobilya mağazaları vardır. Bu büyük mobilya mağazalarının birinde, koca bir afişte “yüzde 60 indirim” diğerinde de “yüzde 75 indirim” yazmaktadır. Küçük mağazanın buna ayıracak bütçesi yoktur. Oda ufak bir pankart yapıp girişe asar. Pankartta yazan “ana giriş kapısı” dır. İşte gerilla ruhu budur”.

Gerilla pazarlamanın etkileşim sayısı çok büyük değildir. Ama fark yaratan özelliği sayesinde etkileşim oranı çok yüksektir. Bu pazarlama tekniği son dönemlerde o kadar etkili olmuştur ki, uluslararası firmalar dahi bu yöntemleri kullanmaya başlamıştır. KitKat çikolata firması kendi çikolatalarını andıran banklar üretmiş münferit noktalara üzerinde yarısı açılmış paket şeklinde görsellendirilmiş bu bankları yerleştirmiştir. Yine McDonald’s firması, yaya geçidinde bulunan sarı şeritleri patates dilimleri olacak şekilde kendi logolarını ekleyerek boyamıştır.

Günümüzde daha pek çok örneği bulunan bu teknik yavaş yavaş ülkemizde de uygulanmaya başlamıştır. Aynı şekilde reklam ve tanıtım ajanslarının düşük bir kısmı bu alan üzerinde çalışmalarına başlamıştır.

Kaynaklar

http://www.creativeguerrillamarketing.com/what-is-guerrilla-marketing/

http://gerilla-pazarlama.com/gerilla-pazarlama-nedir/